Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleriتمثالا بوذا باميان، في أفغانستان ذو الخمس والخمسين مترا طولا،
Ama daha karnın bile çıkmamış. Beni sorgulamayı bırak, Jakey! Yoksa seni 6 fit kadar yeraltına gömerim!Ale ty nic nie urodzilas przestan kwestionując mnie, Jakie bo cie pochowam 6 Metrow pod Ziemia
Anthony Fitzherbert안토니 피츠어버트 (Anthony Fitzherbert)는
Anthony Fitzherbertמהנדס חקלאי,
Anthony Fitzherbertوهو مهندس زراعي
Anthony Fitzherbertヘルマンドを旅することができ、
Başka bir düşünme yolu ise, ne kadar metreniz varsa o kadar fitiniz olacağıdır, değil mi?다르게 생각해보면 야드로 가지고 있는 거보다 피트로는 더 많이 가질 수 있어요 그렇죠?
Başka bir düşünme yolu ise, ne kadar metreniz varsa o kadar fitiniz olacağıdır, değil mi?Másféleképpen gondolkodva, minél több yardunk van, annál még több lábunk lesz, ugye?
Başka bir düşünme yolu ise, ne kadar metreniz varsa o kadar fitiniz olacağıdır, değil mi?Potete vedera così, non importa quante iarde abbiate ci saranno sempre più piedi, giusto?
Başka bir düşünme yolu ise, ne kadar metreniz varsa o kadar fitiniz olacağıdır, değil mi?Také se můžeme ptát, kolik yardů máme v každé další stopě?
Başka bir düşünme yolu ise, ne kadar metreniz varsa o kadar fitiniz olacağıdır, değil mi?Y otra forma de pensarlo es: las yardas que sea que tengas siempre vas a tener más en pies que en yardas, ¿no?
Başka bir düşünme yolu ise, ne kadar metreniz varsa o kadar fitiniz olacağıdır, değil mi?Друг начин да разглеждаме това е, колкото повече ярдове имате, ще имате повече футове, нали така?
Belediye, sonuçta, High Line'nın çevreleyeceği 12 milyon fit karelik bir alan planladı.그리고 도시는 계획했습니다 -- 좋은것인지 나쁜것인지 -- 12만 평방피트의 개발과 하이라인이 그것을 둘러 가도록 말이죠.
Belediye, sonuçta, High Line'nın çevreleyeceği 12 milyon fit karelik bir alan planladı.Die Stadt plant - auf Gedeih und Verderb - einen Quadratkilometer zu erschließen, den die Hochtrasse umringt.
Belediye, sonuçta, High Line'nın çevreleyeceği 12 milyon fit karelik bir alan planladı.Mesto plánovalo za všetkých okolností vytvoriť na 1 km2 zástavbu, okolo ktorej by sa tiahol park High Line.
Belediye, sonuçta, High Line'nın çevreleyeceği 12 milyon fit karelik bir alan planladı.Miasto zaplanowało -- na dobre i złe -- 110ha na rozwój przestrzeni, którą High Line będzie otaczać.
Belediye, sonuçta, High Line'nın çevreleyeceği 12 milyon fit karelik bir alan planladı.והעיר תכננה -- לטוב או לרע -- 12 מיליון רגל רבועים של פיתוח שהקו הגבוה יביא סביבו.
Belediye, sonuçta, High Line'nın çevreleyeceği 12 milyon fit karelik bir alan planladı.والمدينة قد خططت -- للأفضل أو للأسوء -- 12 مليون قدم مربع من التنمية سيلتف حولها الهايلاين.
Belediye, sonuçta, High Line'nın çevreleyeceği 12 milyon fit karelik bir alan planladı.ハイライン周辺の114万km2の 開発を計画しています しかしハイラインを特別にしているのは
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.저는 우리 모두가 420평방 피트 안에 살아야 한다고 말하는 것은 아니에요.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.En siis väitä, että meidän kaikkien tulisi asua 39 neliön tilassa.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Ich sage nicht, dass wir alle auf 40 m2 leben müssen.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Ik zeg niet dat we allemaal moeten wonen op 40 m².
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Je ne dis pas que nous devons tous vivre dans 39 m².
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Não estou a dizer que precisamos todos de viver num apartamento de 39m2.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Nem azt mondom, hogy mindannyiunknak 39 négyzetméteren kéne élnie.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Neříkám, že všichni musíme žít na 40 m2.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Ne trdim, da moramo živeti na 39 kvadratnih metrih.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Nie mówię, że wszyscy mamy mieszkać na 40 metrach.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.No digo que todo lo que necesitamos para vivir son 40 m2.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Non voglio certo dire che dobbiamo tutti iniziare a vivere in 40 metri quadri.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Nu spun că trebuie să trăim cu toții în 40 metri pătrați.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Så jag säger inte att vi alla måste leva på 39 kvadratmeter.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Så jeg siger ikke, at vi alle er nødt til at leve på 39 kvadratmeter.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Saya tidak mengatakan kita semua harus hidup dalam ruangan berukuran 420 kaki persegi.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Takže netvrdím, že všetci musíme žiť v priestore s rozlohou 40 m2.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Vậy tôi không nói rằng tất cả chúng ta cần sống trong diện tích 150 mét vuông.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Δεν λέω πως πρέπει όλοι να ζούμε σε 40 τ.μ.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Така че аз не казвам, че ние всички трябва да живеем в 420 квадратни фута (40 кв. метра).
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Тож я не кажу, що ми всі маємо жити в 420 кв. футах
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.Я не говорю, что нам всем надо жить на 40 кв. метрах.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.אז אני לא אומר שכולנו צריכים לחיות ב40 מטר מרובעים.
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.لا أزعم أن علينا العيش.. في 420 قدم مربع
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.我唔係話每個人都需要生活 在420平方呎裏。
Ben, herkes 420 fit karelik bir alanda yaşasın demiyorum.暮らせと言っているのではありません しかしコンパクトな生活の利点は分かって下さい
Beni sorgulamayı bırak, Jakey! Yoksa seni 6 fit kadar yeraltına gömerim!Pare de me questionar Jake ou eu te coloco a 7 palmos
Beni sorgulamayı bırak, Jakey! Yoksa seni 6 fit kadar yeraltına gömerim!Přestaň se mě ptát, Jakie nebo tě zahrazim 6 stop pod zem!
Beni sorgulamayı bırak, Jakey! Yoksa seni 6 fit kadar yeraltına gömerim!Спри да ме разпитваш Джейки че ще те заровя 6 метра под земята
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem. Ama balıklarınız ne yiyor?"Я знаю, чувак, — водоросли, фитопланктон, взаимосвязи — всё это хорошо, но что ест ваша рыба?
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem."Da ştiu, filfizonule, algele, fitoplanctonul, relaţiile, este uimitor.
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem."Eu sei, meu, as algas, o fitoplâncton, "as relações, é fascinante.
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem."Hele, chlape, já vím, řasy, fytoplankton, vztahy, je to úžasný.
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem."Ich weiß, Junge, die Algen, der Phytoplankton, die Beziehungen, das ist unglaublich.
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem."Ik weet het, kerel, de algen, de fytoplankton, de relaties, het is geweldig.
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem."Jag vet, algerna, växtplanktonen, relationerna, det är fantastiskt.
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem."Je sais, mec, les algues, le phytoplancton, les relations, c'est super...
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem."알아요 알아, 해조류, 식물성 플랑크톤 관계. 다 좋죠.
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem."Lo so, lo so, le alghe, il fitoplancton, le relazioni, sì, è incredibile.
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem."No wiem, czubku. Algi, fitoplankton, relacje, wszystko to jest niesamowite.
"Biliyorum dostum, algler, fitoplanktonlar, ilişkiler, muhteşem."Saya tahu, Bung, ganggang, fitoplankton, hubungan timbal balik, itu mengagumkan.