Bu şekilde finanse edebilirdik.S tem ovrednotimo vaše učenje.
Bu şekilde finanse edebilirdik.Tak moglibyśmy to spieniężyć.
Bu şekilde finanse edebilirdik.Và đây chính là cách mà chúng tôi có thể lưu hành nó.
Bu şekilde finanse edebilirdik.Zo maken we dit ten gelde.
Bu şekilde finanse edebilirdik.Μπορούμε να επωφεληθούμε απο αυτό.
Bu şekilde finanse edebilirdik.Вот так мы можем на этом зарабатывать.
Bu şekilde finanse edebilirdik.Ось як ми можемо це перетворити на гроші.
Bu şekilde finanse edebilirdik.Така че ето как бихме могли да печелим от това.
Bu şekilde finanse edebilirdik.וכך ניתן לייצר מזה כסף.
Bu şekilde finanse edebilirdik.هكذا يمكننا تحويل ذلك الى نقد
Bu şekilde finanse edebilirdik.学習者は学習しながら価値を生んでいるので
Bu şekilde finanse edebilirdik.這就係我哋貨幣化學習嘅方法
Bu siyahi çetenin giriştikleri şeyin daha parlak finansal gayretlerden biri olmadığı sonradan ortaya çıktı.Ami végül nem bizonyult az egyik legsikeresebb pénzügyi befektetésnek ennek a fekete bandának.
Bu siyahi çetenin giriştikleri şeyin daha parlak finansal gayretlerden biri olmadığı sonradan ortaya çıktı.De Iowa franchise bleek voor deze zwarte bende, niet een van de meest briljante financiële ondernemingen.
Bu siyahi çetenin giriştikleri şeyin daha parlak finansal gayretlerden biri olmadığı sonradan ortaya çıktı.Für diese schwarze Gang war es eines der weniger brillanten finanziellen Unterfangen.
Bu siyahi çetenin giriştikleri şeyin daha parlak finansal gayretlerden biri olmadığı sonradan ortaya çıktı.흑인들로만 구성된 갱단이 시도하기에는 결코 현명한 사업이 못돼죠.
Bu siyahi çetenin giriştikleri şeyin daha parlak finansal gayretlerden biri olmadığı sonradan ortaya çıktı.Que, para esta banda negra, no fue una de las más brillantes operaciones financieras que hayan emprendido.
Bu siyahi çetenin giriştikleri şeyin daha parlak finansal gayretlerden biri olmadığı sonradan ortaya çıktı.To nie było najszczęśliwsze przedsięwzięcie finansowe gangu.
Bu siyahi çetenin giriştikleri şeyin daha parlak finansal gayretlerden biri olmadığı sonradan ortaya çıktı.To se ale pro gang černochů ukázalo jako ne jeden z brilantních finanční podniků, kterého se ujali.
Bu siyahi çetenin giriştikleri şeyin daha parlak finansal gayretlerden biri olmadığı sonradan ortaya çıktı.Което се оказа за тази черна банда, че не беше от най-добрите финансови операции, когото те бяха предприели.
Bu siyahi çetenin giriştikleri şeyin daha parlak finansal gayretlerden biri olmadığı sonradan ortaya çıktı.ולכנופיה השחורה הזו הסתבר שזה לא המבריק במבצעים הפיננסיים שהם לקחו על עצמם.
Bu siyahi çetenin giriştikleri şeyin daha parlak finansal gayretlerden biri olmadığı sonradan ortaya çıktı.مما وجدنا أنها لعصابة سوداء، ليست من أفضل الطرق من الناحية المالية التي من الممكن أن يتخذوها.
Bu siyahi çetenin giriştikleri şeyin daha parlak finansal gayretlerden biri olmadığı sonradan ortaya çıktı.財政面での努力の実らない場所でした (笑)
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.A fost cel mai mare con financiare în istorie.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.Był to największy przeket finansowy w historii.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.Byl to největší finanční podvod v historii.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.Detta var det största finansiella bedrägeriet i historien.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.È stato il più grande raggiro finanziario che la storia ricordi.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.Es war der größte Finanzbetrug seit Beginn der Geschichtsschreibung.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.Ez volt a legnagyobb pénzügyi átverés az egész történelemben.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.Foi o maior golpe financeiro na história registrada.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.Fue la mayor estafa financiera en la historia.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.Het was het grootste financiële contract in de geschiedenis.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.Se oli maailmanhistorian laajamittaisin taloudellinen huijaus.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.Ηταν η μεγαλύτερη χρηματιστηριακή απάτη στην σύγχρονη ιστορία.
Bu tarihin en büyük finansal dolandırıcılığı idi.انه كان أكبر عملية نصب مالي في التاريخ
Bütün bu finansal kurumların bilançolarında.V rozvahách všech těchto finančních institucích.
Bütün bu finansal kurumların bilançolarında.それが、正確な数字かは解りません。
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.그래서 그들은 이 모임을 주최하고 후원했습니다. 그리고 35명의
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.Así que organizaron y financiaron esta conferencia.
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.Au găzduit și finanțat această întâlnire.
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.Ils ont donc participé à l'organisation et au financement de cette conférence.
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.Jadi mereka mengadakan dan membiayai pertemuan ini.
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.National Geographic hat diese Konferenz veranstaltet und gesponsert. Und 35 Wissenschaftler,
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.National Geographic zasponsorowało spotkanie.
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.Per questo hanno ospitato e finanziato questo incontro.
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.Por isso, eles foram os anfitriões e patrocinadores deste encontro.
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.Tehát ők levezették és pénzügyileg támogatták ezt a találkozót.
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.Vì vậy, họ đã tổ chức và tài trợ cho hội thảo này.
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.Φιλοξένησαν, λοιπόν, και χρηματοδότησαν αυτή τη συνάντηση.
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.Поэтому Нэшенл Джиографик и организовал эту конференцию и выделил средства на её проведение.
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.אז הם אירחו ומימנו את הפגישה הזו. ו 35 מדענים
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.لقد استضافوا ومولوا هذا الاجتماع.و35 عالما
Bu yüzden, bu toplantıyı düzenleyip finanse ettiler.彼らは自然保護生物学者や分子生物学者で
Bu yüzden finans müdürü ona güvenemediğini söylediğinde... ...sinirlenip ondan ayrıldı, değil mi?Então quando o gerente de investimentos disse que não confiava nela... Ela ficou brava e terminou com ele?
Bu yüzden finans müdürü ona güvenemediğini söylediğinde... ...sinirlenip ondan ayrıldı, değil mi?Jadi saat manager keuangan itu bilang dia tak percaya padanya... Dia marah dan meninggalkannya ?
Bu yüzden finans müdürü ona güvenemediğini söylediğinde... ...sinirlenip ondan ayrıldı, değil mi?그래서 그 펀드매니저 아저씨가 자길 못 믿고 다그쳤을 때 홧김에 그만 만나자고 한 거구나
Bu yüzden finans müdürü ona güvenemediğini söylediğinde... ...sinirlenip ondan ayrıldı, değil mi?Y cuando el gestor de fondos dijo que no podía confiar en ella... ...¿se enojó y cortó con él?
Bu yüzden finans müdürü ona güvenemediğini söylediğinde... ...sinirlenip ondan ayrıldı, değil mi?Значить, коли фондовий менеджер сказав, що не вірить їй вона розсердилася і порвала з ним?
Bu yüzden finans müdürü ona güvenemediğini söylediğinde... ...sinirlenip ondan ayrıldı, değil mi?..لذا حينما قال مدير الصندوق بأنه لا يستطيع الوثوق بهـا غضبت و قطعت علاقتها به؟