Ana içeriğe geç
Sözlük

filmci ile cümle

filmci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Almanya'da filmcilik konusunda eğitim gördü.He received education in Germany on film production.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir. Çok mantıklıydı.So, filmmaking was the way to put pictures and stories together, and that made sense.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.And with "The Abyss," I was putting together my love of underwater and diving with filmmaking.
Uluslararası karaktere sahip olan etkinlik, filmci ve oyuncular arasında da son derece popüler.It has an international character, and is very popular among moviemakers and actors.
Kaplanoğlu'nun "Altın Ayı"sı, bir Türk filmcinin Berlinale'de kazandığı ikinci ödül oldu.Kaplanoglu's "Golden Bear" is the second won by a Turkish filmmaker in the history of the Berlinale.
Erkek kardeşi ünlü çizgi filmci Charles E. Kelly'dir.He was the son of the cartoonist Charles E. Kelly.
Orlando Corradi , İtalyan çizgi filmci, film yapımcısı ve yönetmeni.Orlando Corradi is an Italian film director, animator, and film distributor.
Dulac 1914'te oyuncu arkadaşı Stacia Napierkowska aracılığıyla filmciliğe ilgi duymaya başladı .Dulac became interested in film in 1914 through her friend, actress Stacia Napierkowska.
Los Angeles'ta bulunan bağımsız tarzda filmler yapan "Wildwell Filmcilik" adındaki film şirketinin sahibidir.Elle a une compagnie de cinéma indépendante appelée Wildwell Films, basée à Los Angeles.
Güney Filmcilik yayınları.Éditions Actes Sud.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Projesi kapsamında düzenlenen bir yarışmada filmcilik üzerine eğitim aldı.Le film a été développé à partir de la collecte d'images sélectionnées lors d'un concours de photographie.
1969, Tahran), İranlı filmcidir.Warda (2008) est un film égyptien.
Los Angeles'ta bulunan bağımsız tarzda filmler yapan "Wildwell Filmcilik" adındaki film şirketinin sahibidir.Tiene una compañía de películas independientes llamada Wildwell Films con sede en Los Ángeles.
1969, Tahran), İranlı filmcidir.Tango (1969), película búlgara.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Projesi kapsamında düzenlenen bir yarışmada filmcilik üzerine eğitim aldı.Brał także udział w Filmowym Projecie Rozwoju Narodów Zjednoczonych, organizowanym w ramach konkursu.
1975 yılında filmcilik hayatına başlamıştır.W roku 1975 rozpoczęła realizację własnych filmów.
1975 yılında filmcilik hayatına başlamıştır.През 1975 година започва работа в телевизията.
Bu altı film, Türk filmciliğine gerçek anlamda girişi sağlamıştır.Šie nauji filmų kūrėjai pradėjo filmuoti tikroviškesnį turkų/kurdų gyvenimą.
Almanya'da filmcilik konusunda eğitim gördü.Seejärel õppis ta Põhja-Koreas filmitegemist.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Bei "Abyss" konnte ich meine Vorliebe für die Unterwasserwelt und das Tauchen mit dem Filmemachen verbinden.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.E con "The Abyss" ho unito il mio amore per le profondità e le immersioni con la realizzazione di un film.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Elokuvassa "Abyss - syvyys" yhdistin rakkauteni vedenalaiseen maailmaan elokuvan teon kanssa.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.En met "The Abyss", bracht ik m'n liefde voor onderwater en duiken, samen met films maken.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Halál és A mélység titka. A Mélység titkában összehoztam a két szerelmemet a merülést és a filmrendezést.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum."어비스"에는 깊은 바다와 잠수에 대한 제 애정을 함께 담았습니다.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Och med "Avgrunden" så kombinerade jag min kärlek för undervatten och dykning med filmskapande.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Og med "Dybet" satte jeg min kærlighed for det at være under vandet og dykning sammen med det at skabe film.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Și cu "Abisul", am împreunat dragostea mea pentru peisajele subacvatice și scufundarea cu creația de filme.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Và với "The Abyss", tôi hòa chung tình yêu của mình dành cho thế giới nước và việc lặn với cùng việc làm phim.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.V "Propasti" jsem spojil dohromady svou lásku k světu pod hladinou a potápění s filmem.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.W "Otchłani" udało mi się połączyć moje zamiłowanie do świata podwodnego i nurkowania oraz kręcenia filmów.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Y con "The Abbys", junté mi amor por estar bajo el agua y el buceo, con hacer películas.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Και με την "Άβυσσο", συνδύασα την αγάπη μου για τη θάλασσα και τις καταδύσεις με τη σκηνοθεσία.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.В "Бездне" соединились моя любовь к подводным погружениям и кинематограф.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.И с "Бездната," аз комбинирах моята любов към подводния свят с правенето на филми.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Я поєднав у "Безодні" мою любов до підводного світу з кінематографом.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.ועם הסרט "מצולות", שילבתי את אהבתי למעמקי הים וצלילה, עם עשיית סרטים.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.وفي فلم " ذا أبيس " كنت اضع مع حبي للاعماق والغوص حبيَ لصناعة الافلام
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.愛情を 映画制作に注ぎました 二つの情熱を組み合わせたんですね
Çocukken sürekli karikatürler falan çiziyordum. Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Então, realizar filmes era a forma de juntar imagens e histórias e isso fazia todo o sentido.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Alors, le cinéma était le moyen de mettre ensemble des photos et des histoires Et cela avait du sens.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Also waren Filme der Weg, Bilder und Geschichten zusammenzuführen.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Aşadar, crearea de filme era modul de a pune imaginile și poveștile împreună.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Así que, hacer películas era un modo de poner imágenes e historias juntas.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir. Çok mantıklıydı.Så, det at lave film var en måde til at sætte billeder og historier sammen, og det gav mening.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Elokuvien tekeminen oli tapa yhdistää kuvat ja tarinat. Siinä oli järkeä.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Films maken was de manier om beelden en verhalen samen te brengen.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.한 마디로 영화제작은 그림과 줄거리를 합치는 작업이었죠. 그런 의미에서 일리가 있는 선택이었어요.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Kręcenie filmów było więc sposobem na połączenie obrazów z opowieściami. I to miało sens.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Quindi fare film era l'unico modo per mettere insieme immagini e storie. Tutto tornava.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Så filmskapning var möjligheten att sätta bilder och berättelser tillsammans.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Takže točení filmů byla cesta, jak spojit obrázky a příběhy dohromady. Dávalo to smysl.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Và làm phim chính là cách đặt những bức hình và những câu chuyện lại với nhau.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Η σκηνοθεσία ήταν ο τρόπος για να συνυπάρξουν εικόνες και ιστορίες.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Итак, кино давало возможность соединить изображения и истории вместе.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Така че правенето на филми беше начин да се съчетаят рисунките и историите.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Тож кіно було єдиним способом поєнати зображення та історії.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.אז, עשיית סרטים הייתה הדרך לשלב תמונות וסיפורים ביחד. וזה היה הגיוני.
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.لذا صناعة الافلام .. كانت هي الطريقة المثلى لوضع الصور ضمن القصص معاً .. وبدا هذا منطقي جدا لي
Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.一緒にできます 理想的でした そしてもちろん 私が選んだストーリーは
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod