Ana içeriğe geç
Sözlük

filiz ile cümle

filiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Một phần khác rơi vào bụi gai, gai mọc lên với hột giống, làm cho nghẹt ngòi.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Némely esék a tövis közé; és a tövisek vele együtt növekedvén, megfojták azt.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.O altă parte a căzut în mijlocul spinilor: spinii au crescut împreună cu ea şi au înecat -o.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Och somt föll bland törnen, och törnena växte upp tillsammans därmed och förkvävde det.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Og noget faldt midt iblandt Torne, og Tornene voksede op med og kvalte det.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Og noget falt midt iblandt torner; og tornene vokste op med og kvalte det.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Otra parte cayó entre los espinos, y los espinos crecieron al mismo tiempo y la ahogaron
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Un'altra cadde in mezzo alle spine e le spine, cresciute insieme con essa, la soffocarono
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Und etliches fiel mitten unter die Dornen; und die Dornen gingen mit auf und erstickten's.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Une autre partie tomba au milieu des épines: les épines crûrent avec elle, et l`étouffèrent.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.και αλλο επεσεν εις το μεσον των ακανθων, και συμφυτρωσασαι αι ακανθαι απεπνιξαν αυτο
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.а иное упало между тернием, и выросло терние и заглушило его;
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.А инше впало між тернину; й розвившись тернина в ним, поглушила його.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.Друго пък падна всред тръните; и заедно с него порастнаха тръните и го заглушиха.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.ויש אשר נפל בתוך הקצים ויצמחו הקצים עמו וימעכהו׃
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.وسقط آخر في وسط الشوك. فنبت معه الشوك وخنقه.
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.有 落 在 荊 棘 裡 的 、 荊 棘 一 同 生 長 、 把 它 擠 住 了
Kimi, dikenler arasına düştü. Filizlerle birlikte büyüyen dikenler filizleri boğdu.有 落在 荊棘裡 的 、 荊棘 一同 生長 、 把 它 擠住了
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.A drugie padło na opokę, a gdy wzeszło, uschło, przeto iż nie miało wilgotności.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.A iné padlo na skalu a vzíduc uschlo, pretože nemalo vlahy.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.A jiné padlo na skálu, a vzešlé uvadlo, nebo nemělo vláhy.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.És némely esék a kõsziklára; és mikor kikelt, elszárada, mert nem vala nedvessége.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.In drugo pade na skalo, in bržko vzraste, usahne, ker nima vlage.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Ja osa putosi kalliolle, ja oraalle noustuaan se kuivettui, kun sillä ei ollut kosteutta.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.더러는 바위 위에 떨어지매 났다가 습기가 없으므로 말랐고
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Một phần khác rơi ra nơi đất đá sỏi, khi mới mọc lên, liền héo đi, vì không có hơi ẩm.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Một phần khác rơi ra nơi đất_đá sỏi , khi mới mọc lên , liền héo đi , vì không có hơi ẩm .
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.O altă parte a căzut pe stîncă; şi, cum a răsărit, s'a uscat, pentrucă n'avea umezeală.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Og noget faldt på Klippen; og da det voksede op, visnede det, fordi det ikke havde Væde.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Og noget falt på stengrunn; og da det var vokset op, visnet det, fordi det ikke hadde væte.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Otra parte cayó sobre la roca, y cuando creció, se secó, porque no tenía humedad
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Outra caiu sobre pedra; e, nascida, secou-se porque não havia umidade.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Un'altra parte cadde sulla pietra e appena germogliata inaridì per mancanza di umidità
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Und etliches fiel auf den Fels; und da es aufging, verdorrte es, darum daß es nicht Saft hatte.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.Une autre partie tomba sur le roc: quand elle fut levée, elle sécha, parce qu`elle n`avait point d`humidité.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.αλλο δε επεσεν επι την πετραν και αναφυεν εξηρανθη, διοτι δεν ειχεν ικμαδα
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.А друго падна на канарата; и щом поникна изсъхна, защото нямаше влага.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.а иное упало на камень и, взойдя, засохло, потому что не имело влаги;
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.А инше впало на камінь; і посходивши, посохло, бо не мало вогкости.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.ויש אשר נפל על הסלע ויצמח וייבש כי לא היתה לו לחה׃
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.وسقط آخر على الصخر فلما نبت جف لانه لم تكن له رطوبة.
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.有 落 在 磐 石 上 的 、 一 出 來 就 枯 乾 了 、 因 為 得 不 著 滋 潤
Kimi kayalık yere düştü, filizlenince susuzluktan kuruyup gitti.有 落在 磐石 上 的 、 一 出 來 就 枯乾 了 、 因 為 得 不 著 滋潤
Kimi, toprağı az kayalık yerlere düştü. Toprak derin olmadığından hemen filizlendi.A drugo pade na skalnata tla, kjer nima veliko prsti, in precej požene, ker nima globoke zemlje.
Kimi, toprağı az kayalık yerlere düştü. Toprak derin olmadığından hemen filizlendi.A iné padlo na skalnaté miesto, kde nemalo mnoho zeme, a hneď vzišlo, lebo nemalo hlbokosti zeme.
Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi.A iné padly na skalnaté miesta, kde nemaly mnoho zeme, a hneď vzišly, pretože nemaly hlbokosti zeme;
Kimi, toprağı az kayalık yerlere düştü. Toprak derin olmadığından hemen filizlendi.A jiné padlo na místo skalnaté, kdežto nemělo mnoho země, a hned vzešlo; neb nemělo hlubokosti země.
Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi.Drugo pa pade na skalnata tla, kjer nima veliko prsti, in precej požene, ker nima globoke zemlje.
Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi.Er viel ook wat zaad op steenachtige grond. Omdat er weinig aarde lag, kwam het vlug op.
Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi.Jiná pak padla na místa skalnatá, kdežto neměla mnoho země; a rychle vzešla, protože neměla hlubokosti země.
Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi.더러는 흙이 얇은 돌밭에 떨어지매 흙이 깊지 아니하므로 곧 싹이 나오나
Kimi, toprağı az kayalık yerlere düştü. Toprak derin olmadığından hemen filizlendi.더러는 흙이 얇은 돌밭에 떨어지매 흙이 깊지 아니하므로 곧 싹이 나오나
Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi.Một phần khác rơi nhằm chỗ đất đá sỏi, chỉ có ít đất thịt, bị lấp không sâu, liền mọc lên;
Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi.Một phần khác rơi nhằm chỗ đất_đá sỏi , chỉ có ít đất_thịt , bị lấp không sâu , liền mọc lên ;
Kimi, toprağı az kayalık yerlere düştü. Toprak derin olmadığından hemen filizlendi.Một phần khác rơi nhằm nơi đất đá sỏi, chỉ có ít đất thịt, tức thì mọc lên, vì bị lấp không sâu;
Kimi, toprağı az kayalık yerlere düştü. Toprak derin olmadığından hemen filizlendi.Một phần khác rơi nhằm nơi đất_đá sỏi , chỉ có ít đất_thịt , tức_thì mọc lên , vì bị lấp không sâu ;
Kimi, toprağı az kayalık yerlere düştü. Toprak derin olmadığından hemen filizlendi.Némely pedig a köves helyre esék, a hol nem sok földje vala, és hamar kikele, mivel nem vala mélyen a földben.
Kimi, toprağı az kayalık yerlere düştü. Toprak derin olmadığından hemen filizlendi.Outra caiu no solo pedregoso, onde não havia muita terra: e logo nasceu, porque não tinha terra profunda;
Kimi, toprağı az kayalık yerlere düştü. Toprak derin olmadığından hemen filizlendi.Un'altra cadde fra i sassi, dove non c'era molta terra, e subito spuntò perché non c'era un terreno profondo
Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi.αλλα δε επεσον επι τα πετρωδη, οπου δεν ειχον γην πολλην, και ευθυς ανεφυησαν, επειδη δεν ειχον βαθος γης,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod