Uzman filan değilim. Ben dublörüm.А нет, я не специалист, я его заместитель!
Uzman filan değilim. Ben dublörüm.Никакъв специалист, аматьор съм.
Uzman filan değilim.Ik ben geen expert.
Uzman filan değilim.Nejsem žádný expert.
Uzman filan değilim.Nu sunt expert.
Uzun zamandır takip ediyormuş, ilk defa yazmış. Falan, filan...Долго вас смотрю, пишу первый раз...
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.Czyli "ci konkretni profesorowie itd. nie są w stanie tego dokonać", albo "to w ogóle niemożliwe".
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.Eso podría significar que estos tipos, profesores, etc., no podrán hacerlo o que no es posible.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.즉, 이 사람들, 교수나 기타 여러 사람들이 프로젝트를 할 수 없다거나, 프로젝트가 가능하지 않다는 것입니다.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.Και θα εννοούσαν ότι αυτοί εδώ, οι καθηγητές κλπ δε θα μπορούσαν να το κάνουν ή ότι δεν είναι δυνατόν.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.И это значит: либо именно у "них" — профессоров и прочих — не получится, либо это просто невозможно.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.וזה יכול להיות שהחברה האלה, פרופסורים כאלה לא יצליחו, או שזה בלתי אפשרי.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.وذلك يعني إمّا أن هؤلاء اﻷشخاص، اﻷساتذة الجامعيّون وما شابه لم يستطيعوا فعلها، أو أنها غير ممكنة.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.不可能だというのです でも、12月12日にクアンタ社が製造に同意しました
Ve gerçekten de polis geldi-- çünkü bizi hapse atıp 20'sinden sonra filan salıvermek istiyordular.당연히 경찰들은 찾아 왔습니다. 우리를 잡아 감옥에 넣은 후 20일 후쯤 그들이 내킬 때 꺼내 줄 생각이었죠.
Ve gerçekten de polis geldi-- çünkü bizi hapse atıp 20'sinden sonra filan salıvermek istiyordular.20日過ぎにならないと解放してもらえません 6月10日に警察に家を囲まれた時
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.DNAを導入し 少し待つと
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.Du wirst es wohl in ein Straußenei injizieren oder in etwas Ähnliches.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.E, imagino, injeta-se aquilo talvez num ovo de avestruz, ou qualquer coisa parecida.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.E probabilmente lo iniettate in un uovo di struzzo, o in qualcosa di simile.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.És valószínűleg befecskendezed egy strucc tojásba vagy valami ahhoz hasonlóba.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.Et j'imagine que vous l'injectez dans un oeuf d'autruche, ou quelque chose comme ça.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.Jeg tror man injicerer det i et strudse-æg eller sådan noget.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.Je zou het misschien in een struisvogelei kunnen injecteren, of iets dergelijks.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.그리고 그것을 타조알 같은것에 주입하는 겁니다.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.Och jag antar att du injicerar det kanske i ett strutsägg, eller något sådant.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.Saya tebak mungkin Anda akan memasukkannya ke dalam telur burung unta, atau sesuatu yang mirip itu.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.Și probabil îl injectezi într-un ou de strut, sau ceva de genul ăsta.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.Wstrzykujesz je do strusiego jaja, czy czegoś podobnego.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.Y supongo que lo inyecta, quizá en un huevo de avestruz o algo por el estilo.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.Και υποθέτω ότι το εισάγετε με ένεση ίσως σε ένα αβγό στρουθοκαμήλου, ή κάτι τέτοιο.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.Дальше ты, например, вводишь эту ДНК в яйцо страуса или в что-то подобное.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.И предполагам го инжектираш в може би щтраусово яйце, или нещо такова.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.ואני מניח שאתה מזריק אותו אולי לביצת יען, או משהו בסגנון.
Ve muhtemelen bir devekuşu yumurtasına filan enjekte edersiniz. ya da benzer bir şeye.ومن ثم تضعه في بيضة نعامة ربما او نحو ذلك
Ve sana e-mail veya küçük filan gönderebilseler...Dann würden sie einem eine E-Mail oder ähnliches senden.
Ve tabi ki harikalar filan.Samozřejmě jsou úžasné a tak dále.
"Yalan söylüyorsun. Ben bir Tanrı filan görmüyorum'"Ty lžeš, já žádného Boha nevidím!"
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.사실, 사람들은 무엇이 좋은 테루아를 만드는지에 대해 논쟁합니다. 테루아는 기후와 연관있어, 아니야 토양이야. 생각해 보세요, 뭘까요?
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.Мы спорим об этом -- мы говорим, что это климат, это почва, это то. И что вы думаете?
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.Ние в действителност спорим и дебатираме за това -- казваме, че това е от климата, от почвата, от това.
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.אתם יודעים מה, אנו מתווכחים על זה ואומרים שזה האקלים, האדמה וכולי. נחשו מה?
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.حسناً، اوتعرف، نحن نتناقش كثيرا حول ذلك فمرة نقول انه الجو ، او التربة او ذلك الشيء. حسنا ، أتدري؟
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.やれ気候だ やれ土だと何だと しかし聞いてください そもそも葡萄園が何なのかを 解明できるのです
Yaşlı kadın bir skandal çıkarıyor filan.Batrana a obtinut un scandal si tot.
Yaşlı kadın bir skandal çıkarıyor filan.Den gammla damen får en skandal och annat.
Yaşlı kadın bir skandal çıkarıyor filan.De oude dame heeft een schandaal en zo.
Yaşlı kadın bir skandal çıkarıyor filan.Die alte Lady sorgt für ein Skandal und allem.
Yaşlı kadın bir skandal çıkarıyor filan.La vecchia signora trova uno scandalo e tutto il resto.
Yaşlı kadın bir skandal çıkarıyor filan.La vieille femme fait un scandal et tout.
Yaşlı kadın bir skandal çıkarıyor filan.Si tante ternyata ada skandal dan yang lainnya.
Yaşlı kadın bir skandal çıkarıyor filan.Stara pani wywołuje skandal i to wszystko.
Yaşlı kadın bir skandal çıkarıyor filan.Η γριά έχει και σκάνδαλο κι από όλα.
Yaşlı kadın bir skandal çıkarıyor filan.Скандал вокруг пожилой женщины и всё такое.
Yazdığımız zaman, 2.7 falan filan, biraz çirkin bir sayı. -이 숫자는 사실 써 내려가기에는 좀 지저분해요 2.7 어쩌구저쩌구 그렇죠.
Yazdığımız zaman, 2.7 falan filan, biraz çirkin bir sayı. -Este número es algo feo cuando escribes 2.7 cualquiera que sea, sea cual sea.
Yazdığımız zaman, 2.7 falan filan, biraz çirkin bir sayı. -Este número é um tanto feio de se escrever, '2.7', alguma coisa, alguma coisa.
Yazdığımız zaman, 2.7 falan filan, biraz çirkin bir sayı. -Ta liczba jest raczej brzydka kiedy ją się zapisze jako 2.7 coś tam, coś tam.
Yazdığımız zaman, 2.7 falan filan, biraz çirkin bir sayı. -Това число е грозно когато го запишем - 2,7 нещо, нещо
- Ýţlemeleri filan fena deđil.Να σας συστήσω.