Maruf Kerhi'den feyiz almıştır.He hailed from Snåsa.
Onu Lût ile beraber kurtarıp, bütün insanlar için kutlu ve feyizli kıldığımız diyara ulaştırdık.So We delivered him and Lot, and brought them to the land We had blessed for all the people.
Kendisine de İshak'a da feyiz ve bereketler verdik.And We blessed him and Isaac.
O dem ki Sidre'yi bir feyiz sarıyor, sardıkça sarıyordu...When the Lote-tree was covered over with what it was covered over;
Allah hidâyeti kabul edip doğru yola gelenlerin ise feyizlerini artırır.God increases in guidance those who accept guidance.
Maruf Kerhi'den feyiz almıştır.Lilienthal erreichte gegen ihn ein Remis.
Onun ilim ve feyiz kaynağı ders ve sohbetlerine devâm ederek ilimde yüksek dereceye erişti.Ihre Hauptaufgabe war die Verkündigung und die Lehre.
Onun ilim ve feyiz kaynağı ders ve sohbetlerine devâm ederek ilimde yüksek dereceye erişti.Tu étends sur toute chose Ta miséricorde et Ta science.
92-94. ^ Feyizoğlu, Turhan.1998. pp. 91-94. ↑ Édition du Félin.
Ancak bu güzîde mekândan feyiz alanlar sadece bunlar değildir.وما من سبيل إلى الحصول على هؤلاء الناس إلا أن تكون أخلاق (الحاكم) نفسه صالحة".
Pek çok kimse onun sohbetlerinde bulunup feyiz aldı.Muitos lhe dão o crédito por tê-los despertado.
92-94. ^ Feyizoğlu, Turhan.S. 92-94. VÁŇA, Zdeněk.
Pek çok kimse onun sohbetlerinde bulunup feyiz aldı.Sokan keresték fel kérdéseikkel, problémáikkal.
Aslının, vahye dayanan yüksek, sırlı, feyizli ve kuvvetli dualardan birisinin de Sekine olduğu kabul edilir.道は真理であり、無極(むごく)と呼ばれ、また太極とか太素と呼ばれる。
Onun ilim ve feyiz kaynağı ders ve sohbetlerine devâm ederek ilimde yüksek dereceye erişti.崔谦也竭尽自己的智慧和才能,加以匡正辅佐。
Aslının, vahye dayanan yüksek, sırlı, feyizli ve kuvvetli dualardan birisinin de Sekine olduğu kabul edilir.Obećala je milosti, onima koji će moliti (svaki dan) i širiti ovu pobožnost.