ferahlatıcı ile cümle
ferahlatıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Bir bardak soğuk su sıcak havada çok ferahlatıcıdır.A glass of cold water is very refreshing in hot weather.
Bu ferahlatıcı.It's refreshing.
O, ferahlatıcı bir yürüyüş yaptı.He made a refreshing walk.
O oldukça ferahlatıcı.It's quite refreshing.
Ferahlatıcı bir tadı var.It has a refreshing taste.
Tom ferahlatıcı, dürüst ve iyi bir genç adam.Tom is refreshing, honest and a good young man.
Bu ferahlatıcı bir değişiklik.This is a refreshing change of pace.
Onun ferahlatıcı olduğunu düşündüm.I thought it was refreshing.
Bu ferahlatıcı değil mi?Isn't this refreshing?
Nehir kenarı boyunca ferahlatıcı bir yürüyüş yaptı.He took a refreshing walk along the riverside.
Onu çok ferahlatıcı buluyorum.I find that very refreshing.
Su ferahlatıcıdır.The water is refreshing.
His çok ferahlatıcı.Feels very refreshing.
Ferahlatıcı, değil mi?Isn't it refreshing?! - Your Highness! - Your Highness!
Serin ve ferahlatıcı bir akarsu diyeceksiniz.A cool and refreshing stream of water, you say.
Ve sonra erken yatak ve ferahlatıcı uyku.And then the early bed and the refreshing sleep.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.It's lovely because it is an embodiment of something refreshing and delicious.
Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim).Neither cool nor agreeable.
Sıkılaştırıcı ve ferahlatıcı Grewia drupaları özellikle yaz aylarında popülerdir.The astringent and refreshing Grewia drupes are particularly popular in summertime.
Tadı çok ekşi ve ferahlatıcıdır.Pur schmeckt es säuerlich und erfrischend.
Tadı çok ekşi ve ferahlatıcıdır.Det smagte syrlig og frisk.
Büyük sorunlarıma ölümüm beni ferahlatıcı ne iyi çare olacak.").Sống nhọc thích chết, thương xót có lợi ích gì?"
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Aceste mici decorațiuni, aceste tipuri neintenționate de design mi se par a fi reconfortante.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Deze plaatjes, deze toevallige stukjes design, vind ik verfrissend.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Dla mnie te małe winietki, małe przypadkowe fragmenty designu, są bardzo pokrzepiające.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Encuentro que estas pequeñas viñetas, estas piezas de diseño accidentales, son refrescantes.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Ho trovato che queste piccole vignette, questi piccoli e casuali pezzi di design, fossero rinfrescanti.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Ich finde diese kleinen Vignetten, dieses kleine, zufällige Design, erfrischend.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Je trouve ces petites vignettes, ces petits designs accidentels, rafraîchissants.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.이러한 모양을 발견했죠 이러한 의도되지 않은 디자인 작품들이 뭔가 신선하고
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Намирам тези малки винетки, тези малки случайни елементи на дизайн, за освежителни.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.Я нахожу эти маленькие виньетки, эти случайные части дизайна, освежающими.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.אני מוצא את עיטורי השוליים הקטנים הללו, את פיסות העיצוב המקריות האלו, להיות מרעננים.
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.أنا أجدها كصور موجزة صغيرة كتصاميم خدثت بالصدفة لكي تكون منعشة
Ben bu küçük cici, bu kazara bir tasarım ürünü haline gelmiş yapıları iç açıcı, ferahlatıcı buluyorum.小さなデザインというのは 新鮮に感じられます こういった作品はどこか
Biz genellikle yemekten sonra domino oynadı. Ve sonra erken yatak ve ferahlatıcı uyku.Chúng tôi thường chơi cờ domino sau khi ăn tối.
Biz genellikle yemekten sonra domino oynadı. Ve sonra erken yatak ve ferahlatıcı uyku.En général, nous jouaient aux dominos, après le dîner.
Biz genellikle yemekten sonra domino oynadı. Ve sonra erken yatak ve ferahlatıcı uyku.우리는 일반적으로 저녁 식사 후 도미노 해줬습니다. 그리고 일찍 잠자리와 상쾌한
Biz genellikle yemekten sonra domino oynadı. Ve sonra erken yatak ve ferahlatıcı uyku.Mi általában játszott dominó vacsora után.
Biz genellikle yemekten sonra domino oynadı. Ve sonra erken yatak ve ferahlatıcı uyku.Obvykle jsme hráli domino po večeři.
Biz genellikle yemekten sonra domino oynadı. Ve sonra erken yatak ve ferahlatıcı uyku.Зазвичай ми грали в доміно після обіду.
Biz genellikle yemekten sonra domino oynadı. Ve sonra erken yatak ve ferahlatıcı uyku.لعبنا الدومينو عادة بعد تناول العشاء. ثم الفراش في وقت مبكر وتحديث
Biz genellikle yemekten sonra domino oynadı. Ve sonra erken yatak ve ferahlatıcı uyku.眠る。我々は素晴らしい時間を過ごしました。
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve상쾌한 느낌과 맛있는 느낌을 구체화하였기에
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Bájos, mert valami üdítő és finom dolognak a megtestesülése.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Benda ini sangat indah karena ia menggambarkan sesuatu yang menyegarkan dan enak.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.C'est beau parce que c'est une incarnation de quelque chose de rafraichissant et de délicieux.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Den er smuk, fordi det er en legemliggørelse af noget forfriskende og lækkert.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.E' belissima perché è la materializzazione di qualcosa di rinfrescante e delizioso.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.É linda porque é a encarnação de uma coisa refrescante e deliciosa.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.E minunată pentru că este o întruchipare a unui lucru răcoritor şi delicios.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Es ist wundervoll, weil es eine Verkörperung ist von etwas Erfrischendem und Köstlichem.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Es preciosa porque es la encarnación de algo refrescante y delicioso.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Het is genoeglijk omdat het een belichaming is van iets verfrissends en lekkers.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Jest urocza, bo ucieleśnia coś świeżego i pysznego.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Je to půvabné, protože je to ztělesnění něčeho osvěžujícího a lahodného.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Nó đẹp vì nó là hiện thân của một điều gì đó thuần khiết và thoải mái.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Είναι θαυμάσιο επειδή είναι η αναπαράσταση του αναζωογονητικού και του γευστικού.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Бутылка прекрасна, так как она олицетворяет что-то освежающее и очень вкусное.
Bu çok hoş çünkü ferahlatıcı ve lezzetli bir şeyin somut örneği.Прекрасно е, защото е въплъщение на нещо освежаващо и вкусно.