Ana içeriğe geç
Sözlük

feminist ile cümle

feminist kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.Στα 18 μου, υπό την εξαιρετική καθοδήγηση της μητέρας μου, ήμουνα, όπως θα φαντάζεστε, αψήφιστα φεμινίστρια.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.К 18 годам, находясь под маминой опекой, я была, как вы можете догадаться, ярой феминисткой.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.На 18 години, под отличното напътствие на майка ми, бях, както можете да си представите, непокорна феминистка.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.בגיל שמונה עשרה, תחת חסותה הנהדרת של אימי, הפכתי עד מהרה, כפי שאתם יכולים לצפות,
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.في سن الثامنة عشر و تحت الوصاية المتميزة من أمي, أصبحت و كما تتوقعون
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.素晴らしい母親の指導のもと、 ご想像通り、 完全にフェミニストになっていました
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı. Feminist olduğuma karar verdim.Ked v 18tich moji mužský kamaráti neboli schopní vyjadriť svoje pocity som sa rozhodla, že som feministka.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Aber sie war nicht die einzige Feministin im Haus.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Ale ona nebola jediná feministka v domácnosti.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Ale ona nie była jedyną feministką w rodzinie.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Dar ea nu era singura feministă din casă.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.De nem az anyám volt otthon az egyetlen feminista.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.하지만 저희집에서 엄마만 페미니스트인 것이 아니었죠.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Maar zij was niet de enige feministe thuis.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Mais elle n'était pas la seule féministe à la maison.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Ma lei non era l'unica femminista in casa.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Mas ela não era a única feminista lá em casa.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Namun ibu bukan satu-satunya feminis di rumah.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Nhưng bà không phải là người ủng hộ nữ quyền duy nhất trong nhà.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Pero mi mamá no era la única feminista en la casa.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Αλλά δεν ήταν η μόνη υπέρμαχος του φεμινισμού στο σπίτι.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Але вона була не єдиною феміністкою в домі.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Но мама была не единственной феминисткой в нашем доме.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.Но тя не беше единствения феминист в къщата.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.אבל היא לא היתה הפמיניסטית היחידה בבית.
Ama evdeki tek feminist annem değildi.لم تكن والدتي مناصرة لحقوق المرأة في منزلنا فحسب
Ama evdeki tek feminist annem değildi.父は、実際に男性に限った
Ama yine de, feminizm Afrikalı olmadığı için bu kez kendime "mutlu Afrikalı feminist" demeye karar verdim.Da Feminismus unafrikanisch war, beschloss ich, mich "glückliche afrikanische Feministin" zu nennen.
Ama yine de, feminizm Afrikalı olmadığı için bu kez kendime "mutlu Afrikalı feminist" demeye karar verdim.Dar cum feminismul nu era pur african, am hotărât să mă numesc "o feministă africană fericită".
Ama yine de, feminizm Afrikalı olmadığı için bu kez kendime "mutlu Afrikalı feminist" demeye karar verdim.어쨌든, 페미니즘이 비아프리카적이라 저는 이제 스스로를 이렇게 부르기로 했습니다. '행복한 아프리카 페미니스트'
Ama yine de, feminizm Afrikalı olmadığı için bu kez kendime "mutlu Afrikalı feminist" demeye karar verdim.Но так как феминизм не был в почёте в Африке, я решила называть себя "счастливой феминисткой из Африки".
Ama yine de, feminizm Afrikalı olmadığı için bu kez kendime "mutlu Afrikalı feminist" demeye karar verdim.عموما بما أن الحركة النسوية غير أفريقية، قررت أن أطلق على نفسي نسوية أفريقية سعيدة
Ama yine de, feminizm Afrikalı olmadığı için bu kez kendime "mutlu Afrikalı feminist" demeye karar verdim.今度は「幸せなアフリカ人フェミニスト」 と名乗ることにしました ある時点で私は 男性嫌いでない 幸せなアフリカ人フェミニストでした
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:A minha mãe nunca teria pensado em si mesma como uma feminista, mas costumava dizer sempre:
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:어머닌 자기 자신을 전혀 페미니스트라고 생각해본적이 없었지만, 항상 말씀하곤 하셨죠.
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:Magáról sosem gondolta volna, hogy feminista, de anyám mindig is azt mondta:
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:Mama mea nu s-ar fi considerat niciodată o feministă, dar întotdeauna obişnuia să spună,
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:Mama nie uważała się za feministkę, ale zawsze mówiła,
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:Ma mère ne s'est jamais considérée comme une féministe, cependant elle avait l'habitude de dire :
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:Mia madre non si sarebbe mai immaginata femminista, ma diceva sempre:
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:Nunca se hubiera considerado a sí misma feminista, mi madre, pero siempre solía decir,
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:Sie hätte sich niemals für eine Feministin gehalten, meine Mutter, aber sie hat immer gesagt:
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:Ze zou zichzelf nooit als feministe gezien hebben, maar mijn moeder zei altijd:
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:Вона б ніколи не визнала себе феміністкою, моя мати, але вона завжди говорила:
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:Майка ми за нищо на света не би се смятала за феминистка, но винаги казваше:
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:Она бы никогда не сочла себя феминисткой, моя мать, но она всегда говорила,
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:והיא מעולם לא חשבה על עצמה שהיא פמיניסטית, אימי, אבל היא נהגה לומר,
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:والدتي لم تكن تعتبر نفسها من أنصار حركة تحرير المرأة، ولكنها كانت دائماً تقول:
Annem kendini hiç bir zaman feminist olarak görmedi. ama annem hep şunu söylerdi:でも 母はよくこういいました 「男に出来ることで 私に直せないものはない」
Bana feminist diyen ilk kişi de oydu. 14 yaşlarımdayken Okuloma'nın evinde tartışıyorduk.Han var också den första personen som kallade mig feminist.
Bana feminist diyen ilk kişi de oydu.A fost și primul care mi-a zis că sunt o feministă.
Bana feminist diyen ilk kişi de oydu.Er war auch der erste, der mich als Feministin bezeichnete.
Bana feminist diyen ilk kişi de oydu.Il a aussi été la première personne qui m'a appelée " féministe ".
Bana feminist diyen ilk kişi de oydu.그리고 처음으로 저를 페미니스트라고 부른 사람이었습니다.
Bana feminist diyen ilk kişi de oydu.También fue la primera persona que me llamó feminista.
Bana feminist diyen ilk kişi de oydu.Он был первым, кто назвал меня феминисткой.
Bana feminist diyen ilk kişi de oydu.وهو أول شخص يطلق علي لفظ (نسوية)
Bana feminist diyen ilk kişi de oydu.私は14歳くらいで 彼の家で口論をしていました
Bana insanların romanımı feminist bulduklarını söyledi.Er sagte mir, dass Leute behaupteten, der Roman sei feministisch und sein Rat an mich war,
Bana insanların romanımı feminist bulduklarını söyledi.Han talade om för mig att folk sa att min roman var feministisk.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod