Ana içeriğe geç
Sözlük

fazla ile cümle

fazla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Çok fazla kalmış elma yok.There aren't very many apples left.
Tom bu gece fazla mesai yapıyor olabilir.Tom might be working overtime tonight.
Bu gece fazla mesai yapmak zorundayım.I have to work overtime tonight.
Daha fazla meyve yiyin.Eat more fruit.
Demlikte fazla çay yok.There's not much tea left in the pot.
Tom'u seni sevdiğimden çok daha fazla seviyorum.I like Tom a lot more than I like you.
Sana söylemem gereken çok daha fazla şey var.There's so much more I need to say to you.
Kutuda daha fazla elma yoktu.There were no more apples in the box.
Keşke çok daha fazla param olsa.I wish I had a lot more money.
Daha fazla para ödünç alamam.I can't borrow any more money.
Tom ailesiyle daha fazla zaman geçirmek istiyordu.Tom wanted to spend more time with his family.
Tom ailesiyle daha fazla zaman geçirmek istiyor.Tom wants to spend more time with his family.
Daha fazla zamana ihtiyacın olacağını düşünüyor musun?Do you think you'll need more time?
Neden bunların bir tanesinden daha fazla almadın?Why didn't you buy more than one of these?
Daha fazla ne önerebilirz?What more can we offer?
Biraz daha fazla kalmamız gerektiğini düşünüyor musun?Do you think we should've stayed a little longer?
Tom daha fazla ne istiyor?What more does Tom want?
Onlar daha fazla ne istiyor?What more do they want?
Çok fazla, çok fazladır.Too much is too much!
Bu kış normalden çok daha fazla karımız vardı.We've had much more snow this winter than is normally the case.
Ben giysilere çok fazla harcıyor muyum?Am I spending too much on clothes?
Kazandığından daha fazla para harcamamalısın.You should not spend more money than you earn.
Kazandığınızdan daha fazla para harcamamalısınız.You shouldn't spend more money than you earn.
İçimde Fransızca'mın çok fazla gelişmediğine dair bir his var.I have the feeling that my French isn't improving much.
Kazandığından fazla harcamaman gerekir.You shouldn't spend more than you earn.
Gereğinden fazla akıllısın.You're too clever for your own good.
Bir ara verelim! Daha fazla devam edemem.Let's take a pause. I cannot continue any longer.
Dünyanın daha fazla sevgiye ihtiyacı var.The world needs more affections.
Dünyanın daha fazla duyarlılığa ihtiyacı var.The world needs more tenderness.
Ailemle daha fazla zaman geçirmek isterim.I would like to spend more time with my family.
Ben ailemle daha fazla vakit geçirmek istiyorum.I'd like to spend more time with my family.
Bekle, daha fazlası var.Wait, there's more.
"Şimdi en fazla ne istiyorsun?" "Para.""What do you want the most now?" "Money."
Çayım biraz fazla şekerli.My tea is a little too sweet.
Arkanı toplayarak çok fazla zaman harcıyorum.I spend far too much time picking up after you.
Gerçekten fazla bir seçeneğimiz yok, değil mi?We don't really have much of a choice, do we?
Çok fazla su kullanma.Don't use too much water.
Çok fazla TV izliyorsun.You watch too much TV.
O, Tom için çok fazlaydı.It was too much for Tom.
Tom'a karşı fazla sert olma.Don't be too rough on Tom.
Bugün çok fazla yemek yedim.I've eaten too much today.
Planladığımdan daha fazla içtim.I drank more than I was planning to.
Gelecek sefer çok fazla konuşma.Don't talk so much next time.
Bu defa daha fazla söyleyemeyiz.We can't say any more at this time.
Çok fazla zaman kaybetme.Don't waste too much time.
Hiç daha fazla zamanımız yok.We don't have any more time.
İhtiyacım olan daha fazla zaman.What I need is more time.
Bunun için çok fazla sorun yaşayabilirdim.I could get in a lot of trouble for this.
Bunu yapmak bazen birden fazla kişi gerektirir.Sometimes it takes more than one person to do this.
Bundan daha fazla ödenmesini umuyordum.I expected to be paid more than this.
Ondan daha fazlasını yapamaz mıyız?Can't we do more than that?
Aslında bundan daha fazlasını yapmana ihtiyacım var.I actually need you to do more than just that.
Ondan daha fazlasını yapacağız.We'll do more than that.
Burada bu bavula yerleştirmek için çok fazla şey var.There are too many things here to fit into this suitcase.
Yahniye çok fazla havuç koydun.You put too many carrots in the stew.
Tom Mary'nin çok fazla soru sorduğunu düşünüyordu?Tom thought that Mary was asking too many questions.
Çok fazla biber kullanmayın.Don't use too much pepper.
Ben fazla ücret alındığını düşünüyorum.I think I've been overcharged.
Tom bana ihtiyacım olandan daha fazla para verdi.Tom gave me more money than I need.
Tom çok fazla biliyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to know very much.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
fazla ile cümle - Sayfa 50 - fazla kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App