Ana içeriğe geç
Sözlük

fazla ile cümle

fazla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Birçok kişi, sosyal medya üzerinde çok fazla kişisel bilgi koyuyor.Many people put too much personal information on social media.
Bu gürültüye daha fazla dayanamıyorum artık.I can't stand this noise anymore.
Ben kahveyi siyah çaydan daha fazla severim.I like coffee more than black tea.
Ken'in senden çok daha fazla kitabı var.Ken has many more books than you.
Demokrasinin bütün sorunları daha fazla demokrasi ile tedavi edilebilir.All the ills of democracy can be cured by more democracy.
Yirmi yıldan fazladır onu tanıyorum.I've known her for more than twenty years.
Sana daha fazla para vermeyeceğim.I'm not giving you any more money.
Hiçbir şey beni daha fazla memnun edemez.Nothing could please me more.
İşletmeler, son 52 ay içinde 9.7 milyondan fazla özel sektör istihdamı yarattılar.Businesses have created more than 9.7 million private sector jobs in the past 52 months.
Altmıştan fazla kişi gözaltına alındı.Over sixty people were arrested.
Televizyon izlemeye çok fazla zaman harcama.Don't spend so much time watching television.
Sen onu benden fazla seviyorsun.You love him more than me.
En fazla beş dolarım var.I have no more than five dollars.
Seninle konuşmak için daha fazla zamanım olsun istiyorum.I'd like to have more time to talk with you.
Kuzey Wisconsin'de bulunabilecek fazla şey yok.There's not much to be found in northern Wisconsin.
Çin'de bir milyardan fazla insan yaşar.More than a billion people live in China.
Bilim hakkında daha fazla bilmek istiyorum.I would like to know more about science.
Kıyıya gitmek için hâlâ çok fazla soğuk.It's still too cold to go down to the water.
ABD'de, morfin türevi ilaçlar trafik kazalarından daha fazla ölüme neden olmaktadır.In the USA, opioids claim more victims than traffic accidents.
Zaten çok fazla biliyorsun.You already know too much.
Annem komşularımızı çok fazla sevmez.My mother likes our neighbors not too much.
Ciğerlerinde fazla su vardı.He had excess water in his lungs.
Çocuklar kurşun zehirlenmesi için daha fazla risk altındadır.Children are more at risk for lead poisoning.
Muhtemelen anlayabildiğinden daha fazlasını biliyorum.I know more than you could possibly comprehend.
O bize fazla iyilik yapmayacak.That won't do us much good.
Benim birden fazla saklanma yerim var.I have more than one hiding place.
Biz fazla güvende olamayız.We can't be too safe.
Tom bize daha fazla sorun çıkarmayacak.Tom isn't going to give us any more trouble.
Keşke Tom'un benim için daha fazla zamanı olsa.I wish Tom had more time for me.
Artık daha fazla zaman harcamayı göze alamam.I can't afford to waste any more time.
Tom'un burada yapabileceği fazla bir şey yok.There's nothing more Tom can do here.
Sanırım biraz fazla bekliyordum.I guess I was expecting a little more.
Tom ve Mary arkadaştı, daha fazla bir şey değil.Tom and Mary were friends, nothing more.
Tom daha fazla bir şey söyleyemedi.Tom could say nothing more.
Ben daha fazlasını bilmek zorundaydım.I had to know more.
On üç gün gündür, muhtemelen daha fazladır, burada bulunuyorum.I've been here thirteen days, possibly more.
Ben Tom'dan başka herkesten daha fazla nefret ediyorum.I hated Tom more than anybody else.
Bunun gerçekleşmesi ihtimalinin fazla olduğunu sanmıyorum.I don't think there's much chance of that happening.
Ben çok fazla plan yapmaktan hoşlanmam.I don't like to plan too much.
Tom, çok fazla konuşması hariç hoş bir adam.Tom is a nice guy, except that he talks too much.
Bu sadece çok fazla.This is just too much.
Tom seni çok fazla sever.Tom loves you so much.
Sen çok daha fazla sermayeye ihtiyaç duyuyorsun.You need a lot more capital.
Anlatacak daha fazla fıkram yok.I don't have any more jokes to tell.
Söyleyecek daha fazla esprim kalmadı.I don't have any more jokes left to tell.
Tom'la daha fazla iletişim kurmayacaksın.You're to have no further contact with Tom.
Tom hakkında daha fazla bilmemen çok üzücü.It's a pity you didn't know more about Tom.
Tom zorunda olduğunun daha fazlasını açığa vurmak istemedi.Tom didn't want to reveal more than he had to.
Nasıl daha fazla net olabilirim bilmiyorum.I don't know how to be more clear.
Daha fazla kalmama imkân yok.I can't possibly stay any longer.
Şimdi Tom'un sana her zamankinden daha fazla ihtiyacı var.Tom needs you now more than ever.
Biz bir saatten fazladır burada oturuyoruz.We've been sitting here for over an hour.
Bizim fazladan diş fırçalarımız var.We have extra toothbrushes.
Sadece bana daha fazla fıkra anlatma.Just don't tell me any more jokes.
Muz fiyatı son birkaç yıldır fazla değişmedi.The price of bananas hasn't changed much over the past few years.
Tom'un bizim için gereğinden fazla odası var.Tom has more than enough room for us.
Sen çok fazla ciddisin.You're so very serious.
Bu sadece çok fazla tehlikeli.It's just way too dangerous.
Bütün ihtiyacım, fazladan üç gündür.All I need is three more days.
Hey, ben ondan daha fazlasını isteyemem.Hey, I can't ask for more than that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod