Ana içeriğe geç
Sözlük

fazla ile cümle

fazla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Futbolu çok fazla seviyorum.I'm crazy about football.
O, yeni işiyle daha fazla sorumluluk aldı.With his new job, he's taken on more responsibility.
Endonezya çok fazla adadan ve iki yarımadadan oluşur.Indonesia consists of many islands and two peninsulas.
Çok fazla istiyorsun.You're asking for too much.
Dünya nüfusunun üçte birinden fazlası kıyı yakınında yaşar.More than a third of the world population lives near a coast.
Ben daha fazla istiyorum.I want more.
Ne yazık ki fazla boş vaktim olmayacak.Unfortunately I will not have much free time.
Onun tablolarından biri, açık artırmada bir milyon dolardan daha fazla getirdi.One of his paintings fetched more than a million dollars at auction.
O benden on kilo fazla geliyor.He weighs ten more kilos than me.
Çok fazla yersen kilo alırsın.You will get fat if you eat too much.
Çok fazla yemek, sağlığın için zararlıdır.Eating too much is bad for your health.
Onun söylediklerine çok fazla önem yüklüyorsun.You attach too much importance to what he says.
Özgeçmişim hakkında çok fazla endişelenmiyorum.I don't worry so much about my resume.
Yarım saatten daha fazla bir süredir onları gözden kaybettik.We lost sight of them over half an hour ago.
O başladığı işle çok çok fazla para kazanıyor.She's making money hand over fist with the business she started.
Sonunda o antik radyo için 500 dolardan fazla ödemek zorunda kaldım.In the end, I had to fork over $500 for that antique radio.
Tekneyle gezi, arabayla olandan daha fazla zaman alır.A trip by boat takes more time than one by car.
Klava her şeyi fazla basitleştiriyor.Klava oversimplifies everything.
Çocukken odamda yalnız başına kitap okuyarak çok fazla zaman geçirdim.When I was a child, I spent many hours reading alone in my room.
Bugün dünkünden daha fazla bulutlar var.There are more clouds today than yesterday.
Daha fazla sebze ye.Eat more vegetables.
Bir ev sadece bir binadan daha fazlasıdır.A home is more than a mere building.
Biz çok fazla idik.We were one too many.
Cehennemde daha fazla yer yok.There's no more room in hell.
Son zamanlarda, o çok fazla içki içiyor.Recently, he's been drinking too much.
Sen benden daha fazla kazandın.You obtained more than me.
Acı gerçekle yüzleşmemek için konuyu fazla deşmeye cesaret edemiyorum!I dare not probe too deeply, lest I uncover the awful truth!
Bugün dünden daha fazla rüzgar var.There's more wind today than yesterday.
Bazen sorular bize cevaplardan daha fazla bilgi sağlar.Sometimes, questions provide us with more information than answers.
Daha fazla yüzemeyecek hale gelene kadar yüzdü.He swam until he could swim no more.
Fazla zamanımız yok, acele edelim.We don't have much time. Let's hurry.
Bir cümlenin bir dilde birden fazla anlamı olabilir.One sentence may have multiple meanings in one language.
Kulübün 50'den fazla üyesi var.The club has more than 50 members.
Virüsün daha fazla yayılmasını engellemek için ciddi tedbirler alınmalı.Drastic measures must be taken to prevent the further spread of the virus.
Firefox'un bir günde 8 milyondan fazla defa indirildiğini söylüyorlar.They say that Firefox is downloaded more than 8 million times a day.
Galiba çok fazla içtim.I think that I drank too much.
O şair 20 yıldan biraz fazla burada yaşadı.That poet lived here a little over 20 years.
Daha fazla zamanım olsaydı daha kısa bir mektup yazardım.If I'd had more time, I'd have written a shorter letter.
Bazen içecek çok fazla şey ancak yeterlidir.Sometimes too much to drink is barely enough.
Lütfen çok fazla sigara içme.Please don't smoke too much.
Çok fazla sigara içmeyin.Don't smoke too much.
Sen harika bir iş yaptığından dolayı biz sana daha fazla para veriyoruz.We're giving you more money because you did a great job.
İnsanlar işbirliği yaptığında daha fazlasını elde ederler.People achieve more when they cooperate.
Siz bana çok fazla ücret ödettiniz.You charged me too much.
Banka onlara daha fazla kredi vermeyi reddetti.The bank refused to give them more credit.
Diyetin çok fazla yağlı mıdır?Does your diet have too much fat?
Onlar daha fazla araştırma yapmak için bir tıp uzmanı istedi.They asked a medical expert to do more research.
Onların fazladan bir yatağı var.They have an extra bed.
Kimin daha fazla taraftarı var, Celine Dion'un mu yoksa Mariah Carey'nin mi?Who has more fans, Celine Dion or Mariah Carey?
Üniversiteye gidersen harcadığından daha fazlasını kazanırsın.You gain more than you spend when you go to college.
Şirket, daha fazla müşteri kazandı.The company gained more customers.
Lider, ülkesini 50 yıldan fazla yönetti.The leader governed his country for more than 50 years.
Bir haftadan daha fazla bir süredir şiddetli yağışlar vardı.They've had heavy rains for over a week.
Sırıkla atlamacı, yedi feetten fazla atladı.The pole vaulter jumped more than seven feet.
Bu yıl geçen yıldan daha fazla yağmur var.We have had more rain this year than last year.
Aç gözlü insanlar her zaman daha fazla şey ister.Greedy people always want more stuff.
Onların partisi seçimlerde en fazla oyu aldı.Their party won the most votes in the election.
Tom her gün tek başına oldukça fazla zaman geçirmeyi seviyor.Tom likes to spend quiet time alone every day.
Öğretmen daha fazla para için talep gönderdi.The teacher submitted a request for more funds.
Kazandığından daha fazla harcama.Don't spend more than you earn.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod