Erkekler de eşitliğin faydasını göremiyor.Mannen hebben ook geen gelijkheid.
Erkekler de eşitliğin faydasını göremiyor.Muži taktéž nemají výhody rovnosti.
Erkekler de eşitliğin faydasını göremiyor.Muži taktiež nemajú výhody rovnosti.
Erkekler de eşitliğin faydasını göremiyor.Os homens também não têm os benefícios da igualdade.
Erkekler de eşitliğin faydasını göremiyor.Ούτε οι άντρες έχουν το πλεονέκτημα της ισότητας.
Erkekler de eşitliğin faydasını göremiyor.Мужчины тоже страдают от гендерной дискриминации.
Erkekler de eşitliğin faydasını göremiyor.Чоловіки також страждають від гендерної дискримінації.
Farklı alanlardan atletler Velocity-Ti performans kolyelerini takmanın faydasını görür.Atletas de diferentes esportes podem desfrutar dos benefícios de usar os pingentes de desempenho Veloci-Ti.
Farklı alanlardan atletler Velocity-Ti performans kolyelerini takmanın faydasını görür.Atletas de disciplinas variadas pueden disfrutar de las ventajas de usar colgantes de rendimiento Veloci-Ti
Farklı alanlardan atletler Velocity-Ti performans kolyelerini takmanın faydasını görür.Пользу от ношения подвесок Veloci-Ti могут получать представители различных видов спорта.
Faydası oldu mu, bilmiyorum. - Bu kırmızı eğri, x e üzeri x, idiPero si miras aquí, en rojo, es la ecuación original, x e elevado a x, esta es su curva.
Faydası oldu mu, bilmiyorum. -Não sei se isso ajuda.
Faydası oldu mu, bilmiyorum. -Saya tidak tahu apakah itu dapat membantu. Memperlihatkan grafik
Faydası oldu mu, bilmiyorum. -لا اعلم اذا كان ذلك سيساعد .
Faydası olur.Ayudará.
Faydası olur. Bununla ne yapacağım?Co mam z tym zrobić?
Faydası olur. Bununla ne yapacağım?Cosa ci dovrei fare?
Faydası olur.Itu akan membantu.
Faydası olur.Je vais vous y aider.
Faydası olur.Segíteni fog.
Faydasız. Haydi, Watts, Sharp, cevap verin.Chẳng thấy gì, Watts, Sharp!
Faydasız. Haydi, Watts, Sharp, cevap verin.Watts, Sharp, jelentkezzenek!
Faydasız kadınlar cüzdanlarını ev hanımlarından daha kolay açar.Karena dompet wanita single lebih mudah terbuka dari pada ibu rumah tangga.
Faydasız kadınlar cüzdanlarını ev hanımlarından daha kolay açar.Peněženky domýšlivých ženských se otevřou snadněji než peněženky hospodyněk.
Faydasız kadınlar cüzdanlarını ev hanımlarından daha kolay açar.محافظ المال الخاصة بالنساء السطحيات تفتح بصورة أسرع من محافظ ربات البيوت
Fazladan bir tavşan almanın marjinal faydası, marjinal maliyetin çok üstünde.추가적인 토끼에 대한 한계편익이 한계비용보다는 월등히 높기 때문에
Fazladan bir tavşan almanın marjinal faydası, marjinal maliyetin çok üstünde.Mezní užitek dalšího králíka mi stojí za mnohem více než mezní náklady.
Fazladan bir tavşan almanın marjinal faydası, marjinal maliyetin çok üstünde.Гранична вигода додаткового кролика означає набагато більше для мене, аніж гранична вартість.
Fazladan bir tavşan almanın marjinal faydası, marjinal maliyetin çok üstünde.Маргиналната печалба за един "допълнителен" заек е много по-ценна за мен от маргиналния разход.
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"Gyere, nincs használható sírás úgy!" Mondta Alice magában inkább éles; "I
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben! 자, 그렇게 눈물에 사용할 수 없다 '앨리스 오히려 급격하게, 자신에게 말했다, "나는
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"Poď, nie je použitie v plač, ako že" povedala Alice pre seba, skôr ostro, "ja
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"Pojď, není použití v pláč, jako že" řekla Alice pro sebe, spíše ostře, "já
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'BenPridite, ne obstaja uporabo v jok, kot da "je dejal Alice sama pri sebi, ne ostro; sem
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"Έλα, δεν υπάρχει καμία χρήση σε κλάματα όπως αυτό", δήλωσε ο Alice για τον εαυτό της, μάλλον απότομα?
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"Ела, че не се използва в плаче така!
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"בוא, אין להשתמש בוכה ככה" אמרה אליס לעצמה, די בחדות: "אני
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"تعال ، وليس هناك استخدام في البكاء من هذا القبيل" وقال اليس لنفسه ، وليس حادا ؛ 'لي
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Benこの分を切っておくように助言する!"
Gelecekte yok olacak bir sürü faydasız inancımız var.Tenemos un montón de creencias parásito que se desvanecerán en el futuro
Gelecekte yok olacak bir sürü faydasız inancımız var.Имаме много паразитни вярвания, които ще изчезнат в бъдещето.
Gerçeği bilmek için. Sizin hayatta olduğunuzu, insanlara anlatmaya değmez, faydasızdır.Nemá cenu říkat lidem, že jsi na živu, to nemá žádný smysl.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.Atingi-lo não resolve o problema.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.Bắn tảng đá đó từ bên ngoài sẽ không có tác dụng gì!
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.- Direkte beskydning nytter ikke.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz. Elinizde bir maytap olduğunu ve patladığını düşünün.Wyobraźcie sobie fajerwerk, który trzymacie na dłoni.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.Já ano. -Zásah zvenku nemůže vyjít.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.- Jag har rätt. - Att beskjuta den hjälper inte.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.- lo ho ragione. - Colpirlo dall'esterno non servirā.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.Menembak asteroid dari luar takkan berjaya.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.-Minä olen oikeassa. -Sen tulittaminen ulkoa ei auta.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.Nu rezolvăm nimic dacă lovim corpul din afară.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.Skale ne moremo napasti od zunaj.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.Von außen kommen wir nicht weiter.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.Αν το χτυπήσουμε δεν θα σταματήσει.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.- Обстрел отвън не помага.
Göktaşını dışarıdan vurmanın faydası olmaz.ضرب الصخرة من الخارج لن يفعل شيئاً
Hanımefendi bunu yapmanızın hiç faydası yok.Domnisoara, nu are rost sa faceti asta aici.
Hanımefendi bunu yapmanızın hiç faydası yok.Fräulein, es hat keinen Zweck, dies hier zu tun.
Hanımefendi bunu yapmanızın hiç faydası yok.Mademoiselle, ça ne sert à rien de faire ça ici.