Bunun faydası ise, benzer üçgenlerde karşılıklı kenarların sabit bir oranda olduğunu bilmemizdir.닮음인 삼각형들 사이에는 대응변의 비가 항상 일정합니다
Bunun faydası ise, bu iki açının aynı zamanda bütünler olmasıdır. -Ale jak nám to pomůže? Jak nám pomůže to, že známe naši větu SSS?
Bunun faydası ise, bu iki açının aynı zamanda bütünler olmasıdır. -Det er brugbar viden for os. Vi kan nemlig se, at det er supplerende vinkler.
Bunun faydası ise, bu iki açının aynı zamanda bütünler olmasıdır. -이것이 유용한 이유는 이렇게 보면 알다시피
Bunun faydası ise, bu iki açının aynı zamanda bütünler olmasıdır. - -Táto informácia je pre nás užitočná, pretože keď sa na to pozrieme, vidíme, že tieto dva uhly sú susedné uhly.
- Bunun faydası ise, bu iki açının aynı zamanda bütünler olmasıdır. - -В частност, точно този ъгъл тук, ъгъл CEA, е равен на ъгъл DEA.
Bunun faydası ise, bu iki açının aynı zamanda bütünler olmasıdır. -والسبب هو لماذا هذا يفيدنا انه بالنظر الى هذا
Bunun faydası nedir?Así que, ¿qué hace para nosotros?
Bunun faydası nedir?Czyli co to nam daje?
Bunun faydası nedir?그럼 이 건 우리에게 뭐를 할 수 있을까?
Bunun faydası nedir?Takže co to pro nás znamená?
Bunun faydası nedir?ماذا فعل هذا لنا؟
Bunun faydası olur.Da-te cu acest spray.
Bunun faydası olur.Rozpyl to.
Bunun faydası olur.Semprotkan ini sedikit
Bunun faydası olur.Sprühe etwas davon.
Bunun faydası olur.Spruzza un pò di questo.
Bunun faydası olur.Vaporise un peu de ça.
Bunun faydası olur.Ψέκασε λίγο από αυτό.
Bunun faydası olur.Освежи ее немножко вот этим
Bunun faydası şöyle.이 방법은 매우 유용합니다. 지금은 우리가
Bunun faydası şöyle.Znalezienie takiej metody jest po prostu niezbędne.
Bunun şimdilik bize faydası yok.Det hjælper os ikke med at løse opgaven.
Bunun şimdilik bize faydası yok.이걸로는 문제가 풀리지 않죠
Bunun şimdilik bize faydası yok.Това няма да ни помогне.
Bu, onların sevdiği bir şey değil, çünkü onlara bir faydası yok! Bu, işlerine gelmiyor!C'est contre leurs intérêts.
Bu, onların sevdiği bir şey değil, çünkü onlara bir faydası yok! Bu, işlerine gelmiyor! Doğru duydun!Cei mai decenti oameni din lume, Alesi din cele mai bune biserici
Bu, onların sevdiği bir şey değil, çünkü onlara bir faydası yok! Bu, işlerine gelmiyor!Αυτό δεν το θέλουν,δεν τους βοηθάει!Είναι ενάντια στα συμφέροντά τους!
Bu, onların sevdiği bir şey değil, çünkü onlara bir faydası yok! Bu, işlerine gelmiyor!その通り
Bu, onların sevdiği bir şey değil, çünkü onlara bir faydası yok!Това не ги интересува и не им помага. Това е против техните интереси.
Burada dördüncü bir alıcı daha var, bu alıcının marjinal faydası tam olarak 30,000 TL.Czyli tę sztukę sprzedajemy za 30 tysięcy dolarów. Napiszę skrótowo: 30.
Bu ürünün yararına ödeme yaptığınız yer - size faydası - anında ürüne sahip olmanız gerekmiyor.Det är när du betalar för nyttan hos en produkt - det den gör för dig - utan att behöva äga produkten själv.
Bu ürünün yararına ödeme yaptığınız yer - size faydası - anında ürüne sahip olmanız gerekmiyor.Đó là nơi mà bạn trả cho những lợi ích của sản phầm mà nó làm cho bạn mà không cần hoàn toàn sở hữu sản phẩm
Bu ürünün yararına ödeme yaptığınız yer - size faydası - anında ürüne sahip olmanız gerekmiyor.Kde platíte, abyste mohli využít daný produkt na to, co potřebujete, aniž byste danou věc vlastnili.
Bu ürünün yararına ödeme yaptığınız yer - size faydası - anında ürüne sahip olmanız gerekmiyor.이 시스템은 상품의 효용에 대해 지불하는 것입니다. 그 물건을 소유할 필요가 없이 사용하는 것입니다.
Bu ürünün yararına ödeme yaptığınız yer - size faydası - anında ürüne sahip olmanız gerekmiyor.Płacisz za możliwości produktu -- to, co dla ciebie robi -- bez potrzeby posiadania go.
Bu ürünün yararına ödeme yaptığınız yer - size faydası - anında ürüne sahip olmanız gerekmiyor.Това е когато плащате за ползите от продукта - това, което прави за вас - без да е нужно да го притежавате.
Bu ürünün yararına ödeme yaptığınız yer - size faydası - anında ürüne sahip olmanız gerekmiyor.ביחד הם מגדלים את מזונם. זהו אחד הרעיונות שהוא כה פשוט, אבל מבריק,
Bu ürünün yararına ödeme yaptığınız yer - size faydası - anında ürüne sahip olmanız gerekmiyor.حيث تدفع مقابل الاستفادة من المنتج -- وماذا تفعل من أجلك -- بدون الحاجة لملكية المنتج.
Bu ürünün yararına ödeme yaptığınız yer - size faydası - anında ürüne sahip olmanız gerekmiyor.つまり、その製品を使用するにあたって 製品自体を所有する必要がないのです このアイデアは
Bu yenilik toplumun da faydasına olacak bir buluş. Yani toplum da faydalanacak.A může to být také dobré pro společnost, jelikož tento člověk je inovátor (má nápady)
Bu yenilik toplumun da faydasına olacak bir buluş. Yani toplum da faydalanacak.І це може бути навіть добре для суспільства, тому що ця людина - інноватор.
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.A jak neúčinně mi zněly rady od skvělého britského dirigenta Sira Colina Davise, který řekl:
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.És milyen hiábavalónak tűntek Sir Colin Davis, a híres veterán karmester, tanácsai számomra:
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.Et comme les conseils que me donnait
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.Hoe futiel vond ik de raad die ik kreeg van de grote Britse dirigent-veteraan Sir Colin Davis, die zei:
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.영국의 위대한 베테랑 지휘자인 콜린 데이비스 경의 조언 또한 제겐 의미없이 들렸습니다
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.Şi cât de zadarnice îmi păreau sfaturile de la dirijorul veteran al Angliei Sir Colin Davis, care spunea:
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.Und die Ratschläge des grossartigen, erfahrenen Dirigenten
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.И как напрасны казались мне советы великого британского дирижёра сэра Колина Дэвиса, который сказал:
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.И колко безсмислен изглеждаше съвета на великия британски диригент ветеран сър Колин Дейвис, който ми каза:
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.וכמה חסרות טעם נראו לי העצות שקיבלתי מהמנצח הבריטי הותיק סר קולין דייויס
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.وكم كان يبدو اسداء النصيحة لي عقيما من قائد الأوركسترا البريطاني المخضرم سير كولن دافيز
Büyük İngiliz şef Sir Colin Davis'in tavsiyeleri ne kadar da faydasızdı benim için.無意味に思えました 「指揮というのはね チャールズ
Çoğumuz bu gelişmenin faydasını görüyoruz.Cei mai mulţi dintre noi sunt beneficiarii acestei creşteri.
Çoğumuz bu gelişmenin faydasını görüyoruz.De meesten van ons zijn daar de begunstigden van.
Çoğumuz bu gelişmenin faydasını görüyoruz.Die meisten von uns profitieren von diesem Wachstum.
Çoğumuz bu gelişmenin faydasını görüyoruz.이는 우리에게 혜택을 주지만 부작용도 있습니다.
Çoğumuz bu gelişmenin faydasını görüyoruz.La mayoría de nosotros nos beneficiamos de este crecimiento.
Çoğumuz bu gelişmenin faydasını görüyoruz.La plupart d'entre nous profitons de cette croissance.