faturayı ile cümle

faturayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
O, cüzdanını unuttu, o yüzden faturayı ödeyemez.She forgot her wallet, so she can't pay the bill.
Tom faturayı ödemek için cüzdanını çıkardı.Tom took out his wallet to pay the bill.
Bu faturayı pazartesiye kadar ödemek zorundayım.I have to pay this bill by Monday.
Tom faturayı ödeyeceğini söyledi.Tom said that he'd pay the bill.
Dan faturayı bile ödemedi.Dan didn't even pay the bill.
Onlar faturayı ödemedi.They didn't settle the bill.
Kahvemde bir sinek olduğu için, faturayı ödemek zorunda değildim.As there was a fly in my coffee, I didn't have to pay the bill.
Faturayı böldük.We split the bill.
Biz faturayı paylaşıyoruz.We're splitting the bill.
Tom faturayı ödeyecek.Tom will pay the bill.
Lütfen faturayı unutma.Please don't forget the receipt.
Tom faturayı ödedi ve restorandan ayrıldı.Tom paid the bill and left the restaurant.
Bu gece faturayı ödüyorum.I'm footing the bill tonight.
Tom faturayı ödeyen değildi.Tom wasn't the one who paid the bill.
Neden bana faturayı zaten ödediğini söylemedin?Why didn't you tell me you'd already paid the bill?
Faturayı ödedim.I dance quite well.
Faturayı kimin ödemesi gerek?Who should pay the bill?
Tom, Mary'nin faturayı ödemesine izin vermedi.Tom didn't let Mary pay the bill.
Tom ve ben faturayı paylaştık.Tom and I split the bill.
Faturayı ödeyen kişi ben değildim.I wasn't the one who paid the bill.
Faturayı henüz ödemedim.I haven't paid the bill yet.
Faturayı ödemek için Sami'nin otuz günü var.Sami has thirty days to pay the invoice.
Tom'un bu faturayı ödemek için otuz günü var.Tom has thirty days to pay this bill.
Faturayı ödeyen sendin, değil mi?It was you who paid the bill, wasn't it?
Ödenir ödenmez bu faturayı yatıracağım.I'll pay this bill as soon as I get paid.
Bu faturayı yarın ödemeye çalışacağım.I'll try to pay this bill tomorrow.
Onun suyunu kestiler çünkü o faturayı ödemedi.They cut off his water because he didn't pay the bill.
Bu faturayı kim ödeyecek?Who's going to pay this bill?
Öncelikle, iki faturayı aynı bütçe altında birleştirmiyoruz.For starters, we had not budgeted on two daycare bills at once.
Onla ilk tanışmamız, bir faturayı ödemek zorunda olduğumuz bir zamana rastlamıştı.The first time I got in contact was when we had to pay a bill.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.In 2008 I flew to Sweden to pay the bill in cash.
Eve geldim, elektrikler yoktu, çünkü faturayı ödemeyi unuttum.Cheguei em casa e não tinha luz, né... Por que eu esqueci de pagar a conta.
Faturayı ödemelisin!Aren't you gonna pay... [Park Chae Rin]
Ya, son sefer, faturayı ödeyemediğimizi biliyor musun?Hey, did you know that last time we weren't able to pay the utility bill?
İptal kararlarının artması beklenirken, faturayı yine Sırp vatandaşları ödemek zorunda kalabilir.The number of annulments is likely to rise now, and Serbian citizens may have to foot the bill.
Faturayı ödemediği için suyu kestiler.Sie haben ihm das Wasser abgedreht, weil er die Rechnung nicht bezahlt hat.
Garson ona ödemesi gereken faturayı verir.Le serveur lui présente la facture.
Satıcı, alıcıya malları ve faturayı yollar.C'est donc au fournisseur que le consommateur règle ses factures.
Bu faturayı kim ödeyecek?¿Quién va a pagar esta factura?
Daha sonra, faturayı getiren adamı sözünde görünce aklı yerine gelir.Y luego de verla, que emita sus juicios de valor.
Garson ona ödemesi gereken faturayı verir.Витрати оплачує подавач запиту на допуск.
Lütfen faturayı unutma.Не забудьте чек, будь ласка.
Daha sonra, faturayı getiren adamı sözünde görünce aklı yerine gelir.元熙遭逢禍害時,有見識之人皆認為這是他應受到的報應。
Garson ona ödemesi gereken faturayı verir.요록(料祿)은 관리에게 주어지는 급여를 가리키는 말이다.
Garson ona ödemesi gereken faturayı verir.Agencija skrbi za izplačilo njegove plače.
Garson ona ödemesi gereken faturayı verir.Käsundiandja kohustub maksma talle selle eest tasu.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.2008-ban, elutaztam Svédországba, hogy készpénzben kifizessem a számlát.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.2008년에 저는 스웨덴으로 가서 현금으로 비용을 지불했어요
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.2008 lensin Ruotsiin maksamaan laskun käteisellä.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.Así que en 2008 volé a Suecia para pagar la factura en efectivo.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.Cosi' nel 2008 volai in Svezia per pagare il conto in contanti.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.Di tahun 2008 Aku terbang ke Swedia untuk membayar tagihan secara tunai.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.En 2008, j'ai pris l'avion pour la Suède pour payer la facture en espèces.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.I 2008 fløj jeg til Sverige for at betale regningen kontant.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.Im Jahr 2008 flog ich dann nach Schweden, um die Rechnung in bar zu bezahlen.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.În 2008 am zburat în Suedia, să plătesc factură cu numerar.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.In 2008 vloog ik naar Zweden om de rekening contant te betalen.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.Năm 2008, tôi bay đến Thụy Điển để trả hóa đơn tính tiền bằng tiền mặt.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.Trong năm 2008, tôi đã bay đến Thụy Điển, thanh toán hóa đơn bằng tiền mặt.
2008'de faturayı nakit olarak ödemek için İsveç'e uçakla gittim.V roce 2008 jsem letěl do Švédska zaplatit účet hotově.

İlgili Sayfalar