faturaları ile cümle

faturaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Faturaları seviyor--[Nick] Elle aime les reçus,
Faturaları seviyor--[Nick] 영수증을 좋아해요
Faturaları seviyor--[Νίκος] Της αρέσουν οι εισπράξεις--
Faturaları seviyor--[ניק] היא אוהבת קבלות
İngiltere Meclisi, ve ele geçirmek istediğim veri de Meclis üyelerinin harcama faturalarıydı.Die Daten, die ich bekommen wollte, waren die Belege zu den die Spesenabrechnungen der Parlamentsabgeordneten.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.교회의 3월 전기비는 겨우 48달러(약5만원)였어요.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.A sua conta da eletricidade de março foi de apenas 36 euros.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.Factura electrică pe martie e de 48 de dolari.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.Hóa đơn tiền điện tháng 3 của họ chỉ có 48 đô la.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.Hun elektriciteitsrekening van maart bedroeg slechts 48 dollar.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.Ich marcový účet za elektrinu bol len 48 dolárov.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.Ihre Stromrechnung für März betrug nur 48 Dollar.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.La bolletta della luce di marzo era di soli 48 dollari.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.La factura de la electricidad de marzo fue tan sólo de USD 48.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.Leur facture d'électricité de mars n'a été que de 48 dollars.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.Tagihan listrik mereka di bulan Maret hanya 48 dolar.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.W marcu zapłacili za prąd tylko 48 dolarów.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.Το Μάρτιο ο λογαριασμός του ηλεκτρικού τους ρεύματος ήταν μόνο 48 δολάρια.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.В марте их счёт за электричество составил всего 48 долларов.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.Їхній рахунок за електроенергію в березні становив лише 48 доларів.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.Сметката им за електричество през март беше замо 48 долара.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.חשבון החשמל שלהם במרץ היה רק 48 דולר.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.فاتورة الكهرباء التابعة لهم لشهر مارس/اذار كانت 48 دولاراً فقط.
Mart elektrik faturaları sadece 48 dolardı.これはニューオーリンズの 再建方法の例ですが
Meclis üyelerinin harcama faturalarıydı.A data, ke kterým jsem se chtěla dostat, byly účtenky za služební výdaje poslanců.
Meclis üyelerinin harcama faturalarıydı. Bunun demokraside sorulabilecek basit bir soru olduğunu düşünmüştüm.De gegevens die ik wilde inkijken, waren de onkostennota's van de leden van het parlement.
Meclis üyelerinin harcama faturalarıydı.Dane, które chciałam dostać w swoje ręce to wydatki posłów Parlamentu.
Meclis üyelerinin harcama faturalarıydı.의회 구성원들의 비싼 영수증들 이었죠.
Meclis üyelerinin harcama faturalarıydı.Os dados a que eu queria deitar a mão eram os recibos de despesas dos membros do Parlamento.
Meclis üyelerinin harcama faturalarıydı.לשים את ידי עליהם היו קבלות ההוצאות של חברי הפרלמנט.
Meclis üyelerinin harcama faturalarıydı.الحصول عليها هى فواتير مصروفات .. أعضاء البرلمان.
Meclis üyelerinin harcama faturalarıydı.国会議員の経費の領収書でした 訊いて当然だと思っていました それが民主主義じゃないですか!(拍手)
Onlar, faturalarını ödemek için, yarın sabah erkenden kalkıp işe gidecek olan insanlar.Son trabajadores que se levantas temprano por la mañana para ir a trabajar y así pagar sus cuentas.
Serbest zamanlı yaptığım işimi kaybettim. Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Dan saya harus mencari pekerjaan penuh waktu untuk membayar tagihan.
Serbest zamanlı yaptığım işimi kaybettim. Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Il mio mandato da free-lance era concluso, e dovetti cercarmi un lavoro a tempo pieno per pagare i conti.
Serbest zamanlı yaptığım işimi kaybettim. Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Moja nezávislá práca skončila, a musela som si nájsť stále zamestnanie, aby som mala z čoho platiť účty.
Serbest zamanlı yaptığım işimi kaybettim. Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Musiałam poszukać stałej pracy, by płacić rachunki.
Serbest zamanlı yaptığım işimi kaybettim. Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Và tôi cần có một công việc toàn thời gian để trả hóa đơn hàng tháng
Serbest zamanlı yaptığım işimi kaybettim. Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Y necesitaba conseguir un trabajo a tiempo completo para pagar las facturas.
Serbest zamanlı yaptığım işimi kaybettim. Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.И трябваше да започна работа на пълен работен ден, за да плащам сметките.
Serbest zamanlı yaptığım işimi kaybettim. Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Мой фриланс окончилась, и мне нужно было найти постоянную работу, чтобы оплачивать счета.
Sonra, e-mailleri kontrol edersin ve faturaları ödersinDaarna controleer je je e-mails en betaal je de rekeningen.
Sonra, e-mailleri kontrol edersin ve faturaları ödersinRồi em kiểm tra email và thanh toán hóa đơn.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.A musela jsem si najít práci na plný úvazek abych mohla zaplatit všechny účty.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Je devais retrouver un travail à temps plein pour payer les factures.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.돈을 벌기 위해 안정된 직장을 찾아야만 했어요.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.laskujen maksamiseksi.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Mijn freelance baan eindigde.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Morala bi si poiskati redno službo, da bi lahko plačala račune.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Og jeg blev nødt til at finde et fuldtids job for at kunne betale regningerne.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Precisava de um emprego a tempo inteiro, para pagar as contas.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Teljes munkaidős állás kellett, hogy tudjam fizetni a számlákat.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.Мені потрібна була постійна робота, щоб сплачувати рахунки.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.על מנת לשלם את החשבונות.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.لدفع الفواتير.
Tam zamanlı bir iş bulmak zorundaydım ki faturalarımı ödeyebileyim.とても穏やかだった春は
Termostat ve ısıtma sisteminin zamanlamasıyla oynayarak gaz faturalarımı yarıdan fazla azalttım.Am redus mai mult de jumătate din factura la gaze.
Termostat ve ısıtma sisteminin zamanlamasıyla oynayarak gaz faturalarımı yarıdan fazla azalttım.가스 소비량은 급격히 줄었습니다. 왜나하면 난방 장치의 온도 조절기와 타이머를 사용하기 시작했고 가스 요금을 절반 이상 줄일 수 있었습니다.
Termostat ve ısıtma sisteminin zamanlamasıyla oynayarak gaz faturalarımı yarıdan fazla azalttım.le minuteur du système de chauffage, ce qui a réduit ma facture de chauffage de plus de la moitié.
Termostat ve ısıtma sisteminin zamanlamasıyla oynayarak gaz faturalarımı yarıdan fazla azalttım.ירדה פלאים כי התחלתי להתעסק עם התרמוסטט ועם התזמון של מערכת החימום, והפחתתי יותר ממחצית מחשבונות הגז שלי.
İlgili Sayfalar