Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Nu inseamna ca nu consuma carne, dar mananca multe leguminoase si nuci.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.To nie znaczy, że nie jadzą wcale mięsa, ale jedzą dużo warzyw strączkowych i orzechów.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Αυτό δε σημαίνει δεν τρώνε κρέας, αλλά πολλά όσπρια και ξηρούς καρπούς
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Не означава, че те не ядат месо, но ядат много боб и ядки.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Це не означає, що вони не їдять м'ясо, але вони ще їдять багато бобових і горіхів.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Это не значит, что они не едят мясо, но едят много бобов и орехов.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.הם כן אוכלים מעט בשר, אבל הרבה קטניות ואגוזים.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.لايعني هذا أنهم لايأكلون اللحم , ولكن الكثير من البقول والمكسرات .
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.彼らには過食を避ける方法があり
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi.Au menu d'aujourd'hui, nous avons : du taro, du maquereau grillé et du ragoût de haricots.
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi.Dagen meny är: smaksatt taro, grillad makrill och bön pasta gryta.
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi. Eun Jo,ye. İşte buyur.Не е ли казано че споделена мъка е полувин мъка а споделено щастие двоино?
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi.Het menu van vandaag : gemarineerde taro, gegrilde makreel, en bonen pasta stoofpot.
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi.Il menù di oggi è: taro condito, sgombro grigliato e impasto di stufato di faglioli.
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi.Meniul de astazi este: taro condimentat, macrou la gratar si fasole batuta.
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi.Menu hari ini adalah: easoned taro, grilled mackerel, dan bean paste stew.
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi.Thưc đơn hôm nay là: khoai sọ tẩm gia vị, cá thu nướng, và canh đậu hầm.
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi.Το μενού σήμερα έχει τάρο με καρυκεύματα, ψητό σκουμπρί, και πάστα φασολιών στιφάδο.
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi.Меню на сегодня: приправленный таро, жареная скумбрия и суп на соевой пасте.
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi.القائمة اليوم هي : نبات القلقاس ، إسقمريا مشوي وحساء الفصوليا والفول
Bugünkü menü:terbiyeli taro,ızgara uskumru ve fasulye hamur yahnisi.ウンジョ 食べて
Bugünkü yemek... ...bibimbap ve soya fasulyesi çorbası.A mai menü bibimbap és szójapaszta leves.
Bugünkü yemek... ...bibimbap ve soya fasulyesi çorbası.Au menu aujourd'hui, bibimbap et soupe de pâte de soja.
Bugünkü yemek... ...bibimbap ve soya fasulyesi çorbası.Το σημερινό μενού περιλαμβάνει μπι μπι μπαπ και ντουέντζανγκ τζιγκε.
Bugünkü yemek... ...bibimbap ve soya fasulyesi çorbası.تفضل لذينا اليوم البيبيمباب و الدوينجانغ جيغاي
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.Alors je fais pousser des germes de soya.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.Astfel îmi cultiv propriii germeni de fasole.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.Cultivo mis propios brotes de soja.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.Ho coltivato i miei germogli di fagiolo.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.Hoduję więc własne kiełki fasoli.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.Ich ziehe meine eigenen Bohnensprossen.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.Ik kweek mijn eigen taugé.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.콩나물을 직접 기르구요
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.Saját magam növesztettem bab csírát, gyümölcsöket és magokat, nagyon sok magot.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.Saya menanam tauge sendiri.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.Οπότε μεγαλώνω βλαστάρια από φασόλια.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.Култивирах соя.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.אז אני מגדלת נבטים.
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.و لذلك أتناول براعم الفاصوليا خاصتى
Bu nedenle kendi fasulye filizlerimi yetiştiriyorum.乾燥フルーツとナッツバー
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Az egyik a gyors éttermi modell, melyben minden sztenderdizált.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.De ene is fast food, waar alles is gestandaardiseerd.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Eines davon ist Fastfood, wo alles einheitlich genormt ist.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.En är snabb mat, där allting är standardiserat.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.En er fast food, hvor alt er standardiseret.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.En je hitra prehrana, kjer je vse standardizirano.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Ensimmäinen on pikaruoka, jossa kaikki on standardisoitua.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Jeden to fast food, gdzie wszystko jest standardowe.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Jedním je model rychlého občerstvení, kde je všechno standardizováno.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Jedným je fast food, kde je všetko štandardizované.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.하나는 패스트푸드 모델인데 모든 것을 표준화 하였죠.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.L'un est le fast food, où tout est standardisé.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Một loại là "Thức ăn nhanh", mọi thứ đều được chuẩn hoá.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Satu adalah makanan cepat saji, di mana semuanya standar.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Um é o "'fast-food" em que tudo é estandardizado.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Una este fast food, unde totul este standardizat.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Uno è il fast food, dove tutto è standardizzato.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Uno es el de comida rápida, donde todo está estandarizado.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Το ένα είναι του η γρήγορου φαγητού, όπου όλα είναι σταθερά.
Bunlardan biri olan fast food modelinde her şey standarttır.Единия е бързата храна, където всичко е стандартизирано.