Seyahate çıkabileceğiniz farzedilse, önce nereye giderdiniz.Supposing you could travel, where would you go first?
Tom şimdi farklı bir kişi gibi.Tom is like a different person now.
Dağlar kadar fark var.There is a big difference.
O, yan odada uyuyan hasta bir adam olduğunu farketmedi.He did not notice that there was a sick man sleeping in the next room.
Bu nedenle seyahat etmeyi severim ve pek çok farklı kültürü yaşamak isterim.That's why I like traveling, and would like to experience many different cultures.
Aniden hayatımdaki her şeyin bir tesadüf olmadığını fark ettim.I suddenly realized that everything in my life was not an accident.
Aslanlar ile leoparların arasında ne fark olduğunu bilmiyor.He doesn't know what the difference is between lions and leopards.
O, aslanlarla leoparlar arasındaki farkın ne olduğunu bilmiyor.He doesn't know what the difference is between lions and leopards.
Önerilerimi alabilirsin ya da bırakabilirsin, keyfin bilir. Benim için fark etmez.You can take or leave my suggestions, as you wish. It's no skin off my nose.
Kedi küçük fareyi yiyor.The cat is eating the small mouse.
Ben farklı bir adamım.I'm a different man.
Astreoidler ve kuyruklu yıldızlar arasındaki fark nedir?What's the difference between asteroids and comets?
Atlar eşeklerden farklıdır.Horses are different from donkeys.
Cehalet, kendisinden muzdarip olanlarca fark edilmez.Ignorance is invisible to those who suffer from it.
İkisi arasındaki farkı açıklayamam.I can't explain the difference between the two.
Zamanın değerinin farkında olmamız gerekiyor.We need to be aware of the value of time.
Tom hâlâ ne olduğunun tam olarak farkında değil.Tom is still not fully aware of what has happened.
Tom beklediğimden çok farklı.Tom is very different from what I expected.
Tom farkı asla bilmiyordu.Tom never knew the difference.
Çok fark var.There's a lot of difference.
Beni nasıl fark ettiklerini bilmiyorum.I don't know how they spotted me.
Tom'un benim için ne kadar önemli olduğunu fark ettiğinden emin değilim.I'm not sure you realize how important Tom is to me.
O zaman onun farkında değildim.I wasn't aware of that at the time.
Ne yaptığının farkında olduğunu sanmıyorum.I don't think you realize what you've done.
Tom, Mary'nin başka birini görüyor olması gerektiğini fark etti.Tom realized that Mary must be seeing someone else.
Hâlâ bir şey yemediğimi fark ettim.I realized I still hadn't eaten anything.
Tom her şeyi fark etti.Tom noticed everything.
Tom aniden Mary'nin ne düşündüğünü fark etti.Tom suddenly realized what Mary was thinking.
Sadece ilginç bir şey fark ettim.I just realized something interesting.
İnsanlar Tom'u fark etmeye başlıyor.People are beginning to notice Tom.
Belki de farklı bir soru sormamız gerekir.Perhaps we should ask a different question.
Tom ne yapmak zorunda olduğunu fark etti.Tom realized what he had to do.
Bizim yaşlarda fark hakkında endişe ederdik.I used to worry about the difference in our ages.
Onlar farklı odalardalar.They're in separate rooms.
Tom ve Mary aynı babaya fakat farklı annelere sahipler.Tom and Mary have the same father but different mothers.
Kendimi far ışığı tutulmuş bir geyik gibi hissettim.I felt like a deer in the headlights.
Şüphesiz Tom bunun farkında.Surely Tom is aware of that.
Tom Mary'nin ona önemli bir şey söyleyebileceğini fark etti.Tom realized Mary might be telling him something important.
Tom sadece farklı olmak istiyor.Tom just want to be different.
Tom'un öncelikleri farklı.Tom's priorities are different.
Neden farklı bir şey beklediğimi bilmiyorum.I don't know why I expected anything different.
Farklı hissediyorum.I feel different.
Bu farklıydı.It's been different.
Bu defa o farklı.This time it's different.
Bizi farklı yapan şey budur.That's what makes us different.
O bütünüyle farklıydı.It was totally different.
Çok şey istediğimin farkındayım.I know it's asking a lot.
Tom farklı bir bakış açısına sahip gibi görünüyor.Tom seems to have a different point to view.
Biz artık tamamen farklı insanlarız.We're totally different people now.
Bugün farklı hissediyorum.I feel different today.
Tom kimseyi ikna edemediğini fark etti.Tom realized he wasn't convincing anybody.
Tom'un farklı hissettiğini düşünüyorum.I think Tom feels differently.
O farklı bir hikaye.That's a different story.
Yaptığın şeyin farkında mısın?Do you realize what you're doing?
Sen ne yaptığının farkında mısın, Tom?Do you realize what you're doing, Tom?
İğnelemeyi fark ediyor musun?Do I detect sarcasm?
Tom kilise faresi gibi zayıftı.Tom was as poor as a church mouse.
Onun farkında mısın?Do you realize that?
Onu fark ediyor musun?Do you realize that?
Niçin biz farklıyız?How come we're different?