Ana içeriğe geç
Sözlük

far ile cümle

far kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Olasılık farklı koşullarla değişir.Plausibility changes with different circumstances.
Çevirmenler farklı kültürler arasında aracılık ederler.Interpreters mediate between different cultures.
Kızın bir faresi var.The girl has a mouse.
Onun yapılacak aptalca bir şey olduğunu fark ettim.I realize it was a stupid thing to do.
Ben tehlikeyi fark ettim.I woke up to the danger.
Nerede oturduğum ne fark eder ki?What difference does it make where I sit?
Tom Mary'nin izleyiciler arasında oturduğunu fark etti.Tom noticed Mary sitting in the audience.
Mikroplar ve bakteriler arasındaki fark nedir?What's the difference between microbes and bacteria?
Nasıl! O beni seviyor! Ben hiç fark etmemiştim.How! He loves me! I had never noticed.
Tom tehlikenin farkındaydı.Tom was aware of the danger.
Tom tehlikenin farkında değildi.Tom was unaware of the danger.
Takip ettiğimiz adamlar silahlı ve oldukça tehlikeli farz edilmektedir.The men we're chasing are presumed armed and extremely dangerous.
Tom tehlikenin farkında olmalı.Tom must be aware of the danger.
Tom tehlikenin farkında olmayabilir.Tom may not be aware of the danger.
İçinde olduğun tehlikenin farkında mısın?Do you realize the danger you're in?
Tom bir tehlikede olduğunu fark etmedi.Tom didn't realize he was in any danger.
Benim ülkemdeki gelenekler farklıdır.In my country the customs are different.
Tüm diğer albümler farklıdır.All others albums are different.
Avustralya'da yaşam maliyetinin çok yüksek olduğunu fark etmedim.I didn't realize that the cost of living was so high in Australia.
Bu tam olarak aynı şey, sadece tamamen farklı.It is exactly the same thing, just absolutely different.
Şehir ve kasaba arasındaki fark nedir?What is the difference between 'city' and 'town'?
Fark etmez!It makes no difference!
O, New York'taki durumun farkında mı?Is she aware of the situation in New York?
Farklı bir şey yapmak istiyorum.I'd like to do something different.
Farklı bir şey denemek zorundayız.We've got to try something different.
Ve sonra Tom tuhaf bir şey fark etti.And then Tom noticed something strange.
Sen farklı değilsin. Sadece başka herkes gibisin.You're not different. You're just like everybody else.
Köpek bugünün farklı olacağını biliyordu.The dog knew that today was going to be different.
Resimdekinden farklı görünüyorsun.You look different than your picture.
Şöminenin üzerinde kaç tane resim olduğunu fark ettin mi?Did you notice how many pictures were on the mantel?
Çok büyük farklılık yok.There is no significant difference.
Önemli bir fark görmüyorum.I don't see any significant difference.
Bu benim için büyük bir fark yaratıyor.It makes a big difference to me.
Bu büyük bir fark yaratacak.This will make a big difference.
Bunun büyük bir anlaşma olduğunu fark etmedim.I didn't realize it was a big deal.
Hayaller her zaman farklı olarak ortaya çıkıyor.Dreams always come out differently.
Farklı bir şekilde eve gidebilir miyiz?Can we walk home a different way?
Sanıyorum Mary, Tom'un onu farketmesini istiyor.I think Mary wants Tom to notice her.
Tom'un farklı olduğunu biliyordum.I knew Tom was different.
O sana bakmaya devam etti. Fark etmedin mi?He kept looking at you. Didn't you notice?
O sana bakıp duruyordu. Fark etmedin mi?She kept looking at you. Didn't you notice?
Tom sana bakıp duruyordu. Fark etmedin mi?Tom kept looking at you. Didn't you notice?
Tom'un sana baktığını fark ettin mi?Did you notice that Tom was looking at you?
Tom'un sana baktığını fark etmedin mi?Didn't you notice that Tom was looking at you?
Fare yatağın altına kaçtı.The mouse ran underneath the bed.
Çok farklı görünüyorsun.You look so different.
Onların fark ettiğini düşünüyor musun?Do you think they noticed?
Sanırım yalnızca ben farkındayım.I think I am the only one awake.
Lütfen faraşı süpürge dolabına koy.Please put the dustpan in the broom closet.
Sen bile asla beni fark etmedin.You never even noticed me.
Benim farklı oduğumu biliyorsun.You know I'm different.
Her nedense farklı görünüyorsun.You look different somehow.
Fark etmeyeceğimi düşündün, değil mi?You thought I wouldn't notice, didn't you?
Tehlikenin farkındayım.I'm aware of the danger.
Tom ve Mary ne olduğunu fark etmeden önce onların arkadaşlığı aşka dönüştü.Before Tom and Mary realized what was happening, their friendship had turned into love.
Tom yeni elbisemi fark etmedi bile.Tom didn't even notice my new outfit.
İngilizcede "make" ve "do" arasındaki fark nedir?What is the difference between "make" and "do" in English?
İngilizcede "skill" ve "ability" arasındaki fark nedir?What is the difference between "skill" and "ability" in English?
Sen ve ben o kadar farklı değiliz.You and I are not all that different.
Hiç kimse bana farkı söyleme hakkına sahip değil.No one has the right to tell me different.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod