falan ile cümle
falan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Santa Monica'da ufacık bir kulübe aldık. 50 bin dolara falan etrafına bir ev inşa ettim.Ne-am cumpărat o casuţă în Santa Monica şi cu aproximativ 50 000 de dolari am construit o casă în jurul ei.
Santa Monica'da ufacık bir kulübe aldık. 50 bin dolara falan etrafına bir ev inşa ettim.Wir kauften einen sehr kleinen Bungalow in Santa Monica und ich habe für ca. 50 000 ein Haus drumrum gebaut.
Santa Monica'da ufacık bir kulübe aldık. 50 bin dolara falan etrafına bir ev inşa ettim.Купихме едно мъничко бунгало в Санта Моника и за около 50-тина хиляди аз построих къща около него.
Santa Monica'da ufacık bir kulübe aldık. 50 bin dolara falan etrafına bir ev inşa ettim.Мы купили это крошечное бунгало в Санта-Монике, и где-то за 50 тысяч долларов я построил дом вокруг него.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.Alsof de rest van het scherm zo vol zit met andere dingen dat je die moet inklappen.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.Không phải là vì phần còn lại của màn hình bị những thứ khác lấp đầy đến mức bạn phải gộp những lựa chọn lại.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.스크린이 다른것들로 꽉차서 리스트를 숨겨야되는 것도 아닌데요.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.Nem mintha, amúgy tele lenne opciókkal ez az ablak, így nincs értelme tömöríteni a választási lehetőségeket.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.Non è che tutto il resto dello schermo sia così pieno di altri componenti che collasserete per la scelta.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.To nie tak, że reszta ekranu jest tak przepełniona innymi składnikami, że trzeba zwijać opcje.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.Δεν είναι ότι ο υπόλοιπος χώρος στην οθόνη είναι τόσο γεμάτος που χρειάζεται να έχεις σε λίστα τις επιλογές.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.И не то, чтобы на экране было настолько мало свободного места, чтобы понадобились выпадающие списки.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.Не е като останалата част от екрана да е толкова пълна с други компоненти че да трябва да подреждате избора.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.זה לא כאילו שכל שאר המסך הוא כל-כך מלא בדברים אחרים שאתה חייב לכווץ את הבחירות.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.وكأن النافذة ممتلئة بأمور اخرى ويجب أن يكون الإختيارات مخفية.
Sayfanın geri kalanı, diğer bir sürü daraltmanız gereken öğeyle dolu falan değil ki.スペースを切り詰めなきゃいけないわけでもなし 全部見えるようにだってできたのです
Sen alıngan birisisin değil mi? Karısı falan mısın yoksa?Em là vợ của nó hả?
Sen alıngan birisisin değil mi? Karısı falan mısın yoksa?واحدة ذو المعنويات العالية، أليس كذلك؟ هل أنتي زوجته أو ماذا؟
Seni öldürme emri falan almadık sonuçta.Beh, non abbiamo ricevuto l'ordine di ucciderti.
Seni öldürme emri falan almadık sonuçta.La verdad es que no nos han ordenado que te matemos.
Seni öldürme emri falan almadık sonuçta.Meillä ei ole määräyksiä tappaa sinua.
Seni öldürme emri falan almadık sonuçta.Não temos ordens para te matar nem nada.
Seni öldürme emri falan almadık sonuçta.Vi har jo faktisk ikke fået ordre til at dræbe dig.
Seni öldürme emri falan almadık sonuçta.Vi har ju faktiskt inte fått order om att döda dig.
Seni öldürme emri falan almadık sonuçta.Właściwie nie mamy rozkazu, żeby cię zabić.
Seni öldürme emri falan almadık sonuçta.Λοιπόν, δεν έχουμε διαταγές να σε σκοτώσουμε.
Seni öldürme emri falan almadık sonuçta.Что ж, у нас нет приказа убить тебя.
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunAnh nghĩ bạn tôi bị ngã vì muốn như thế àh?
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunCrezi ca ea a facut-o intentionat?
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunDenkst du etwa, sie wäre absichtlich hingefallen?
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunLuuletko, että hän tahtoi kaatua?
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunMisliš da je padla zanalašč?
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunMyslíš si, že spadla, protože chtěla?
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunMyślisz, że ona upadła ponieważ chciała?
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunPensi che sia caduta perchè voleva?
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunTror du hon ramlade för att hon ville?
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunTu crois qu'elle est tombée parce qu'elle le voulait ?
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunTy si myslíš, že spadla, lebo chcela?
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunΕσύ πιστεύεις οτι έπεσε επειδή το ήθελε ;
Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunРазве она нарочно упала?
Sen! Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunHey, denk je dat ze viel omdat ze dat wilde?
Sen! Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunKamu pikir dia terjatuh karena dia mau?
Sen! Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsun야 얜뭐 넘어지고 싶어 넘어졌어?
Sen! Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsun Özür dilemesi yeterli, değil miGondolod azért esett el, mert el akart? a bocsánatkérés elég, nem gondolod?
Sen! Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunאתה חושב שהיא נפלה בכוונה?
Sen! Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsunأنت! هل تظن بأنها وقعت بإرادتها؟
Sen! Sen onun isteyerek düştüğünü falan mı sanıyorsun謝れば、十分だと思わないの?
Seung Jo ile gerçekte çıktığın falan yok.Cậu vẫn chưa hẹn hò thật sự với Seung Jo.
Seung Jo ile gerçekte çıktığın falan yok.Du går verkligen inte ut med Seung Jo.
Seung Jo ile gerçekte çıktığın falan yok.Du gehst nicht wirklich mit Seung Jo aus.
Seung Jo ile gerçekte çıktığın falan yok.Kau tidak benar-benar berpacaran dengan Seung Jo.
Seung Jo ile gerçekte çıktığın falan yok.Naozaj spolu nechodíte?
Seung Jo ile gerçekte çıktığın falan yok.Non stai mica uscendo davvero con Seung Jo!
Seung Jo ile gerçekte çıktığın falan yok.Przecież nie umawiasz się z nim na poważnie.
Seung Jo ile gerçekte çıktığın falan yok.Tu chiar nu esti impreuna cu Seung Jo?
Seung Jo ile gerçekte çıktığın falan yok.Tu ne sors pas vraiment avec Seung Jo.
Seung Jo ile gerçekte çıktığın falan yok.Вы с Сын Чжо на самом деле не встречаетесь.
Seung Jo ile gerçekte çıktığın falan yok.О Ха Ни. Здравейте. Аз съм О Ха Ни от департамента по Социалните Науки.
Şimdi, bizden kökleri falan bulmamızı istemiyorlar.Agora eles não querem-na descobrir as raízes ou qualquer coisa.
Şimdi, bizden kökleri falan bulmamızı istemiyorlar.Ahora no quieren que descubramos las raíces, ni nada.