Taliban'ın umrunda olmayacak, falan filan.Taliban sẽ không lắng nghe, vân vân.
Taliban'ın umrunda olmayacak, falan filan.Taliban tidak akan mendengarkan, dsb., dsb.
Taliban'ın umrunda olmayacak, falan filan.Талібан вас не слухатиме, і так далі.
Taliban'ın umrunda olmayacak, falan filan.שהטליבאן לא יקשיב, וכולי ...
Taliban'ın umrunda olmayacak, falan filan.وطالبان لن تنصت اليك .... وهلم جرا
Taliban'ın umrunda olmayacak, falan filan.ただの象徴にすぎないと言うのです
Uzun zamandır takip ediyormuş, ilk defa yazmış. Falan, filan...Долго вас смотрю, пишу первый раз...
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.Czyli "ci konkretni profesorowie itd. nie są w stanie tego dokonać", albo "to w ogóle niemożliwe".
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.Eso podría significar que estos tipos, profesores, etc., no podrán hacerlo o que no es posible.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.즉, 이 사람들, 교수나 기타 여러 사람들이 프로젝트를 할 수 없다거나, 프로젝트가 가능하지 않다는 것입니다.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.Και θα εννοούσαν ότι αυτοί εδώ, οι καθηγητές κλπ δε θα μπορούσαν να το κάνουν ή ότι δεν είναι δυνατόν.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.И это значит: либо именно у "них" — профессоров и прочих — не получится, либо это просто невозможно.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.וזה יכול להיות שהחברה האלה, פרופסורים כאלה לא יצליחו, או שזה בלתי אפשרי.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.وذلك يعني إمّا أن هؤلاء اﻷشخاص، اﻷساتذة الجامعيّون وما شابه لم يستطيعوا فعلها، أو أنها غير ممكنة.
Ve bu adamları, profesörleri kastedip, yapamıyor falan filan, veya mümkün değil.不可能だというのです でも、12月12日にクアンタ社が製造に同意しました
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.사실, 사람들은 무엇이 좋은 테루아를 만드는지에 대해 논쟁합니다. 테루아는 기후와 연관있어, 아니야 토양이야. 생각해 보세요, 뭘까요?
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.Мы спорим об этом -- мы говорим, что это климат, это почва, это то. И что вы думаете?
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.Ние в действителност спорим и дебатираме за това -- казваме, че това е от климата, от почвата, от това.
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.אתם יודעים מה, אנו מתווכחים על זה ואומרים שזה האקלים, האדמה וכולי. נחשו מה?
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.حسناً، اوتعرف، نحن نتناقش كثيرا حول ذلك فمرة نقول انه الجو ، او التربة او ذلك الشيء. حسنا ، أتدري؟
Yani, işte, gerçekten tartışır ve münazara ederiz, deriz ki, sebebi iklimdir, topraktır, falan filan.やれ気候だ やれ土だと何だと しかし聞いてください そもそも葡萄園が何なのかを 解明できるのです
Yazdığımız zaman, 2.7 falan filan, biraz çirkin bir sayı. -이 숫자는 사실 써 내려가기에는 좀 지저분해요 2.7 어쩌구저쩌구 그렇죠.
Yazdığımız zaman, 2.7 falan filan, biraz çirkin bir sayı. -Este número es algo feo cuando escribes 2.7 cualquiera que sea, sea cual sea.
Yazdığımız zaman, 2.7 falan filan, biraz çirkin bir sayı. -Este número é um tanto feio de se escrever, '2.7', alguma coisa, alguma coisa.
Yazdığımız zaman, 2.7 falan filan, biraz çirkin bir sayı. -Ta liczba jest raczej brzydka kiedy ją się zapisze jako 2.7 coś tam, coś tam.
Yazdığımız zaman, 2.7 falan filan, biraz çirkin bir sayı. -Това число е грозно когато го запишем - 2,7 нещо, нещо