Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Come ad esempio, questa bandiera che sventola, proprio davanti alla struttura veterinaria.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Como esta bandeira a flutuar ao vento, em frente ao veterinário.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Como, por ejemplo, el ondeo de la bandera, justo en frente de la veterinaria.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Cum ar fi de exemplu aces steag care flutura chiar in fata clinicii veterinare.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Esimerkiksi tämä liehuva lippu eläinsairaalan edessä.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,동물 병원 오른쪽에, 국기가 펄럭이고 있습니다.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Mint például ez a lobogó zászló pont az állatorvosi épület előtt.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Například tato vlající vlajka před veterinou.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Na przykład ta flaga przed gabinetem weterynaryjnym.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Par exemple, ce drapeau qui flotte juste devant la clinique vétérinaire.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Seperti, misalnya, bendera yang melambai tepat di depan tempat ternak.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Som f.eks. dette flag, der flagrer, lige foran denne veterinære facilitet.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Till exempel, den här flaggan som vajade utanför veterinärkontoret.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Wie eine wehende Flagge direkt vor dem Tierarztgebäude.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Zoals deze wapperende vlag voor een dierenkliniek.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Για παράδειγμα το ανέμισμα αυτής της σημαίας, ακριβώς μπροστά στο κτηνιατρείο.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Като например това веещо се знаме, точно пред ветеринарната клиника.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Например, вот этот флаг, развевающийся перед ветеринарной клиникой.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,Так, наприклад, прапор, що майорить прямо перед ветеринарною клінікою.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,הדגל הזה, שמתנופף ממש בחזית המתקן הווטרינרי.
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,هذا العلم يرفرف , أمام مبنى الطبيب البيطري .
Örneğin; bu dalgalanan bayrak, tam olarak veterinerlik fakültesinin önünde.,この病院は全て取り壊されるところでした
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Il rettore di un'università, ad esempio, non è molto meglio di una qualunque suocera.
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Na przykład dziekan mojego wydziału nie jest lepszy niż te teściowe.
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Par exemple, un de nos doyens de faculté ne vaut pas mieux que ces belles-mères.
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Por ejemplo, un decano de nuestra facultad no es mejor que ninguna suegra.
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Por exemplo, a diretora da nossa faculdade não é melhor do que nenhuma outra sogra.
Örneğin, fakültemizdeki dekanın kayın validelerden farkı yok.Например, декан нашего факультета ничем не лучше такой свекрови.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Bila je ena tistih žensk, ki vrste otrple kolegi na fakultetah.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Bola jednou z tých žien, ktoré druhy otupení kolega na fakultách.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Była jedną z tych kobiet, które rodzaj numb innymi w wydziałach.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Byla jednou z těch žen, které druhy otupělá kolega na fakultách.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Cô là một trong những người phụ nữ loại tê liệt một khoa của đồng bào.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Dia adalah salah satu wanita yang semacam mati rasa seorang rekan di fakultas.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Ea a fost una dintre acele femei care au un fel de amortit un tip de facultăţi.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Elle était l'une de ces femmes qui sorte de engourdie un camarade de faculté.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Era una di quelle donne che tipo di intorpidire un collega di facoltà.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Hän oli yksi niistä naisista, jotka sellainen tunnoton mies tiedekuntien.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Hon var en av de kvinnor som typ av numb en andra fakulteter.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Hun var en af de kvinder, der slags følelsesløs en fyr fakulteter.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.대한 쉰일곱 앞니. 그녀는 어떤 감각의 여자들 중의 하나가되었다 동료의 학부.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Ő egyike volt azoknak a nőknek, akik ilyen zsibbadt a fickó a karok.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Sie war eine jener Frauen, die Art von numb ein Kerl ist Fakultäten.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Zij was een van die vrouwen die soort gevoelloze een collega van de faculteiten.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Ήταν μια από εκείνες τις γυναίκες που το είδος του μουδιασμένος σχολές έναν συνάδελφο του.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Вона була однією з тих жінок, які начебто оніміння стипендіата факультетів.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Она была одной из тех женщин, которые вроде онемения стипендиата факультетов.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.Тя е една от онези жени,, които вид вцепенен факултети на един човек.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.حوالي 57 الأسنان الأمامية. كانت واحدة من تلك النساء اللواتي نوع من خدر زميل في الكليات.
O tür uyuşmuş bu kadınların biri oldu bir adam fakülte.仲間の学部。 彼女は私が10歳だったと客間に持ち込まれていたかのように私に感じさせてくれた
Öyle de denebilir. Hukuk fakültesine girdiğini duydum. Lisans sınavına girmek için hazırlanıyor olmalısın.뭐, 비슷해.
Öyleyse, tıp fakültesine girme konusundan ne haber?Alors, pour l'école de médecine ?
Öyleyse, tıp fakültesine girme konusundan ne haber?Atunci, ce spui despre intrarea in scoala medicala?
Öyleyse, tıp fakültesine girme konusundan ne haber?Dan, hoe zit het dan met naar de medische school gaan?
Öyleyse, tıp fakültesine girme konusundan ne haber?Dann, was ist mit einer medizinischen Schule?
Öyleyse, tıp fakültesine girme konusundan ne haber?Då vad händer då med å gi in i medecin skolan?
Öyleyse, tıp fakültesine girme konusundan ne haber?Lalu, Bagaimana dengan sekolah kedokteran?
Öyleyse, tıp fakültesine girme konusundan ne haber?Quindi, che ne pensi di entrare nella scuola di medicina?
Öyleyse, tıp fakültesine girme konusundan ne haber?Vậy, Việc vào học trường y thì sao?
Öyleyse, tıp fakültesine girme konusundan ne haber?Τότε, τι θα γίνει με την ιατρική σχολή;