Almanya'da fahişelik yasaldır.Prostitution is legal in Germany.
Leyla para için fahişelik yapmaya başladı.Layla started prostituting for money.
Sami'nin kızı fahişelik nedeniyle tutuklandı.Sami's daughter was arrested for prostitution.
Beş yıl boyunca ya hırsızlık yaptı ya fahişelik.He had been serving five years to life for robbing a prostitute.
Sien terzilik, temizlikçilik ve muhtemelen fahişelik yapmaya döndü.Sien went back to work as a seamstress, charwoman and possibly as a prostitute.
Buna göre Marnie'nin annesi Bernice, Marnie küçükken hayatını fahişelikle kazanan biridir.Marnie's mother believes that, when Marnie was a girl, she killed her baby brother.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Other children from prostitutes.
Sien 1901'de evlenene kadar terzilik, temizlikçilik ve fahişelik yaptığı hayatına devam etti.Sien resumed her life as a seamstress, cleaning woman and likely prostitute before marrying in 1901.
Türkiye'de fahişelik ^ (İngilizce)Turkish Volleyball Federation (in Turkish) (in English)
A hırçın kendinden will'd fahişelik:CAPULET Well, be may chance to do some good on her:
Ergenler arasında fahişelik oranı hızla artıyor.Teen prostitution is at its peak.
Ama siz, ey falcı kadının çocukları, Fahişelik ve zina edenlerin soyu, buraya gelin!"But draw near here, you sons of the sorceress, the seed of the adulterer and the prostitute.
Makedon polisi ülkede 3.000 dolayında yabancı uyruklu kadının fahişelik yaptığını tahmin ediyor.Macedonian police estimate approximately 3,000 young foreign women work as prostitutes.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Dort werden Mädchen zu Prostituierten ausgebildet.
禁娼禁毒 (Fahişelik ve Uyuşturucunun Kesinlikle Yasaklanması Üzerine) (Çince).Verbieten oder Nicht-Verbieten? (= Extremismus und Demokratie.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.D'autres sont prostitués.
16 yaşındayken fahişelik yapmaya başladı.Il a commencé à fréquenter les prostituées alors qu’il n’avait pas encore seize ans.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Hay 2 miembros femeninos que son prostitutas.
Daha iyi bir kazanç elde etmek için fahişelik yapmaya başladı.Si prostituisce per ottenerne in cambio favori.
Almanya'da fahişelik yasaldır.Проституция в Германии законна.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Девушки раньше работали проститутками.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.إذ رأته بغي من البغايا .
Daha iyi bir kazanç elde etmek için fahişelik yapmaya başladı.Supera dificuldades prostituindo-se para ganhar mais algum dinheiro.
Taylandda çocukların zorla fahişelik yaptırıldığı oranının 40% olduğu tahmin edilmektedir.In Thailand schat men dat 40% van de prostituees minderjarig is.
Caligula duruşmalardan, fahişelikten ve evlilikten ağır vergiler almayı denemiştir.Caligula hief belastingen op rechtszaken, huwelijken en prostitutie.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Hier gaat het dan om hoeren.
16 yaşındayken fahişelik yapmaya başladı.W wieku 16 lat została prostytutką.
Mesai saatleri dışında da fahişelik yapmayı sürdürür.Poza pracą zawodową zajmował się numizmatyką.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Жінки займаються гончарством.
Bar fahişelik için kullanılmamasına karşın uyuşturucu satışları ve diğer "nakdi işlemler" yer alırdı.Přestože bar nebyl využíván k prostituci, probíhal tam prodej drog a jiné „hotovostní transakce“.
Caligula duruşmalardan, fahişelikten ve evlilikten ağır vergiler almayı denemiştir.Caligula a percepute taxe pe procese, căsătorie și prostituție.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Este un beneficiu pentru prostituate.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.A hímek itt fel-alá kergetik a nőstényeket.
Almanya'da fahişelik yasaldır.Németországban legális a prostitúció.
Almanya'da fahişelik yasaldır.A prostitúció legális Németországban.
Bar fahişelik için kullanılmamasına karşın uyuşturucu satışları ve diğer "nakdi işlemler" yer alırdı.Vaikka baaria ei käytettykään prostituutioon, huumemyyntiä ja muita ”rahanliikkeitä” tapahtui.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Sen sijaan naiset toimivat kauppiaina.
禁娼禁毒 (Fahişelik ve Uyuşturucunun Kesinlikle Yasaklanması Üzerine) (Çince).Siirtotyöntekijöiden mielivaltainen karkottaminen on kiellettyä (22.)
Bahsi geçen ülkelerin aksine çoğu ülkede fahişelik yasa dışıdır.I flere modtagerlande er prostitution desuden ulovligt.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Der findes de narkoprostituerede.
MÖ 4. yüzyıldan sonra fahişelik köleler arasında yaygınlaştı.Omkring 400-tallet ble øya bosatt av slavere.
Tanya bu parayı fahişelik ile elde eder.Klaus tar med jenta på en gratistur.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Mereka menjadikan perempuan-perempuan itu pelacur biasa.
Caligula duruşmalardan, fahişelikten ve evlilikten ağır vergiler almayı denemiştir.Caligula đánh thuế đối với các vụ kiện tụng, hôn nhân và tệ nạn mại dâm.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.Những cô gái này không phải là gái mại dâm.
Beş yıl boyunca ya hırsızlık yaptı ya fahişelik.5年間娼婦として過ごした。
Bahsi geçen ülkelerin aksine çoğu ülkede fahişelik yasa dışıdır.ポン引きは売春を禁止する多くの国で不法行為として刑事罰が規定されている。
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.新しい女給 売春婦。
Daha iyi bir kazanç elde etmek için fahişelik yapmaya başladı.彼女は生計を立てるために、裕福な男性を相手にした売春婦となった。
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.遊女即為娼妓。
Beş yıl boyunca ya hırsızlık yaptı ya fahişelik.戰五年而滅賊非勇。
Yabancı kişiler bir gecelik ilişki ya da fahişelik aracılığıyla birlikte olabilir.陌生人:包括了娼妓與一夜情對象。
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.그래, 우린 (우리 여자들은) 모두 창녀들이야.
Tanya bu parayı fahişelik ile elde eder.אתנן הוא השכר הניתן לזונה.
Burada kızlar fahişelik yapmaktadır.נשים שעסקו בזנות.
Bar fahişelik için kullanılmamasına karşın uyuşturucu satışları ve diğer "nakdi işlemler" yer alırdı.Iako se nije koristio za prostituciju, prodaja droge i druga ilegalna trgovina bile su česta pojava.
A hırçın kendinden will'd fahişelik:CAPULET Eh bien, être un hasard peut faire du bien sur elle:
A hırçın kendinden will'd fahişelik: Capulet'in Eh, onu bazı iyi yapmak için şans olabilir.Capulet Ei bine, poate fi sansa de a face ceva bun pentru ei: un acru de auto-will'd curvia este.
A hırçın kendinden will'd fahişelik: Capulet'in Eh, onu bazı iyi yapmak için şans olabilir.Capulet No, môže byť šanca urobiť niečo dobré na ňu: podráždená vlastné will'd smilstvá je.
A hırçın kendinden will'd fahişelik: Capulet'in Eh, onu bazı iyi yapmak için şans olabilir.Capulet No, může být šance udělat něco dobrého na ni: podrážděná vlastní will'd smilnění je.