fabrikayı ile cümle
fabrikayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Gezimizin amacı, yeni bir fabrikayı ziyaret etmektir.The purpose of our trip is to visit a new factory.
Evet. Biz televizyon üreten bir fabrikayı ziyaret edeceğiz.Yes. We'll visit a factory which produces television sets.
Onlar fabrikayı kapatmaya karar verdiler.They decided to shut down the factory.
Yarın bir fabrikayı ziyaret edeceksin, değil mi?You're visiting a factory tomorrow, aren't you?
Fabrikayı kapatmak zorunda olmayacağımıza dair bir olasılık var.There is a possibility that we won't have to shut down the factory.
Onlar fabrikayı inşa etmek için sadece yeterli fona sahip.They have only enough funds to build the factory.
O fabrikayı ziyaret etmek için izin almanız gerekecek.You'll have to get a permit to visit that factory.
Onlar fabrikayı kapatmaya karar verdi.They decided to close the factory.
Bu fabrikayı kurmak, uzun bir zamana ve bir sürü paraya mal oldu.It took a long time and a lot of money to build this factory.
1972 yılında, Dandy mevcut fabrikayı Vejle'de kurdu.In 1972, Dandy established the existing factory in Vejle.
Georg Christian Carl Henschel fabrikayı 1810'da Kassel'de kurdu.Georg Christian Carl Henschel founded the factory in 1810 at Kassel.
Hayır, çare bu fabrikayı kapatmaktadır.”"Padarn Bus company to close".
O da fabrikayı terkederek bir eve çekilmiştir.She lives in seclusion in an abandoned house.
Almanların fabrikayı işgal etmesi ile üretim durdu.The German administration began to rebuild the factories.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.In fact, they did implode the factory.
Fonda kömür yakmakta olan fabrikayı seçebilirsiniz.You can see the coal burning plant in the background.
Fabrikayı yapmanın maliyeti 1 milyon tL.It costs a million dollars to build.
US Steel fabrikayı hükümete 31 Ocak Salı günü 1 dolara sattı.US Steel sold the plant to the government on Tuesday (January 31st) for $1.
US Steel fabrikayı 2003 yılında 25 milyon avroya satın almıştı.US Steel purchased the plant in 2003 for 25m euro.
Make a Point eski fabrikayı ıslah etmek için bir mimar tuttu. [Victor Barbu/SETimes]Make a Point hired an architect to rehab the old factory. [Victor Barbu/SETimes]
Mercedes-Benz fabrikayı 1986 yılında kurdu ve burada 120 binden fazla kamyon üretti.Mercedes-Benz opened the plant in 1986 and thus far has produced more than 120,000 trucks there.
Şirket 16 milyon euro yatırım yapacağı fabrikayı, yeni enerji tasarruf teknolojileri ile donatacak.Podravka will invest 16m euros in the plant and install new energy saving technologies.
Fabrikayı kurmak için yaklaşık 100.000 £ harcandı.[1]Around £100,000 was spent to set up the factory.[33]
Almanların fabrikayı işgal etmesi ile üretim durdu.Beim deutschen Einmarsch wurde die Produktion jedoch unterbrochen.
Hayır, çare bu fabrikayı kapatmaktadır.”C'est presque l'usine. »,.
O da fabrikayı terkederek bir eve çekilmiştir.Elle obtient alors un emploi à l'usine loin de son domicile.
Georg Christian Carl Henschel fabrikayı 1810'da Kassel'de kurdu.Georg Christian Carl Henschel fundó la fábrica en 1810 en Kassel.
3 Eylül 1845 yıllında fabrikayı dük Maximilian Leuchtenberg ziyaret etti.3 (15) сентября 1845 года на заводе побывал герцог Максимилиан Лейхтенбергский.
4-5 Ekim 1824 yıllında yeni fabrikayi bizzat I. Aleksandr ziyaret etti.4—5 октября 1825 года он лично посетил Ижевский завод.
Hayır, çare bu fabrikayı kapatmaktadır.”يجب أن أغلق المحل ".
O da fabrikayı terkederek bir eve çekilmiştir.وأخذ السجين في منزل بعيد.
O da fabrikayı terkederek bir eve çekilmiştir.Portanto, ficou na fábrica abandonado.
Georg Christian Carl Henschel fabrikayı 1810'da Kassel'de kurdu.Foi fundada por Georg Christian Carl Henschel em 1810.
O da fabrikayı terkederek bir eve çekilmiştir.De videoclip werd opgenomen in een verlaten huis.
4-5 Ekim 1824 yıllında yeni fabrikayi bizzat I. Aleksandr ziyaret etti.W dniach 4-5 października 1824 na inspekcję nowej fabryki przybył sam car.
O da fabrikayı terkederek bir eve çekilmiştir.Hon åker till den övergivna fabriken.
Kendilerini Bay ve Bayan Smith olarak tanıtarak Kupfer Ailesi ve Conal Cochran ile fabrikayı gezerler.Man får följa hur livet förändras för de två familjerna Cohen och Cooper.
3 Eylül 1845 yıllında fabrikayı dük Maximilian Leuchtenberg ziyaret etti.3 вересня 1845 року завод відвідав герцог Максиміліан Лейхтенберзький.
4-5 Ekim 1824 yıllında yeni fabrikayi bizzat I. Aleksandr ziyaret etti.4-5 жовтня 1824 року новий завод особисто відвідав імператор.
Onlar fabrikayı kapatmaya karar verdiler.Вони вирішили закрити завод.
Georg Christian Carl Henschel fabrikayı 1810'da Kassel'de kurdu.Georg Christian Carl Henschel perusti tehtaan vuonna 1810 Kasseliin.
Fabrikayı memleketi Divriği’de kurmayı planlamıştı.Tehdas rakensi Rajamäkeen kirkon Nurmijärven seurakunta.
1956 yılına kadar bu fabrikayı yönetti.Dia memegang peranan ini sampai 1956.
Hayır, çare bu fabrikayı kapatmaktadır.”הפעם אנחנו באמת נסגור לחלוטין את המדינה".
1871 yılında çıkan yangın dönemin birçok kent binasını ve fabrikayı yıktı.Пожарът през 1871 г. унищожава голяма част от сградите.
1956 yılına kadar bu fabrikayı yönetti.V tovarni Stol je bil zaposlen do leta 1956.
1956 yılına kadar bu fabrikayı yönetti.Ta jäi sellele ametikohale 1956. aastani.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.De fapt, fabrica a implodat.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.De hecho, derrumbaron la fábrica.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.Di fatto, hanno fatto implodere la fabbrica.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.En fait, ils ont fait imploser l'usine.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.Fabryka załamała się.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.In feite lieten ze de fabriek imploderen.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.Na verdade, eles implodiram a fábrica.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.Sie haben sogar die Fabrik gesprengt.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.Thực tế, họ đã thực sự làm nổ tung cả nhà máy.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.Vlastně tu budovu opravdu strhli.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.Всъщност, те взривиха фабриката.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.По сути, почти так и произошло — они взорвали завод.
Aslında, fabrikayı çökerttiler.ולמען האמת, הם באמת פוצצו את המפעל.