fa ile cümle

fa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Sen sık sık bir şey yaparak umduğundan daha fazla zaman harcamalısın.You often need to spend more time doing something than you anticipated.
Şikâyet ederek daha az üretken bir şey yaparak daha fazla zaman harcamalısın.You should spend less time complaining and more time doing something productive.
Dışarıda daha fazla zaman ve içeride daha az zaman harcamalısın.You should spend more time outside and less time inside.
Çalışarak harcadığından daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time studying than you do.
Çalışmaya, daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time studying than you do.
O, fazla İngilizce konuşamaz.He can't speak much English.
Sir William fazla konuşmadı.Sir William did not say much.
Gerekenden fazla pul almışsın.You've bought more stamps than needed.
Gereğinden daha fazla pul almışsın.You've bought more stamps than necessary.
Bir insan zengin ya da fakir olup olmamasına göre işleri farklı görür.One views things differently according to whether one is rich or poor.
İnsanlar zengin ya da fakir olmalarına bağlı olarak işlere farklı olarak bakarlar.People look at things differently depending on whether they are rich or poor.
Bandy ve florbal arasındaki en büyük fark, bandynin buzda oynanmasıdır.The biggest difference between bandy and floorball is that bandy is played on ice.
Oda farklı görünüyor, şimdi daha çok beğeniyorum.The room looks different, now I like it more.
Sağduyu asla çok fazla değildir.Prudence is never too much.
Onun yeterinden fazla parası oldu.He had more than enough money.
O, gereğinden fazla paraya sahipti.He had more than enough money.
Yeni teknoloji kullanımı daha fazla müşteri çekiyor.The use of new technology is attracting more costumers.
Yazar Hollandalı ve Amerikalı öğrencilerle çalışırken hangi kültürel farklılıkları buldu?What cultural differences did the author find in working with Dutch and American students?
Fiyat düşündüğümden daha da fazla düştü.The price turned out to be lower than I thought.
Fransızların "simetri" ve "asimetri" arasındaki farkı işitmediklerini biliyor musunuz?Do you know that the French do not hear the difference between "symmetry" and "asymmetry"?
Daha fazla meyve yemeliydin.You should have eaten more fruit.
Gerçek biraz farklı olmasına rağmen düzenli görünmede çok iyiyim.I am very good at appearing organised, although the reality is somewhat different.
İnsanların isimlerini gerçekten hatırlayamam fakat yüzleri unutmam.I really can't remember people's names, but I don't forget faces.
Bir kentte fark edilmeden geçebilirsin, ancak bir köyde bu mümkün değil.You may be able to pass unnoticed in a city, but in a village that's not possible.
Zaman gülleri soldurur, fakat dikenleri kırar.Time withers the roses, but wears down the thorns.
Babam çok fazla sake içmez.My father doesn't drink too much sake.
Bu yüzden o bu fabrikada çalışıyor, değil mi?So she works at this factory, does she?
Yani o, bu fabrikada çalışıyor, değil mi?So he works at this factory, does he?
Filler üç farklı türe ayrılır.Elephants are divided into three different species.
Afrika filleri savana ve orman filleri olmak üzere iki farklı türe ayrılır.African elephants are divided into two different species: savannah and forest elephants.
Bu oda çok fazla güneş almıyor.This room doesn't get much sun.
Bu oda çok fazla güneş ışığı almıyor.This room doesn't get much sunlight.
İpotek ödemelerinde giderek daha fazla insan geride kalıyor.More and more people are falling behind in their mortgage payments.
Facebook'ta mısınız?Are you on Facebook?
Neyi ve ne kadar çok yediğimizin farkında olma iyi sağlık için gereklidir.Being aware of what and how much we eat is essential to good health.
Bu anahtarın birden fazla kopyasına sahip misin?Do you have more than one copy of this key?
Benim çok fazla materyalist olduğumu düşünüyor musunuz?Do you think I'm too materialistic?
Benim okula geri dönmek için çok fazla yaşlı olduğumu düşünüyor musunuz?Do you think I'm too old to go back to school?
Benim çok fazla uzun boylu olduğumu düşünüyor musunuz?Do you think I'm too tall?
Çok fazla tuz katmayın.Don't add too much salt.
Buyur. Bunu yanına al. Faydalı olabilir.Here. Take this with you. It might come in handy.
Kaç tane farklı okula devam ettin?How many different schools have you attended?
Dün gece çok içtim ne olduğunu çok fazla hatırlayamıyorum.I drank a lot and can't remember much of what happened last night.
Akıcı olarak konuşan çok arkadaşım var fakat hâlâ yerliler gibi ses çıkaramıyorlar.I have many friends who speak fluently, but still don't sound like native speakers.
Onu yapmamam gerektiğini biliyordum fakat bir şekilde onu yaptım.I knew I shouldn't have done it, but I did it anyways.
Sorunu nasıl çözeceğimi biliyorum fakat sana söylememem rica edildi.I know how to solve the problem, but I've been asked not to tell you.
Ben bu sınıftan hoşlanmam gerektiğini biliyorum fakat hoşlanmıyorum.I know that I'm supposed to enjoy this class, but I don't.
Sebebini biliyorum fakat sana söyleyemem.I know the reason, but I can't tell you.
Uzun süredir beklediğini biliyorum fakat sadece biraz daha bekler misin?I know you've been waiting a long time, but could you wait just a little bit longer?
Ben şimdi hayata eskisinden daha farklı bakıyorum.I now view life differently than I used to.
Bu projeye kattığın çabanın farkındayım ve onu gerçekten taktir ediyorum.I realize the effort you have put into this project and I really appreciate it.
Bu proje için sarf ettiğin çabanın farkındayım ve bunu takdir ediyorum.I realize the effort you have put into this project and I really appreciate it.
Yemek yemek istememe rağmen, yemek yiyecek yeterli zamanımın olmadığını fark ettim.I realized that even though I wanted to eat, I didn't have enough time.
Daha fazla görmezden gelmeyi reddediyorum.I refuse to be ignored any longer.
Günde 20 portakaldan daha fazla yemenin sağlıksız olduğunu düşünüyorum.I think it's unhealthy to eat more than 20 oranges a day.
Evdeki her şeyi yediğimizi düşünmüştüm, fakat bir kutu kraker daha buldum.I thought we had eaten everything in the house, but I found another box of crackers.
Çocuklara sessiz olmalarını söyledim, fakat onlar gürültülü olmaya devam ettiler.I told the children to be quiet, but they just kept on being noisy.
Dün gece seni aramaya çalıştım, fakat cevap vermedin.I tried to call you last night, but you didn't answer.
Keşke Facebook hesabımı nasıl iptal edeceğimi çözebilsem.I wish I could figure out how to delete my Facebook account.
Keşke sana sebebini söyleyebilsem fakat söyleyemiyorum.I wish I could tell you the reason, but I can't.

İlgili Sayfalar