Ana içeriğe geç
Sözlük

fıs fıs ile cümle

fıs fıs kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bazıları bu fişi ve 5 dolar aldı.Sommigen kregen vijf dollar.
Bazıları bu fişi ve 5 dolar aldı.Unii au primit acest bilet şi $5.
Bazıları bu fişi ve 5 dolar aldı.Valaki ezt az utasítást kapta, és 5 dollárt.
Bazıları bu fişi ve 5 dolar aldı.Така, че някои хора получиха този плик и пет долара.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.어떤 분들은 종이와 20달러를 받았습니다.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Ada juga beberapa yang menerima amplop dengan uang 20 dollar. Kami biarkan mereka menjalani hari itu.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Alcuni hanno ricevuto un biglietto e 20 dollari. Li abbiamo lasciati liberi tutto il giorno.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Alţii au primit acest bilet şi $20.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Anderen kregen 20 dollar.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Certains recevaient cette feuille de papier et 20 dollars.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Drugi so dobili listek in 20 dolarjev.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Einige bekamen die Notiz und 20 Dollar.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Jiní lísteček a dvacet dolarů.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Jotkut saivat ohjeet ja 20 dollaria.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Một số khác được đưa mẩu giấy với 20 đô
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Nogen folk fik dette stykke papir og 20 dollars. Vi lod dem passe deres dag.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Outras pessoas receberam 20 dólares.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Valaki ezt az utasítást kapta, és 20 dollárt.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Άλλοι πήραν αυτό το κομμάτι χαρτί και 20 δολάρια. Τους αφήσαμε να περάσουν την ημέρα τους.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.А комусь записка і 20 доларів. І вони займалися своїми справами.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Другие — записку и двадцать долларов. Мы оставили их в покое.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.Някои хора получиха този плик и 20 долара.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.אחרים קיבלו את ההוראות ועשרים דולרים.
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.بعض الناس حصل على قصاصة الورق و عشرين دولارا
Bazıları ise bu fişi ve 20 dolar aldı.その後は自由に過ごしてもらいましたが
BB: Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.버튼: 엄마와 팃지(Tizzy)가 속삭이는 걸 들었는데,
BB: Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.جواب : سمعت أمي وتيزي يتهامسن ،
BB: Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.数年の命と言っていたけど-
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Bayi itu meninggal, dan dia akhirnya mempunyai fistula.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Copilul a murit şi ea a dezvoltat o fistulă.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Das Baby starb, und sie bekam eine Fistel.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Dítě zemřelo a Mahabuba skončila s poporodní kýlou.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Dziecko zmarło, a ona skończyła z przetoką.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.El bebé murió y ella terminó con una fístula.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Het kindje stierf en zij kreeg een fistel.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Il bambino è morto, e lei si è ritrovata con una fistola.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.아기는 죽고 그녀는 산과성 누공을 갖게 되었습니다.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Le bébé est mort, et elle s'est retrouvée avec une fistule.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Otrok je umrl, ona pa je dobila fistulo.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Το μωρό πέθανε και κατέληξε με συρίγγιο.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Бебето починало, а тя получила фистула.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.Ребёнок умер, а у неё появилась фистула.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.התינוק מת, והיא סיימה עם פיסטולה.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.مات الطفل، وأصيبت هي بالناسور.
Bebek öldü, kendisinin de fistülü oldu.自分の尿や糞を
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.Có lẽ cha mẹ của ông đang ngồi với người quản lý tại bảng thì thầm, có lẽ tất cả họ đều dựa vào cửa nghe.
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.Ehkä hänen vanhempansa istuivat johtaja pöydässä kuiskauksen, ehkä he olivat kaikki nojaamaan ovea kuunnellen.
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.Kanske hans föräldrar satt med chefen vid bordet viskande, kanske de alla lutar sig mot dörren och lyssnade.
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.아마도 그의 부모 테이블 속삭이는에서 매니저와 앉아, 아마도 그들은 모두 문 듣고 기대어 있었다.
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.Måske hans forældre sad med lederen ved bordet hviskende, måske de var alle lænede sig mod døren lytte.
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.Možná jeho rodiče seděli s manažerem na stůl šeptají, možná Všichni byli opřený o dveře poslechu.
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.Možno jeho rodičia sedeli s manažérom na stôl šepkajú, možno Všetci boli opretý o dvere počúvania.
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.Talán a szülei ültek a vezetője az asztalnál suttogó, talán mindnyájan dőlve az ajtót hallgat.
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.Може би родителите му седяха с мениджъра на масата шепот; може би Всички те са се облегнат на вратата слушане.
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.אולי ההורים שלו ישבו עם מנהל ב לוחשת על השולחן, אולי כולם היו נשען על הקשבה את הדלת.
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.ربما كان يجلس مع والديه مدير يهمس في الجدول ، وربما كانوا يميلون جميعا ضد الاستماع الباب.
Belki de anne ve babasının tablo fısıldayan yöneticisi ile oturuyormuş; belki hepsi kapı dinleme yaslanmış.彼らはすべてのドアのリスニングにもたれていた。 グレゴールは、簡単な椅子の助けを借りて、ドアに向かってゆっくりできるように自分自身をプッシュ
"Belki de, on yıl boyunca gömülü olmuştur" diye bir fısıltıyla söyledi.그녀의 손가락에서. "아마도 그것은 10 년동안 묻혀있다" 그녀는 속삭이고했다.
"Belki de, on yıl boyunca gömülü olmuştur" diye bir fısıltıyla söyledi."Być może został on pochowany na dziesięć lat" powiedziała szeptem.
"Belki de, on yıl boyunca gömülü olmuştur" diye bir fısıltıyla söyledi."Có lẽ nó đã bị chôn vùi trong mười năm," bà nói trong tiếng thì thầm.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod