fırtına gibi ile cümle
fırtına gibi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.49
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
12
ORT. KELİME
Tom fırtına gibi mutfağa daldı.Tom stormed into the kitchen.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.It looks very menacing, like a billowing monsoon cloud or thunderstorm.
Bay Xu gittikçe parlıyorsun ringlerde fırtına gibisin sana rakip bulmak zorMr. Xu Another win From fighting in the back alleys
1989'dan itibaren ise Beşiktaş fırtına gibi esmeye başladı.Zum ersten Mal seit 1989 musste eine Etappe aufgrund von Schneefall abgesagt werden.
Stefan Kuntz ise sezona fırtına gibi bir giriş yaptı.Georg Kessler entraîne alors encore une saison Fortuna Sittard.
2. Bundesliga'da geçen sezonda Edú fırtına gibi esti.Bundesliga, che disputa nella stagione seguente.
Hem ligde hem Avrupa'da fırtına gibi esen takımın, kupayı alacağı tahmin ediliyordu.Все понимали, что над Европой нависла гроза, которая должна была разразиться.
1989'dan itibaren ise Beşiktaş fırtına gibi esmeye başladı.Это стало особенно ощутимо после 1989 года, когда упал железный занавес.
Rüzgâr sahip olduğu hıza göre esinti, fırtına gibi isimler alır.Cine seamănă vânt, culege furtună.
Ancak Spurs sezona fırtına gibi başladı.Briza se dovedește totuși a fi un început de furtună violentă.
1989'dan itibaren ise Beşiktaş fırtına gibi esmeye başladı.Fram til 2014 ble det regnet som et tettsted.
1989'dan itibaren ise Beşiktaş fırtına gibi esmeye başladı.Това става особено видно след 1989 г., когато пада желязната завеса.
Stefan Kuntz ise sezona fırtına gibi bir giriş yaptı.Telovýchovná Jednota VSŽ Košice vstúpila do sezóny ako obhajca trofeje.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice blickte auf, und da stand die Königin vor ihnen, mit verschränkten Armen, Stirnrunzeln wie ein Gewitter.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice felnézett, és ott állt a királynő elé őket, vele karral, komor, mint egy vihar.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice keek op, en daar stond de Koningin voor hen, met haar armen gevouwen, fronsen als een onweersbui.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice kiggede op, og der stod dronningen foran dem, med armene foldet, frowning som et tordenvejr.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice pogledal gor, in tam je stal Queen pred seboj, s svojo prekrižanimi rokami, namrščil kot nevihta.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice privit în sus, şi se aflau Regina în faţa ei, cu braţele îndoite, încruntă ca o furtună.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice såg upp och där stod drottningen framför dem, med armarna i kors, rynkar pannan som ett åskväder.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice spojrzała, i stanął Królowej przed nimi, z rękami założonymi, marszcząc brwi jak burza.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice vzhlédla, a tam stála královna před nimi, ruce založené, mračil jako bouřka.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Alice žmurkla, a tam stála kráľovná pred nimi, ruky založené, mračil ako búrka.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.앨리스, 고개, 그녀의 팔을 접으면과 함께 그들 앞에 여왕 거기 서서
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Алиса подняла глаза, и там стояла королева перед ними, скрестив руки, нахмурясь, как гроза.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Алис погледна нагоре и застана на кралицата пред тях с ръце, сгънати, намръщен като гръмотевична буря.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.Аліса підняла очі, і там стояла королева перед ними, схрестивши руки, хмурячись, як гроза.
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.אליס הרימה את מבטה, ושם עמד מלכת לפניהם, בזרועות שלובות,
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.أليس حتى بدا ، وهناك وقفت الملكة أمامهم ، مع ذراعيها مطوية ،
Alice, baktı ve kollarını katlanmış, önlerinde Kraliçe orada durdu bir fırtına gibi çatık.雷雨のような渋面の。 "微日、陛下!"公爵夫人
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Katsottava itse suuttumusta. Se on uhkaava kuin vyöryvä monsuunipilvi tai ukkonen.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.화를 예로 들면 겉보기엔 밀려드는 먹구름이나 폭풍우처럼 매우 위협적으로 보이죠.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Lihat kemarahan itu sendiri, memang terlihat mengancam, seperti awan hujan atau petir di atas kepala kita.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Mirar a la ira misma; se ve muy amenazadora, como las nubes de un monzón o una tormenta de rayos,
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Neem woede, het ziet er erg bedreigend uit, als een opgezwollen moessonwolk of onweersbui.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Nézzük meg magát a haragot; fenyegetőnek tűnik, akár egy gyülemlő monszunfelhő, vagy egy tornyosuló vihar.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Observar a própria raiva. Parece muito ameaçadora, como uma nuvem de monção ou de trovoada.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Podívejte se na zlost samotnou. Vypadá velmi hrozvě, jako vzdouvající se monzunový mrak nebo hromobití.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Pozrime sa na samotný hnev. Vyzerá veľmi hrozivo, ako vzdúvajúci sa oblak monzúna alebo búrky.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Przyglądamy się istocie gniewu. Wygląda groźnie, jak skłębiona monsunowa chmura, lub burza z piorunami
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Regardons la colère proprement dite ; elle a l'air menaçante, un nuage noir de mousson ou un orage.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Să privim la supărarea însăși; pare foarte amenințătoare, ca un nor musonic sau o furtună.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Titta på ilskan i sig själv: den ser mycket hotfull ut, som ett böljande monsun moln eller en åskstorm.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Ας δούμε τον ίδιο τον θυμό: φαίνεται πολύ απειλητικός, σαν ένας ισχυρό σύννεφο μουσώνα ή μια καταιγίδα.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Зазирнути у суть роздратування. Воно виглядає загрозливо, як хмара мусона, що готова пролитися грозовим дощем.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.Погледнете самия гняв. Изглежда много застрашителен, като буреносен облак.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.הסתכלו בכעס עצמו; הוא נראה מאוד מסוכן, כמו ענן מונסון מתנשא או סופת רעמים.
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.أنظر إلى الغضب فى حد ذاته : يبدو خطراً ومهدداً , مثل سحابة موسمية أو عاصفة رعدية .
Öfkenin kendisine bakın; kabaran bir muson bulutu ya da fırtına gibi tehdit edici görünür.それは非常に恐ろしげに沸き立つモンスーンか雷雲のように見えます その雲に座ることすらできそうに見えますが、近づけばただの霧にすぎません