fırlattı ile cümle

fırlattı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.ويمكنكم أن تروا هنا بعض من الرياح العاتية تنفث الثلوج عالياً من القمة
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.頂上から雪を吹き飛ばしてる様子です 登山家たちはこの稜線にいたのです
Bütün kitaplarını fırlattın amaCậu quăng hết sách đi rồi còn gì.
Bütün kitaplarını fırlattın amaDu hast alle deine Bücher weggeschmissen.
Bütün kitaplarını fırlattın amaDu kastade iväg alla dina böcker.
Bütün kitaplarını fırlattın amaDu smed alle dine bøger væk
Bütün kitaplarını fırlattın amaHai buttato via tutti i tuoi libri.
Bütün kitaplarını fırlattın amaJe hebt al je boeken weggegooid.
Bütün kitaplarını fırlattın amaKamu sudah buang semua buku mu
Bütün kitaplarını fırlattın amaTi-ai aruncat toate cartile.
Bütün kitaplarını fırlattın amaTu as jeté tout tes livres.
Bütün kitaplarını fırlattın amaVyhodila si všetky knihy.
Bütün kitaplarını fırlattın amaWyrzuciłaś swoje książki.
Bütün kitaplarını fırlattın amaΠέταξες όλα τα βιβλία σου.
Bütün kitaplarını fırlattın amaТа ти дори изхвърли учебниците си.
Bütün kitaplarını fırlattın amaТы же выкинула все свои учебники.
Bütün kitaplarını fırlattın ama.אבל זרקת את כל הספרים
Bütün kitaplarını fırlattın amaرميتي كل كتبك
Bütün kitaplarını fırlattın ama何よ オ・ハニ
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Apoi, cu un gest de disperare, el rupt masca din fata si au aruncat-l pe pământ.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Aztán egy mozdulattal a kétségbeesés, s letépte a maszkot az ő arcát, és elhajította azt a földön.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Då, med en gest av desperation, han slet masken från ansiktet och kastade på marken.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Dan, met een gebaar van wanhoop, hij scheurde het masker van zijn gezicht en slingerde het op de grond.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Dann, mit einer Geste der Verzweiflung, er riss ihm die Maske vom Gesicht und schleuderte ihn auf den Boden.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Derefter med en gestus af desperation, han rev masken fra ansigtet og kastede det på jorden.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Kemudian, dengan sikap putus asa, dia merobek topeng dari wajahnya dan melemparkannya di tanah.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.그렇다면, 절망의 몸짓으로, 그는 그의 얼굴에서 마스크를 찢고 그것을 내던 졌 바닥에.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Następnie, w geście rozpaczy, że zerwał maskę z twarzy i rzucił na ziemię.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Pak, s gestem zoufalství, on strhl masku z tváře a mrštil jím na zem.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Poi, con un gesto di disperazione, strappò la maschera dal viso e lo scagliò a terra.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Potem, z gesto obupan, da je strgal masko z njegovega obraza in ga vrgel ob tla.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Potom, s gestom zúfalstva, on strhol masku z tváre a mrštil ním na zem.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Puis, avec un geste de désespoir, il arracha le masque de son visage et le jeta sur le sol.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Sau đó, với một cử chỉ tuyệt vọng, ông xé mặt nạ trên khuôn mặt của mình và ném nó trên mặt đất.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Sitten, ele hän epätoivoissaan repi naamio hänen kasvonsa ja heitti sen kun maa.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Στη συνέχεια, με μια κίνηση απελπισίας, ο έσχισε τη μάσκα από το πρόσωπό του και πέταξαν το επάνω στο έδαφος.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.След това, с един жест на отчаяние, той разкъса маската от лицето си и го хвърлил на земята.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Тогда, с жестом отчаяния, он сорвал маску с лица и швырнул его на землю.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.Тоді, з жестом відчаю, він зірвав маску з обличчя і жбурнув його на землю.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.ואז, במחווה של ייאוש, הוא קרע את המסכה מעל פניו וזרק אותו על הקרקע.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.ثم ، مع لفتة من اليأس ، وقال انه مزق قناع من وجهه والقوا عليه على أرض الواقع.
Daha sonra, çaresizlik bir jest ile, o yüzündeki maske parçaladı ve o fırlattı zeminin üzerinde.彼の顔からマスクを裂き、それを投げつける 地面に。 "あなたは正しい"と、彼は叫んだ。"私は王です。
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.bèn phóng Ða - vít , mà rằng : Ta sẽ đóng đinh nó nơi vách . Nhưng_Ða - vít tránh hai lần khỏi mũi giáo .
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.bèn phóng Ða-vít, mà rằng: Ta sẽ đóng đinh nó nơi vách. Nhưng Ða-vít tránh hai lần khỏi mũi giáo.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.Entonces Saúl arrojó la lanza pensando: "¡Clavaré a David en la pared!" Pero David le esquivó dos veces
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.És elhajítá Saul a dárdát, azt gondolván: Dávidot a falhoz szegezem; de Dávid két ízben is félrehajolt elõle.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.I cisnął Saul włócznią, mówiąc: Przebiję Dawida aż ku ścianie; ale się uchylił Dawid przed nim po dwa kroć.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.In Savel vrže sulico, meneč: Pribodem Davida k steni. David pa se mu izogne dvakrat.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.I vyhodil Saul kopí,řka: Prohodím Davida až do stěny. Ale David uhnul se jemu po dvakrát.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.그가 스스로 이르기를 내가 다윗을 벽에 박으리라 하고 그 창을 던졌으나 다윗이 그 앞에서 두 번 피하였더라
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.og kastede det i den Tanke: "Jeg vil spidde David til Væggen!" Men David undveg ham to Gange.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.Saul impugnò la lancia, pensando: «Inchioderò Davide al muro!». Ma Davide gli sfuggì davanti per due volte
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.und er schoß ihn und gedachte: Ich will David an die Wand spießen. David aber wandte sich zweimal von ihm.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.И бросил Саул копье, подумав: пригвожду Давидак стене; но Давид два раза уклонился от него.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.ויטל שאול את החנית ויאמר אכה בדוד ובקיר ויסב דוד מפניו פעמים׃
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.فاشرع شاول الرمح وقال اضرب داود حتى الى الحائط. فتحول داود من امامه مرتين.
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.掃 羅 把 槍 一 掄 、 心 裡 說 、 我 要 將 大 衛 刺 透 、 釘 在 牆 上 。 大 衛 躲 避 他 兩 次
‹‹Davutu vurup duvara çakacağım›› diye düşünerek mızrağı ona fırlattı. Ama Davut iki kez ondan kurtuldu.掃羅 把槍 一 掄 、 心裡說 、 我 要 將 大衛 刺透 、 釘 在 牆上 。 大衛 躲避 他 兩次
Deniz botları derbeder giriş duyuldu; kapıyı açmak fırlattı ve yeterli denizciler vahşi bir devirdi.A tramp av hav stövlar hördes i posten, dörren slås upp, och i rullade en vild uppsättning av sjömän nog.
Deniz botları derbeder giriş duyuldu; kapıyı açmak fırlattı ve yeterli denizciler vahşi bir devirdi.A trampende af hav støvler blev hørt i den post, blev døren revet op, og i rullede en vild sæt af søfolk nok.

İlgili Sayfalar