fırlattı ile cümle

fırlattı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
1969 - Sovyetler Birliği, Soyuz 5 uzay aracını fırlattı.1969 г. – СССР изстрелва космическия кораб Союз 5.
Fırlattığı ok uçarak ata veya atlıya saplanır.Основата, върху която се шие е изплетена на една кука или е от конски косми.
1960 - Sovyetler Birliği, Sputnik 4 uydusunu fırlattı.1960. - Sovjetski Savez lansirao Sputnjik 4.
Hangi devletin ilk füzeyi fırlattığının pek önemi yoktu.Nije poznato tko je zadao prvi udarac s oružjem.
Çin, 29 Eylül 2011'de ilk uzay laboratuvarı Tiangong-1'i fırlattı.20. studenog - Kina lansirala prvu svemirsku letjelicu Shenzhou.
CJ paraları doldurdu ve Tenpenny'ye fırlattı.HNS je kompletirao dokumentaciju i proslijedio je Fifi.
2003 senesinde, Ferguson, soyunma odasında David Beckham ile tartıştı ve Beckham'a krampon fırlattı.V roku 2003 bol Ferguson spájaný s potýčkou v šatni Manchestru ktorá viedla k zraneniu Davida Beckhama.
Dobby, Bellatrix Lestrange'ın fırlattığı bıçağın isabet etmesi sonucu ölmüştür.Dobby je však pri úteku zasiahnutý dýkou Bellatrix Lestrangeovej a zomiera.
1977 - NASA Voyager 2'yi fırlattı.Roku 1977 velil kozmickej lodi Sojuz 25.
Hangi devletin ilk füzeyi fırlattığının pek önemi yoktu.Poznejše cine so omogočale streljanje iz prvega strelnega orožja.
6 Mart Amerikalı Robert H. Goddard sıvı yakıtla ilk füze'yi fırlattı.16. marec - Robert Hutchings Goddard izstreli prvo raketo na tekoče gorivo.
7 Şubat - Kuzey Kore uzun menzilli balistik füze fırlattı.11. februar - Severna Koreja preizkusno izstreli balistično raketo nad japonskim morjem.
İran Irak Savaşı sırasında İran'ın 100 ila 231 arasında Scud-B fırlattığı tahmin edilmektedir.Paskaičiuota, kad Irano-Irako karo metu Iranas paleido 100–231 Scud B raketą.
1998 - Kuzey Kore ilk uydusunu fırlattı.Kaunas, 1998 Varėnos Pirmosios tvenkinys.
1958 - Amerika Birleşik Devletleri, uzay uydusu Explorer 1'i fırlattı.1958: Explorer 1 – USA esimene satelliit.
1977 - NASA Voyager 2'yi fırlattı.1977 – NASA lennutas kosmosesse kosmoseaparaadi Voyager 2.
15 Kasım 1988'de ise SSCB ilk ve tek hem otomatik hem de tekrar kullanılabilir mekiği fırlattı.15. novembril 1988 toimus süsteemi Energija-Buran esimene lend, mis oli mehitamata ja täielikult automaatne.
Hangi devletin ilk füzeyi fırlattığının pek önemi yoktu.Aruanne ei öelnud midagi siiski selle kohta, kes raketi välja tulistasid.
2005 yılında NASA, Deep Impact (Derin Darbe) adlı bir keşif aracı fırlattı.2005년에 나사는 딥임팩트[*Deep Impact]라는 탐사선을 띄워 보내서 혜성에 들이받도록 하여,
2005 yılında NASA, Deep Impact (Derin Darbe) adlı bir keşif aracı fırlattı.2005年,NASA發射咗一個叫深層衝擊嘅探測器 撞到咗--
2005 yılında NASA, Deep Impact (Derin Darbe) adlı bir keşif aracı fırlattı.En el 2005, la NASA lanzó una sonda
2005 yılında NASA, Deep Impact (Derin Darbe) adlı bir keşif aracı fırlattı.In het jaar 2005, lanceerde NASA de sonde
2005 yılında NASA, Deep Impact (Derin Darbe) adlı bir keşif aracı fırlattı.W roku 2005, NASA wystrzeliła sondę o nazwie Deep Impact, która uderzyła --
2005 yılında NASA, Deep Impact (Derin Darbe) adlı bir keşif aracı fırlattı.לא בקלות, אבל אנו יכולים להזיז אסטרואיד קטן. ומתברר שאפילו עשינו זאת.
2005 yılında NASA, Deep Impact (Derin Darbe) adlı bir keşif aracı fırlattı.في عام ٢٠٠٥، أطلقت وكالة ناسا مسباراً اسمه "المؤثر العميق"، والذي إصطدم بـ -
2005 yılında NASA, Deep Impact (Derin Darbe) adlı bir keşif aracı fırlattı.探査機を打ち上げ その一部分を 彗星の核に衝突させました
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Abandoné mi trabajo en Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Am renunţat la job-ul meu de la Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım. Bıraktım, ve bir sosyal girişimci oldum,Ich schmiss meinen Job bei Accenture hin, kündigte und wurde eine soziale Unternehmerin.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Eu disse adeus ao meu emprego na Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Ho mollato il lavoro da Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Ik gooide mijn baan bij Accenture overboord.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Jag skippade mitt jobb på Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.J'ai plaqué mon emploi chez Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.전 엑센츄어를 박차고 나왔어요.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Otthagytam az Accenture-t.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Rzuciłam pracę w Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Tôi bỏ việc ở Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Vykašľala som sa na moje miesto v Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Zahodila jsem svou práci v Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Πέταξα τη θέση μου στην Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Аз напуснах работата си в Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Я бросила свою работу в Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.Я кинула свою роботу в Accenture.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.זרקתי את העבודה שלי באקסנצ'ר.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.لقد تركت عملي في أكسنتشيور.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.社会的起業家になったことです
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Apoi, cu un gest de disperare, el a rupt masca de pe fata lui si au aruncat-l la pământ.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Aztán egy mozdulattal a kétségbeesés, ő tépte a maszkot az arcáról és elhajította azt a földre.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Då, med en gest av förtvivlan, rev han masken från ansiktet och kastade på marken.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Dan, met een gebaar van wanhoop, scheurde hij het masker van zijn gezicht en gooide het op de grond.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Dann, mit einer Geste der Verzweiflung, riss er ihm die Maske vom Gesicht und schleuderte ihn auf den Boden.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Então, com um gesto de desespero, ele rasgou a máscara de seu rosto e atirou sobre a terra.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Kemudian, dengan gerakan putus asa, ia merobek topeng dari wajah dan melemparkannya di tanah.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.그렇다면, 절망의 몸짓과 함께, 그는 그의 얼굴에서 마스크를 찢고 그것을 내던 졌
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Luego, con un gesto de desesperación, se arrancó la máscara de la cara y la arrojó en el suelo.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Następnie, w geście rozpaczy, zerwał maskę z twarzy i rzucił na ziemię.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Pak, s gestem zoufalství roztrhl masku z tváře a hodil na zem.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Poi, con un gesto di disperazione, si strappò la maschera dal viso e lo gettò a terra.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Potem, z gesto obupa, se je strgal masko z njegovega obraza in ga vrgel na tleh.

İlgili Sayfalar