fırlat ile cümle
fırlat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hindistan sistemi desteklemek için uzaya 3 yeni uydu fırlattı."Yerli keşif uydusu Göktürk 2 uzaya fırlatıldı".
Tüm Soyuz uzay araçları Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssünden fırlatılmıştır.All Soyuz spacecraft are launched from the Baikonur Cosmodrome in Kazakhstan.
2001 - Türksat 2A fırlatıldı.On September 25, Missile 6A was launched.
Füze bir silodan, demiryolunda düz bir araçtan veya bir taşınabilir araçtan fırlatılabilir.The rifle can be fired in single, burst and full auto mode.
Savaş uçağında, fırlatma koltuğunuz var.In a fighter, you have an ejection seat.
Bu da benim fırlatma koltuğum.That's my ejection seat.
Ve de bir tepeden başlamayı planlıyorum, bir tepeden fırlatılmış gibi.And I plan to start from a cliff, like catapulted from a cliff. BG:
Topu bana geri fırlatmak için aşırı dinamik ve toplu bir manevra sergiliyorlar.They perform an extremely dynamic and collective maneuver to launch the ball back to me.
Nasıl fırlatırsanız fırlatın robot kendini kurtarıp tekrar olması gereken hale geliyor.No matter how you throw it, the robot recovers and comes back to him.
Düşmanlarını etkisiz hâle getirmek için... yapışkan ağlar fırlatıyor.He shoots out these sticky webs to entangle his enemy.
Öyle istediği zaman fırlatamıyor; önce pantolonunu indirmesi lazım.He can't spin a web anytime; he's got to pull his pants down first.
Burası çamaşır fırlatma noktası, ve buradaki bir ayak pedalı.This is a laundry chute.
Yüzüne bir para zarfı ve bir kova su mu fırlattılar?Did they throw a white envelope filled with money at you? Did they throw water at your face? Wait!
10,000 kilometrekare, onlarca binlerce ada güney denizi üzerine mücevherler gibi fırlatılmışlar.10,000 square kilometers, tens of thousands of islands flung like jewels upon the southern sea.
"Koç ve Atlar" hayatta daha fazla ölü sendeledi ve onun fırlattı bölmeli çanta aşağı.He staggered into the "Coach and Horses" more dead than alive, and flung his portmanteau down.
O kapı açık fırlattı ve oda ile ilgili durdu.She flung open the door and stood regarding the room.
Bu merkezde bir yandan onları kavramalı ve onları bir kenara fırlattı tam olarak oldu.It was exactly as if a hand had clutched them in the centre and flung them aside.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Mr. Hall marched up the steps, marched straight to the door of the parlour and flung it open.
Sonra yine ayağa fırladı ve paltosunu fırlattı.Then he sprang up again and flung off his coat.
Bana yastık fırlatmayacak mısın?Are you not going to throw a pillow at me?
COBE uydusu, 1989'da fırlatıldı ve bununla bahsettiğimiz sapmalari keşfettik.So there was the COBE satellite, which was launched in 1989, and we discovered these variations.
Yani tam anlamı ile kendimi galeriye fırlatabilirim.I could, quite literally, fire myself into the gallery.
Eğer onu başından savmak istiyorsan,bir yere fırlat.If you want to get rid of it, throw it away yourself.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Then, with a gesture of desperation, he tore the mask from his face and hurled it upon the ground.
Bir sonraki roketin fırlatılmasına ne kadar kaldı?How long before next rocket can be launched, somewhere.
Şimdiki online sözlükler bir ekrana fırlatılmış kağıttan ibaret.Online dictionaries right now are paper thrown up on a screen.
Fırlatmaya iki saat kaldı. - Hey, Harry.We are T minus two hours to the program goal.
Independence ve Freedom, burası Kennedy Ateşleme Merkezi. Fırlatmaya bir dakika.Independence and Freedom, this is Kennedy firing room.
Independence, burası fırlatma kontrol.Independence, this is launch control.
Geri sayım başlıyor. Fırlatmaya 31 saniye.Be advised, we're in a smooth count.
Ve yapbozun bir parçasından diğerine fırlatıldım ve parçaların kenarları birbirine uymadı.And I was catapulted from one piece of the jigsaw to another, and their edges didn't fit.
Accenture'deki işimi bir kenara fırlattım.I chucked in my job at Accenture.
Eğer, camı bitirdiyseniz, fırlatın.Now you've finished the lens, you literally pop it out.
Seni çöplerin içine fırlattığını fark ettin mi?Did you notice that he threw you in the garbage? My heart is beating like a drum
Kaptan Çekiç kafama araba fırlattı.Captain Hammer threw a car at my head.
(Roket Fırlatılması)(Rocket launch)
Ve İsrailliler onun roket fırlatacağını mı düşünüyordu!..And Israelis thought that he was thinking about shooting rockets?!
Seyirciye doğru fırlatın.Throw it into the audience. Whoom.
Biz de ona bir uzay aracı fırlatıp üzerine yerleştirdik.We shot a space probe at it and hit it. Okay?
Ama ardından, bir veya iki tonluk bir uzay aracı fırlatmamız gerekir.But then what we do is we launch a probe that has to weigh a ton or two.
Burada Mars Bilim Laboratuvarı var, Mars'a gidiyor. Geçen hafta fırlatılmıştı.Here we have the Mars Science Laboratory on its way to Mars, just launched last weekend.
O sigara uzağa fırlattı.He flung away the cigarette.
Bilirsiniz, çocuklar bunu fırlatıp atarlar.They would, you know, throw it back at you.
Rus nükleer fırlatma anahtarı.Russian nuclear launch key:
En hatırlanası bomba fırlatışlarımdan biri kız kardeşimin düğünündeydi.One of my most memorable grenade-tosses was at my sister's wedding.
TED hayat maceramın bir sonraki on yılına geçmemde adeta bir fırlatma rampası oldu.TED literally was the launch pad to the next decade of my life's exploration.
5 fırlatma üzerinden, 5 atış üzerinden.Out of 5 rolls, out of 5 flips.
4 Ekim 1957'de roket uzaya fırlatıldı.On October 4, 1957, they launched their rocket.
Fırlatılışından sonraki günlerFor days after the launch,
Öldürülmüş, kafatasına vurulmuş, bir yerlere fırlatılmış cesetler.So, shot dead, smacked over the head, you know, thrown away.
Üç madeni parayı fırlattığımızda sadece ikisinde tura çıkmanın olasılığı nedir ? .Find the probability of flipping exactly two heads on 3 coins.
Şimdi de ne kadar yüksekten fırlatıldığına bakalımJust to give ourselves a sense of how high it's being launched from
Burada bizim için önemli olan fırlatılma zeminden yüksekliğinin 25 metre olmasıdır.And so we are essentially launching this from a height of 25 meters
Burada ise fırlatılma yüksekliğini 25 metre olarak kabul ediyoruz.Here we are assuming we're launching it from an altitude of 25 meters
Simdi, yariklardan birisine birbiri ardina bir dizi elektron firlatalim.Let's fire a stream through one slit.
Yaş 40'ı geçtiğinde, bıçak fırlatma düzensiz bir hal alıyor.Past the age of 40, knife-throwing becomes erratic.
Bunları mı fırlatıyorsun?You throw those?
Unutma, hesap yapan fırlatan değil.Remember, it's not the thrower that counts.
Bıçak fırlatmanın nesi yeni?What's new about knife-throwing?
Bıçak fırlatırım.I throw knives.
İlgili Sayfalar