fırlat ile cümle

fırlat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Neredeyse mancınık gibi nesneleri fırlatabildiğiniz bir mekanizma.حيث يمكنك انشاء و اطلاق الاغراض هنا و هناك
Neredeyse mancınık gibi nesneleri fırlatabildiğiniz bir mekanizma.そして 僕たちの協力も得ようとします
Nereye gidersek gidelim, bana fırlatacak bir kaç bıçak bulursun.Akárhová megyünk, mindenhol lesz pár dobálnivaló kés.
Nereye gidersek gidelim, bana fırlatacak bir kaç bıçak bulursun.Kamkoliv půjdeme, najdeš nějaké nože na házení.
Nereye gidersek gidelim, bana fırlatacak bir kaç bıçak bulursun.Oriunde ne-am duce, vei găsi nişte cuţite să le arunci în mine.
Nereye gidersek gidelim, bana fırlatacak bir kaç bıçak bulursun.Sie finden doch überall ein paar Messer zum Werfen.
Nereye gidersek gidelim, bana fırlatacak bir kaç bıçak bulursun.Waar we ook heengaan, je zal wel een paar messen vinden om naar mij te werpen.
Nereye gidersek gidelim, bana fırlatacak bir kaç bıçak bulursun.Όπου και αν πάμε θα βρείς μαχαίρια για να μου πετάς.
Nereye gidersek gidelim, bana fırlatacak bir kaç bıçak bulursun.Куда бы мы ни пошли, всегда найдется два ножа, чтобы их метнуть.
Nereye gidersek gidelim, bana fırlatacak bir kaç bıçak bulursun.Навсякъде ще намерите ножове, които да мятате по мен.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Ale on střásl tu ještěrku do ohně, a nic se jemu zlého nestalo.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Ale on striasol zviera do ohňa, a nestalo sa mu nič zlého.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.De néki, minekutána a kígyót lerázta a tûzbe, semmi baja sem lõn.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Entonces él sacudió la serpiente en el fuego, pero no padeció ningún mal
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Er aber schlenkerte das Tier ins Feuer, und ihm widerfuhr nicht Übles.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Han rystet da dyret av sig inn i ilden, og hadde intet mén av det;
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.바울이 그 짐승을 불에 떨어버리매 조금도 상함이 없더라
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Lecz on otrząsnąwszy onę gadzinę w ogieó, nic złego nie ucierpiał.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Ma egli scosse la serpe nel fuoco e non ne patì alcun male
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Mas ele, sacudindo o réptil no fogo, não sofreu mal nenhum.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Men han rystede Dyret af i Ilden, og der skete ham intet ondt.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Men han skakade ormen ifrån sig i elden och led ingen skada.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Mutta hän pudisti elukan tuleen, eikä hänelle tullut mitään vahinkoa.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Nhưng Phao-lô rảy rắn vào lửa, chẳng thấy hề chi hết.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Nhưng_Phao - lô rảy rắn vào lửa , chẳng thấy hề chi hết .
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Paul secoua l`animal dans le feu, et ne ressentit aucun mal.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Paulus schudde echter het beest van zijn hand af, zodat het in het vuur viel. Hij had verder nergens last van.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Pavel a scuturat năpîrca în foc, şi n'a simţit niciun rău.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Tetapi Paulus mengebaskan ular itu ke dalam api dengan tidak merasa sakit sedikit pun
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Toda on otrese zver na ogenj, in nič hudega se mu ni zgodilo.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Και αυτος μεν απετιναξε το θηριον εις το πυρ και δεν επαθεν ουδεν κακον
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Він же, струснувши гадюку в огонь, не дізнав ніякого лиха.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.Но он, стряхнув змею в огонь, не потерпел никакого вреда.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.והוא נער את החיה מעל ידו אל תוך האש ולא הרעה לו מאומה׃
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.‎فنفض هو الوحش الى النار ولم يتضرر بشيء رديء‎.
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.保 羅 竟 把 那 毒 蛇 甩 在 火 裡 、 並 沒 有 受 傷
Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi.保羅竟 把 那 毒 蛇 甩 在 火裡 、 並沒 有 受傷
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Ako ten, kto z prednej časti izby hádže veci pre bezzemkov vzadu.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Als de persoon die vooraan staat in de zaal en dingen gooit naar het plebs achteraan.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Ca persoana din faţă, care aruncă lucruri pionilor din spate.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Jako osoba, která stojí v předu místnosti a rozhazuje věci nevolníkům vzadu.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.여기 맨 앞줄에 앉은 사람이 뒤로 물건을 던지는 것과 비슷하죠.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Mint aki a terem elejében áll és utasítgatja az alattvalóit.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Như người đằng trước căn phòng ném mọi thứ về cho người làm công ở đằng sau.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Seperti orang yang berada di depan ruangan melemparkan sesuatu kepada para serdadu di belakang.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Som personen längst fram i rummet som kastar saker till daglönarna där bak.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Wie die Person vorne im Raum, die den Untergebenen im Hintergrund Dinge zuwirft.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Как тот, кто оказался на передовой. Оставляя многое тем, кто позади вас.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Като човекът в предната част на стаята, който хвърля неща на работниците в дъното.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.Як людина на передньому плані, що кидає речі холопам позаду.
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.אתם אחראים. ואתם הולכים להגיד לאנשים
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.كاشخص أمام غرفعه يلقي بأشياء الاشخاص الذين خلفه
Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi.後ろ側の従者にものを投げる あなたが責任者だ 次に何をしたらよいか
O havaya fırlatılacak kraliyet acı sosu onun korosu tarafından.E dat de către lacheii regali şi gaşca lor de băieţaşi de cor.
O havaya fırlatılacak kraliyet acı sosu onun korosu tarafından. Evet, tercüme?Irán esos afeminados reales y su séquito de mariquitas. ?Sí, traducción?
O havaya fırlatılacak kraliyet acı sosu onun korosu tarafından.Het wordt door dat koninklijk chutney-fret en zijn koor van nancy-jongens gegooid.
O havaya fırlatılacak kraliyet acı sosu onun korosu tarafından.Nó đang được ném bởi đó chutney hoàng gia chồn và đoạn điệp khúc của anh trai nancy.
O havaya fırlatılacak kraliyet acı sosu onun korosu tarafından.Priredili so ga kraljevi dihur in njegova babja druščina.
O havaya fırlatılacak kraliyet acı sosu onun korosu tarafından.To je to, když tì pøedhodí tomu královskýmu buzíkovi a jeho sboru teplejch hochù.
O havaya fırlatılacak kraliyet acı sosu onun korosu tarafından.Οργανώνεται από την βασιλική νυφίτσα και την χορωδία των γκέι φίλων του.
İlgili Sayfalar