fırlat ile cümle

fırlat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Fışkırtılmıyor, fırlatılmıyor veya müthiş bir güçle püskürtülmüyordu.Szó sem volt nagy erejű kilövellésről.
Fışkırtılmıyor, fırlatılmıyor veya müthiş bir güçle püskürtülmüyordu.Tidak menyembur atau terlempar atau keluar dengan gaya yang besar.
Fışkırtılmıyor, fırlatılmıyor veya müthiş bir güçle püskürtülmüyordu.Δεν πεταγόταν ή εκτοξευόταν κάτω από κάποια μεγάλη δύναμη.
Fışkırtılmıyor, fırlatılmıyor veya müthiş bir güçle püskürtülmüyordu.Нямало избликване, изхвърляне или изтласкване с огромна сила.
Fışkırtılmıyor, fırlatılmıyor veya müthiş bir güçle püskürtülmüyordu.Семя не било струёй, не извергалось, не выталкивалось с силой.
Fışkırtılmıyor, fırlatılmıyor veya müthiş bir güçle püskürtülmüyordu.זה לא התפזר או נורה או נזרק בכוח גדול.
Fışkırtılmıyor, fırlatılmıyor veya müthiş bir güçle püskürtülmüyordu.ولم يكن السائل المنوي يخرج لمسافة كبيرة او بقوة كبيرة
Fışkırtılmıyor, fırlatılmıyor veya müthiş bir güçle püskürtülmüyordu.一方 最高記録保持者の方は
Geçen 20 yıl boyunca sen bana bir şeyler fırlattın.Az elmúlt 20 évben te dobáltál engem.
Geçen 20 yıl boyunca sen bana bir şeyler fırlattın.Tu m'as jeté des objets à laNfigure pendant les 20 dernières années.
Geçen 20 yıl boyunca sen bana bir şeyler fırlattın.Για πάνω από 20 χρόνια, μου έχεις πετάξει και εσύ πολλά πράγματα.
Geçen 20 yıl boyunca sen bana bir şeyler fırlattın.لعشرين سنة رميتي الكثير من الاشياء علي
Güne,se çok yakla,san kahramanın kanatları kopuyor... ...ve dünyaya fırlatılıyor.All'eroe che arriva vicino al sole le ali vengono lacerate, - e viene ributtato sulla Terra.
Güne,se çok yakla,san kahramanın kanatları kopuyor... ...ve dünyaya fırlatılıyor.El héroe se acercó demasiado al Sol, sus alas se derritieron - y cayó a la tierra.
Güne,se çok yakla,san kahramanın kanatları kopuyor... ...ve dünyaya fırlatılıyor.Helten kom for tæt på solen, vingerne løsnedes ... - Han faldt til jorden.
Güne,se çok yakla,san kahramanın kanatları kopuyor... ...ve dünyaya fırlatılıyor.Heros za bardzo zbliża się do słońca, jego skrzydła się topią - i spada na ziemię.
Güne,se çok yakla,san kahramanın kanatları kopuyor... ...ve dünyaya fırlatılıyor.Hjälten kom för nära solen, vingarna lossnade... -...och han föll ner på jorden.
Güne,se çok yakla,san kahramanın kanatları kopuyor... ...ve dünyaya fırlatılıyor.O herói aproxima-se demasiado do Sol, perde as asas e é atirado para a Terra.
Güne,se çok yakla,san kahramanın kanatları kopuyor... ...ve dünyaya fırlatılıyor.Sankari lensi liian lähelle aurinkoa... -...ja putosi.
Güne,se çok yakla,san kahramanın kanatları kopuyor... ...ve dünyaya fırlatılıyor.Ο ήρωας πλησίασε τον ήλιο, τα φτερά του κάηκαν, -και έπεσε στη γη.
Güne,se çok yakla,san kahramanın kanatları kopuyor... ...ve dünyaya fırlatılıyor.Герой подобрался близко к солнцу, его крылья расплавились, - и он рухнул на землю.
Güneş'ten gözle görülmeyen bir sürü parçacık dışarı fırlatılır.A tohle je toho zobrazení.
Güneş'ten gözle görülmeyen bir sürü parçacık dışarı fırlatılır.그래서 만약 태양이, 뭐 저희는 이러한 것들이 분사되는 것을 보지만, 안 보이는 방법들에도
Güneş'ten gözle görülmeyen bir sürü parçacık dışarı fırlatılır.Так вот Солнце... вот мы видим, эти штуки выталкиваются, испускаются.
Güneş'ten gözle görülmeyen bir sürü parçacık dışarı fırlatılır.כך שאם השמש, טוב אנחנו רואים את הדברים האלה מתפרצים ממנה, אבל אפילו דברים שאי אפשר לראות
Güneş'ten gözle görülmeyen bir sürü parçacık dışarı fırlatılır.見えない粒子(りゅうし)や高エネルギーの電子や陽子が、 太陽から放出されているんだ。それも、とてつもない速さで。
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Dl Hall au marsaluit pana paşii, au marsaluit direct la uşa de salon and aruncă deschis.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.El Sr. Hall marcharon por las escaleras, se dirigió directamente a la puerta de la sala y abrió.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Hall korakali po stopnicah, korakali naravnost na vrata salona in oddaljenih ga odprete.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Hall marssi portaat ylös, marssivat suoraan ovelle salin and heitellä sen auki.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Hall menetelt felfelé a lépcsőn, egyenesen vonult az ajtó a szalon és dobta nyitva.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.홀씨는 단계를 행진 응접실의 문이 바로 갔는지를 열어 떨어져.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Meneer Hall marcheerde de trap op, marcheerden rechtstreeks naar de deur van de salon en de gooide hem open.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.M. Hall montèrent les marches, marcha droit à la porte du salon et jeta l'ouvrir.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Mr. Hall marciato su per le scale, hanno marciato dritto alla porta del salotto e la spalancò.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Mr Hall marscherade uppför stegen, marscherade rakt på dörren till salongen och slängde den öppen.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Mr. Hall marschierten die Treppe hinauf, marschierte direkt auf die Tür des Salons und riß sie auf.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Ông Hall hành quân lên các bước hành quân thẳng đến cửa của phòng khách và xôi nó mở.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Pak Hall berbaris menaiki tangga, berjalan langsung ke pintu ruang tamu dan membukanya.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Pan Hall pochodoval po schodech, pochodoval přímo ke dveřím salonku a prudce je otevřel.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Pán Hall pochodoval po schodoch, pochodoval priamo ku dverám salóniku a prudko ich otvoril.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Pan Hall szli po schodach, szli prosto do drzwi bawialni i cisnął ją otworzyć.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Sr. Hall marcharam até os passos, marcharam direto para a porta da sala e arremessou-aberto.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Ο κ. Hall βάδισε στα βήματα, βάδισε κατευθείαν στην πόρτα του σάλα και flung να το ανοίξετε.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Г-н Холл двинулись вверх по лестнице, прошли прямо к двери гостиной и распахнул ее.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Г-н Холл рушили вгору по сходах, пройшли прямо до дверей вітальні і відчинив її.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.Г-н Хол маршируваха нагоре по стълбите, се насочили право към вратата на горната стая и хвърли го отворите.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.وسار السيد القاعة حتى في الخطوات التي سار مباشرة إلى باب وصالون الناءيه مفتوحا.
Hall, adım kadar yürüdü salonun kapı düz yürüdü ve açık fırlattı.それが開いて投げつけた。 "コンスタブル、"彼は言った、"あなたの義務を行う。"Jaffers 25.40行進
Herhangi bir cismi fırlattığınızda etrafında döndüğü nokta o cismin kütle merkezidir. -결론은, 어떤 물체를 던지든간에 물체의 회전 운동의 축은 바로 무게의 무게중심이 될 것입니다.
Herhangi bir cismi fırlattığınızda etrafında döndüğü nokta o cismin kütle merkezidir. -Můžete vlastně házet různé objekty a bod, kolem kterého se budou otáčet, bude jejich těžiště.
Herhangi bir cismi fırlattığınızda etrafında döndüğü nokta o cismin kütle merkezidir. -Zatem gdy rzucasz dowolne obiekty punkty wokół, których obracają się są właśnie środkami masy tych obiektów.
Herhangi bir cismi fırlattığınızda etrafında döndüğü nokta o cismin kütle merkezidir. -Може да хвърляте произволно избрани предмети и точката, около която се въртят е техния център на масата.
Herhangi bir cismi fırlattığınızda etrafında döndüğü nokta o cismin kütle merkezidir. -כל גוף שתזרקו יסתובב סביב מרכז המסה של הגוף.
Herhangi bir yere. Nereye gidersek gidelim, bana fırlatacak bir kaç bıçak bulursun.No importa, en cualquier lugar encontrará un par de cuchillos... para lanzarme.
İki gezegenin birbirine daha yakın olduğu zamanda fırlatılışın gerçekleşmesinden daha tehlikeli değilNu e mai riscant decât o lansare cînd Marte ar fi în opoziţie, adică la cea mai mică distanţă de Pământ.
İki gezegenin birbirine daha yakın olduğu zamanda fırlatılışın gerçekleşmesinden daha tehlikeli değilИ ничуть не больший риск, чем старт в фазу противостояния Марса, когда планеты максимально сближены.
İki gezegenin birbirine daha yakın olduğu zamanda fırlatılışın gerçekleşmesinden daha tehlikeli değil危険度が低いことは間違いないです。 通常の考え方では、火星発射は
Ilk testere bıçağı fırlatıcım ve lav silahim buradaydı.Am avut primul meu lansator de ferăstraie și am avut un scaun aruncător de foc.
Ilk testere bıçağı fırlatıcım ve lav silahim buradaydı.C'était mon premier lance-scie et une chaise lance-flamme.
İlgili Sayfalar