Bana o fırın eldivenini ver.Hand me that oven mitt.
Fırın eldivenin nerede?Where's your pot holder?
Tom fırın eldiveni kullanmadan tart kalıbını fırından çıkardığında kendini kötü şekilde yaktı.Tom verbrannte sich schlimm, als er die Kuchenform aus dem Ofen herausnahm, ohne den Ofenhandschuh anzuziehen.