Ana içeriğe geç
Sözlük

fış fış ile cümle

fış fış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Fıstık ezmesini sever misin?Do you like peanut butter?
Avustralya'da havai fişek yasal mı?Are fireworks legal in Australia?
Ne hakkında fısıldıyorsun?What are you whispering about?
Siz beyler ne hakkında fısıldıyorsunuz?What are you guys whispering about?
O, sessiz ol diye fısıldadı."Quiet," he whispered.
Mary, Tom'un kulağına bir şey fısıldadı.Mary whispered something in Tom's ear.
Yeşil oldukları için Antep fıstığını sevmiyorum.I don't like pistachios because they're green.
Tom Mary'ye bir fıstık ezmeli jöle sandviç yaptı.Tom made Mary a peanut butter and jelly sandwich.
Bu çam fıstıkları lezzetli.These pine nuts are delicious.
Sincap, bu çam fıstıkları lezzetli dedi.These pine nuts are delicious, said the squirrel.
Çam fıstığı nereden geliyor?Where do pine nuts come from?
Çam fıstığı çam kozalaklarından gelir.Pine nuts come from pine cones.
Müşterinin fişi var mı?Does the customer have his receipt?
Antep fıstığı veya yer fıstığına alerjin olup olmadığını hatırlayamıyorum.I can't remember if you are allergic to peanuts or pistachios.
Havai fişek gösterisi hava karardıktan sonra başlayacak.Fireworks will begin after dark.
Fıstık ezmesinden nefret ederim.I hate peanut butter.
Tom'un fıstığa alerjisi olduğunu biliyorum.I know Tom is allergic to peanuts.
Tom ve Mary birbirlerine bir şey fısıldıyordu.Tom and Mary are whispering to each other.
Onu tost dilimleri üzerine yayın ve üstüne biraz çam fıstığı serpin.Spread it on slices of toast and sprinkle some pine nuts on top.
Havai fişekler tam gece yarısı patladı.The fireworks went off exactly at midnight.
Ne fısıldaşıyorlar?What are they whispering to each other?
Onların birbirlerine ne fısıldadıklarını merak ediyorum.I wonder what they're whispering to each other.
Tom Mary'ye bir şey fısıldadı ve o gülümsedi.Tom whispered something to Mary and she smiled.
Süpermarketten elma, portakal, ekmek ve fıstık ezmesine ihtiyacımız var.We need apples, oranges, bread and peanut butter from the supermarket.
Sessizce fısıldayacağına neden onu benim yüzüme söylemiyorsun?Instead of whispering it quietly, why don't you say it to my face!
Alerjim olduğu için yer fıstığı yiyemem.I cannot eat peanuts because I am allergic to them.
Biz bir havai fişek festivaline gittik.We went to a firework festival.
Mary'nin arkadaşı ona bir şey fısıldadı.Mary's friend whispered something to her.
Sen fısıldadın.You whispered.
Tom televizyonun fişini çekti.Tom unplugged the TV.
Dikiş makinesinin fişini taktın mı?Have you plugged in the sewing machine?
Önce fişi prize takmanız gerekir.You must plug in the connector first.
Keşke fikirlerim ağzımdan fiş basılır gibi çıksa.If only my thoughts were to come out of my mouth like a receipt being printed.
Fıstıklı dondurmayı severim.I love pistachio ice cream.
Tom fısıldadı.Tom whispered.
Tom'un yer fıstığına alerjisi olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is allergic to peanuts.
Kavrulmuş yer fıstığı yiyorum.I'm eating roasted peanuts.
Onun fişini çekmeyi ve onu tekrar takmayı denediniz mi?Have you tried unplugging it and plugging it back in?
"Ölüm Bahçesi demek istiyorsun" diye fısıldadı."You mean the Garden of Death," she whispered.
Tom yer fıstığı yiyemez.Tom can't eat peanuts.
Tom'un fıstığa alerjisi olduğunu bilmiyordum.I didn't know Tom was allergic to peanuts.
O gerçek bir havai fişektir!She is a real firecracker!
Sincaplar gömdükleri fıstıkların sadece dörtte birini bulurlar.Squirrels only find a quarter of the nuts that they bury.
Gri sincaplar fıstık gömer, ancak kırmızı sincaplar gömmez.Gray squirrels bury nuts, but red squirrels don't.
Havai fişeklerden nefret ediyorum.I hate fireworks.
Tom, Mary ile fısıltılı olarak konuştu.Tom spoke to Mary in a whisper.
Onun havai fişek olmadığını biliyordum.I knew it wasn't fireworks.
Onun kulağına "Seni seviyorum" diye fısıldadı."I love you," he whispered into her ear.
Onların fısıldadıklarını duydum.I heard them whispering.
Tom'un yer fıstığına alerjisi var mı?Is Tom allergic to peanuts?
TV'nin fişini çektim.I unplugged the TV.
TV'nin fişini taktım.I plugged in the TV.
Bu dünyada birçok saçma şeyler var ama fıstık ezmesi onlardan biri değil.There are many absurd things in this world, but peanut butter is not one of them.
Tom duyamadığım bir şey fısıldadı.Tom muttered something that I couldn't hear.
Bilgisayarımın fişini çektim.I unplugged my computer.
Fıstıkların afrodizyak olduğunu söylüyorlar.They say peanuts are aphrodisiacs.
Tom, Mary'nin yanında durdu ve onun kulağına fısıldadı.Tom stood next to Mary, whispering into her ear.
Lambanın fişini çektim.I unplugged the lamp.
Ütünün fişini çektim.I unplugged the iron.
Telefonu fişten çekin.Unplug the phone.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod