Ana içeriğe geç
Sözlük

evlerin ile cümle

evlerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Evlerin bodrumlarının sorunları olması muhtemeldir.The basements of the houses are likely to have problems.
Güvercinler dünyadaki manyetik alanının yardımıyla evlerine dönebilirler.Pigeons can find their way home with the help of the Earth's magnetic field.
Çift, evlerini dekore etmek için çok para harcadı.The couple spent a lot of money on furnishing their house.
Nehir, evlerin ve fabrikaların atıkları tarafından kirlendi.The river is polluted by waste from houses and factories.
Smith ailesi evlerini beyaza boyattılar.The Smiths had their house painted white.
Bu kasabadaki kadınlar evlerine çiçek koymak isterler.The women in this town will want flowers to put in their houses.
Amerika'da birçok kişinin evlerinin etrafında çitleri var.In America, many people have fences around their homes.
Birçoğu depremde evlerini kaybetti.That cafe has a pretty good breakfast special.
Komşularımız evlerini satmak zorunda kaldılar.Our neighbors were compelled to sell their houses.
İnsanlar birbirlerinin evlerini incelemeyi sever.People love to inspect each other's houses.
İnsanlar onun müziğini dinlemek için evlerinden çıktılar.The people came out of their houses to listen to his music.
Başlarına monte edilmiş mıknatıslarla evlerine giden yolu bulamadılar.With the magnets mounted on their heads, they were unable to find their way home.
Çiftlik evlerinin ahırları vardır.Farmhouses have barns.
Onlar evlerine doğru yelken açtılar.They began to sail to their home.
Evlerinden ayrılırlarken zaman kaybetmediler.They lost no time in leaving their home.
Kendi evlerini almak için birçok fedakarlık yaptılar.They made many sacrifices to get their own house.
O, kocasına çocukları arabayla evlerine gönderdi.She had her husband drive the children to their homes.
Evlerini parlak sarıya boyadılar.They painted their house bright yellow.
Çift evlerini satışa çıkardı.The couple put their house on the market.
İnsanlar birbirlerinin evlerini kontrol etmeyi severler.People love to check out each other's houses.
Birçoğu depremden sonra evlerini kaybetti.Many lost their homes after the earthquake.
Ben bazen arkadaşlarımın evlerini ziyaret ederim.I sometimes visit my friends' homes.
Evlerinin etrafına bir çit yapmak istiyorlar.They want to build a fence around their home.
Bu evlerinin ana kapısı.This is the main gate to their house.
Harbinde, birçok kişi akşam yemeği yemek için beni evlerine davet ediyor.In Harbin, many people invite me to their homes to have dinner.
Evlerine dönmek için özgürdüler.They were free to return to their homes.
Sizin evlerinizi istemiyorum.I do not want your houses.
Binlerce insan evlerini kaybettiler.Thousands lost their homes.
Yapılan evlerin sayısı düşüyordu.The number of houses being built was dropping.
Şimdi bir sürü insan evlerini satmaya çalışıyorlar.A lot of people are now trying to sell their houses.
Tom ve Mary eski evlerini yıktırdı.Tom and Mary had their old house torn down.
Tom ve Mary ucuz mobilya ile evlerini döşediler.Tom and Mary furnished their house with inexpensive furniture.
Onlar hızla evlerini terk ettiler.They left their house quickly.
Gittikçe daha fazla insanın evlerinde bir bilgisayarı var.More and more people have a computer in their home.
Camdan evlerde oturanlar başkalarının evlerine taş atmamalıdır.Those who live in houses made of glass mustn't throw stones at the houses of other people.
Bayraklar evlerin saçakları üzerine çekilmişti.Flags had been hoisted on the eaves of houses.
Tom ve Mary yeni evlerine taşındılar.Tom and Mary moved into their new house.
Maria bize evlerini gösterdi.Maria showed us their home.
Bu evlerin hepsi benzer.These houses are all alike.
Evlerindeki farelerden kurtulduk.We got rid of the mice in their house.
Onların evlerinde su var mı?Do they have water in their houses?
Evlerinizde kalın.Stay in your homes.
Yerleşimciler evlerini nehir boyunca inşa etti.The settlers built their homes along the river.
Şu evlerin hepsi benzer.Those houses are all alike.
Melanie'nin anne babası Emily'nin kendi evlerinde kalmasına izin verdi.Melanie's parents permitted Emily to stay in their house.
Çocuklar kendilerinin kurduğu yeni ağaç evlerinde oynamayı severler.The children love playing in their new tree house, which they built themselves.
Tom ve Mary evlerini satmaya çalışıyorlar.Tom and Mary are trying to sell their house.
2013'te evlerin fiyatı yüzde 28 oranında arttı.Prices rose by a whopping 28 percent in 2013.
Birçok zengin insanın evlerinde güvenli bir odası var.Many rich people have a safe room in their houses.
Sanıyorumki evlerini satmak zorunda kalacaklar.I think that they will need to sell their house.
Geleneksel ahşap evlerin çoğu alevler içinde.Many of the traditional wooden houses are ablaze.
Jacksonlar evlerini boyattı.The Jacksons had their house painted.
Jackson'lar evlerini koyu kahverengiye boyattı.The Jacksons had their house painted dark brown.
Tüm evlerin yaşanabilir olması gerekiyor.All houses are supposed to be habitable.
Tom ve Mary geçen yıl evlerini restore ettiler.Tom and Mary renovated their house last year.
Thomas ve Marie evlerini tümüyle restore ediyorlar.Thomas and Marie are entirely renovating their home.
Baldızım beni yeni evlerinde öğle yemeğine davet etti.My sister-in-law invited me to lunch in their new house.
Mary bebek evlerini sever.Mary likes doll houses.
Tom ve Mary tek kelime bile etmeden sinemadan ayrıldılar ve evlerine gittiler.Without saying a word, Tom and Mary left the cinema and went home.
Kedi insanların evlerinde yaşayan vahşi bir hayvandır.The cat is a wild animal that inhabits the homes of humans.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod