Ana içeriğe geç
Sözlük

evleri ile cümle

evleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çocuklar sanal bir hapishanedeler. Ayrılamıyorlar; evlerine dönemiyorlar.The children are virtual prisoners; they cannot leave, they cannot go home.
Bu evleri boş göstermek yerine insanlarla dolu gösteren mimarlar gibi.It's kind of like architects who show people in their houses, as opposed to them being empty.
Ertesi gün ailemle temasa geçtim ve tüm evlerimi satışa çıkardım.I contacted my family the next day and began selling all my houses.
Çoğu insan, evlerinin ne durumda olduğunu Virtual Earth'den gördü.Often the first time anyone saw what happened to their house was on Virtual Earth.
Sonunda, Kuzey Alabama'daki tüm evleri sivrisinek geçirmez hale getirmeye karar verdiler.Well, they decided to mosquito proof every house in Northern Alabama.
Bu aynı zamanda bölgede yaşayan Hopi halkının... ...mağara evlerine benzer.It also looks very similar to some of the cave dwellings of the Hopi people that are in that area.
Daha sonra, onları evlerine bıraktık.Later on, we took them home.
Neden bizim çocuklarımız böyle haksız yere evlerinin önünde öldürülüyorlar?Why are our children being unduly killed in front of their homes?
Sanırım ilk sözcüklerimi dile getirdim, ve ailem ilk evlerini oradan aldı.I think I uttered the first words, and my family bought their first home.
Elit tabaka ve fanusdan evlerinde yaşayan insanlar için film yapmıyoruz.We're not doing films for the elite and the people in their glass houses.
Evlerin fiyatının yükselmesi sonucunu doğuran gelişmeler bunlardı.And that's what increased the prices of homes.
Ve bu kişiler, fiyatı 1,000,000 $ olan evleri alabildiler.And they were able to buy houses for $1 million.
Michael ve John Whitney'nin evlerinin karşısına taşındık.And we moved across the street from Michael and John Whitney.
Son olarak, evlerimiz var.Finally, we have homes.
Bu kişiler bankadan 1 milyon $ kredilerini kullandıktan sonra gidip evlerini satın alıyorlar.And they each use that $1 million to buy their house.
Hangi 733 Richard Bransons veya 13.5 m evleri olduğunu.Which is 733 Richard Bransons or 13.5m houses.
Sadece yaklaşık 22 m evleri vardır.There are only about 22m houses in the UK.
Yani 2. yüzyılda yapılmış olan bazilikanın ve antik Roma dönemi evlerinin üstüne yapılmış.It in turn replaced a second century B.C. Basilica It in turn replaced earlier republican houses.
Ve şimdi son olarak banliyö modeliyle inşa edilmiş bunun gibi gecekondu evlerindesiniz.And then you finally get squatter homes like this, which is built on the suburban model.
Tüm kapıları kilitlediler. Evleri çocukları gözlemek üzere güvenlik kameralarıyla donattılar.They've kidded out the house with CCTV cameras.
Bu süreçte yıkılmış olan evleri göz önünde bulundurmuyoruz. .And we can assume that homes destroyed were pretty negligible.
Ama bu sayıya onlar dahil değil, bu sadece sıfırdan yapılan yeni evlerin sayısı.If anything, they were just renovating homes.
[Kim mücadeleye katılmak, hem Evleri birkaç girin; ardından enter[Enter several of both Houses, who join the fray; then enter
Evet, ama şu noktada hangi evlerin yardıma ihtiyacı olduğunu bile bilmiyoruz ki!Yeah, but we don't even know what houses are accepting help.
Birikimleri var, bu birikimlerini de küp içine koyup evlerinin arka bahçesine gömüyorlar.So right now, they're just-- whatever. They're burying it in their backyards.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.It's got to get into people's houses, into the bedrooms, into the kitchens.
Ve, işin aslı, müşteriler de evlerine bir serumla gitmek istemez.And, actually, clients don't want to go home with a drip either.
♫ Siyah adamlar Aspen'e gider ♫ ♫ ve renkli dağ evlerini kiralarlar ♫♫ Black men go to Aspen ♫ ♫ and rent colorful chalets. ♫
Evleri değersizmiş gibi yapın ve evlerine rayiç bedelin çok altında para önerinPretend their homes are worthless, and offer them a fraction of their actual value.
Coplarla dövün ya da evlerini yakın, yıkınBeat them with sticks, Or burn down their homes.
Amerikan askerleri evlerine döndüler.American troops have come home.
Bunlar Intel'in çalışmalarında kullandığı evlerin bazıları.These are just some of the households that we've done in the Intel studies.
Fakat işe bakın ki robotlar hala evlerimize girmediler.But robots are still not in our home, ironically.
Evleri çamurdan arındırdık ve temizleyip yenileme ve iyileştirmeye hazır hale getirdik.We de-mudded and gutted homes ready for renovation and rehabilitation.
6 aydan 1 seneye kadar olan sürenin sonunda, bütün evleri tekrar test ederiz.At the end of six months to a year, we test every house again.
Gördüğünüz üzere, köleler evlerinden kaçırılıp haftalar boyunca birlikte zincire vuruluyorlardı.As you can see the slaves were kidnaped from their homes, chained together for weeks.
Benim anladığım kadarıyla, Klu Klux Klan, Omaha'daki evlerinden birini yakmış.Well, to my understanding, the Ku Klux Klan burned down one of their homes in Omaha
"Tamam, ben onları evlerine gönderirim.""I'll get rid of...I'll send them away".
"Basklı tutsaklar, evlerine!""Basque prisoners, come home!"
"Bask mahkumlar, evlerine!"Basque prisoners, come home!
Elimizde bazı öğrencilerin AMBE'ne gelmeden önce evlerinde çekilen görüntüleri var.We had some of the students filmed at home before they came to AlMS.
Evlerine gidiyorum, ve bunu tüm dünyada yapıyoruz, ve onları şehirde video kameralarla izliyoruz.I go in their homes. And we do this worldwide, and we follow them around town with video cameras.
Evlerin özdeş olduklarını düşünelim.And let's say that they're identical houses.
İnsanlar "Ama evlerin değerleri artıyor." derdi birkaç yıl önce. -And then people a couple of years ago said, oh, but houses appreciate.
Kimse, evlerini borçlarından daha pahalıya satarsa borçlarını ödememezlik etmez. -No one would default on their loans if they could sell it for more than the loan.
Evet, bütün bu cesur evleri ve çiçekli bahçeler, Atlantik, Pasifik, gelen ve Hint okyanusları.Yes; all these brave houses and flowery gardens came from the Atlantic, Pacific, and Indian oceans.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.Every time we did a house-to-house search, we had a spike in the number of reports of smallpox.
Bu tam da oradaki diğer kitap evleriyle yarışmak için Parks Services'dan kovulmadan önceki durumu.This is just before he got kicked out by the Parks Services, for competing with the bookstore there.
Patrice ve Patee genelde günlerini evlerinin çevresindeki ormanda avlanarak geçiriyorlar.Patrice and Patee set out most days to go out hunting in the forest around their homes.
Şişe. İnsanlar şişeleri alıp evlerine götürebilirler."Coca-Cola was so successful as a fountain drink, what if someone put it in bottles?
İstediğimiz zaman inip uçakla evlerimize dönebilirdik.We could land anytime and fly back home with an airplane.
Oldukça Londra evlerin aksine.Quite unlike our London houses.
Onların ikisini de evlerine göndermedim ve bakımlarında herhangi bir risk oluştuğunu düşünmüyorum.Now in both cases, I didn't send them home and I don't think there was any gap in their care.
Evlerinde kurşun kaplama tesisat var mıydı?Did they have indoor or outdoor plumbing?
Evlerine dönemiyorlar.There is no way back home.
Arabaları, yiyecekleri, evleri, hayvanları, bitkileri düşün...Think about cars, food, houses, fauna, flora.
Pine Ridge'deki evlerin yüzde 39'unda elektrik yok.Thirty-nine percent of homes on Pine Ridge have no electricity.
Rezervasyondaki evlerin en az yüzde 60'ı siyah küfle kaplanmış durumda.At least 60 percent of the homes on the reservation are infested with black mold.
Veya evlerimiz, eğer çocuk aileleriyle veya arkadaşlarıyla evde eğitim görmek istiyorsa.Or at home, if that's what they choose, to be educated with their families or friends.
Biz kızları evlerine bırakana kadar öyleydi.Not after we dropped the girls off.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod