Evde zorla girme işaretleri yoktu.There were no signs of forced entry in the house.
Evde Fadıl hakkında hiçbir tartışma yoktu.There was no discussion about Fadil in the house.
Fadil evden taşınmalı.Fadil must move out of the home.
Fadıl evden taşınmalı.Fadil must move out of the home.
Fadıl evde.Fadil is in the house.
Dün evde kaldım, çünkü dışarı çıkmak için kesinlikle hiç isteğim yoktu.Yesterday I stayed home, since I had absolutely no desire to go out.
Fadıl, Leyla'yı evde bıraktı.Fadil left Layla in the house.
Tom ve Mary Boston'da çok güzel bir evde yaşıyor.Tom and Mary live in a very beautiful house in Boston.
Çocuklarımızın üçünü de evde okuttuk.We home-schooled all three of our children.
Ben eskisi kadar sık evde yemek yemiyorum.I don't eat at home as often as I used to.
Fırtına sırasında Tom Mary ile birlikte evde yalnızdı.Tom was home alone with Mary during the storm.
Evde ailemle birlikte olmalıyım.I should be at home with my family.
Bütün gün tek başıma evdeydim.I was at home by myself all day.
Tom fen bilgisi ders kitabını evde bıraktı.Tom left his science textbook at home.
Genellikle 6: 30'da evden ayrılırım.I usually leave home at 6:30.
Öğle yemeğini genellikle evde yiyorum.I usually eat lunch at home.
O olduğunda Tom evdeydi.Tom was at home when that happened.
Tom on sekiz yaşındayken evden ayrıldı.Tom left home when he was eighteen.
Bu gece evde olabilirim.I might be at home tonight.
Tom Mary'nin evde olduğunu düşündü.Tom thought that Mary was at home.
Evde tek başımaydım.I was at home by myself.
Ben şimdi evde olmalıyım.I should be at home now.
Tom o zaman evdeydi.Tom was at home at that time.
Tom Mary'nin evde olmadığını biliyordu.Tom knew Mary wasn't at home.
Senin flaş belleğini evde bıraktım.I left your flash drive at home.
Partiye gitmektense evde kalmayı tercih edeceğine inanmayı zor buluyorum.I find it difficult to believe that you'd rather stay home than go to a party.
Tom, Mary'ye saat 2.30'a kadar evde olması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she needed to be home by 2:30.
Tom dün gece dışarı çıktı ama Mary evde kaldı.Tom went out last night, but Mary stayed home.
Akşamları neredeyse her zaman evdeyim.I'm almost always at home in the evenings.
Neredeyse her zaman akşamları evdeyim.I'm almost always home in the evenings.
Genellikle akşam evde misin?Are you usually at home in the evening?
Daha önce hiç evden uzaklaşmadım.I've never been away from home before.
Ben genellikle pazartesi öğleden sonraları evdeyim.I'm usually at home Monday afternoons.
Tom o gece evden çıkmadı.Tom never left the house that night.
Ben neredeyse gün boyunca evde değilim.I'm almost never home during the day.
Ben pazar günleri neredeyse her zaman evdeyim.I'm almost always at home on Sundays.
Genellikle akşamları evde misin?Are you usually home in the evenings?
Ben genellikle akşamları evdeyim.I'm usually at home in the evening.
Ben pazartesi günleri neredeyse hiç evde değilim.I'm hardly ever at home on Mondays.
Onu asla evde yapmaya çalışmam.I'd never try to do that at home.
Tom dışarıda ama Mary evde.Tom is out, but Mary is at home.
Ben genellikle pazartesi günleri evdeyim.I'm usually at home on Mondays.
Pazartesi günleri her zaman evdeyim.I'm always at home on Mondays.
Ben genellikle pazartesi günleri evdeyimdir.I'm usually home on Mondays.
Evde neredeyse hiç ders çalışmam.I hardly ever study at home.
Tom grip nedeniyle evde.Tom is at home with the flu.
Tom evden saat 2.30'da çıktı.Tom left the house at 2:30.
Ben hep geceleri evdeyim.I'm always home at night.
Tom evde, değil mi?Tom is at home, isn't he?
Bu evde yeterince oksijen yok. Pencereleri aç.There's not enough oxygen in this house. Open the windows.
"Şimdi evdemisin?" - "Evet, yeni girdim.""Are you at home now?" – "Yes, I just got in."
Evde eğitim gördüm.I was home-schooled.
Tom evde kalmayı reddetti.Tom refused to stay at home.
Evde yalnız değildim.I wasn't home alone.
Öğle yemeğini evde yedim.I ate lunch at home.
Başağrısı için evde bir ilaç var mı?Is there a home remedy for headache?
O, evden çıktı.He went out of the house.
Evden hiç çıkmadım.I never left the house.
Polis Tom'dan elleri yukarıda evden çıkmasını söyledi.The police told Tom to come out of the house with his hands up.
Evde benim için bekleyen kimsem yok.I don't have anyone waiting for me at home.