Tom'un arabasını tamir etmesine yardım ettim.I helped Tom fix his car.
Tom'u bunu yapmaya teşvik ettim.I urged Tom to do that.
Tom'un ayağa kalkmasına yardım ettim.I helped Tom stand up.
Tom'un temizlemesine yardım ettim.I helped Tom clean up.
Tom'u kurtarmak için yardım ettim.I helped rescue Tom.
Tom'un bunu yapmasına yardım ettim.I helped Tom do it.
Tom'u bunu tekrar yapmaması için ikna ettim.I persuaded Tom not to do that again.
Tom'un yeniden ayaklarının üstünde durmasına yardım ettim.I helped Tom get back on his feet.
Tom'un ayakkabılarını giymesine yardım ettim.I helped Tom to put on his shoes.
Tom'un duvara tırmanmasına yardım ettim.I helped Tom climb over the wall.
Tom'un bunu yapıp yapmayacağını merak ettim.I wondered if Tom would do that.
Tom'u Boston'a gitmek için ikna ettim.I persuaded Tom to go to Boston.
Tom'un kutuları taşımasına yardım ettim.I helped Tom carry the boxes.
Tom'un mobilyaları taşımasına yardım ettim.I helped Tom move the furniture.
Tom'un hapisten kaçmasına yardım ettim.I helped Tom escape from prison.
Tom'un bu raporu yazmasına yardım ettim.I helped Tom write this report.
Tom'un eşyalarını toparlamasına yardım ettim.I helped Tom pick up his stuff.
Tom'un daire bulmasına yardım ettim.I helped Tom find an apartment.
Tom'un etrafı temizlemesine yardım ettim.I helped Tom clean up the mess.
Ben de aynı şeyi merak ettim.I wondered the same thing.
Boston'u da ziyaret ettim.I've visited Boston, too.
Boston'u bir kez ziyaret ettim.I've visited Boston once.
Ben Boston'u yeni ziyaret ettim.I've just visited Boston.
Ben de aynı şeyi fark ettim.I noticed the same thing.
Boston'a gitmeyi kabul ettim.I agreed to go to Boston.
Sorular sormaya devam ettim.I kept asking questions.
Onunla ilgili yardım ettim.I helped out with that.
Ben Bosto'nu da ziyaret ettim.I also visited Boston.
Tom'a bunu yapmak için daha fazla beklememesini tavsiye ettim.I advised Tom not to wait any longer to do that.
Tom'un Fransızca konuşabilip konuşamadığını merak ettim.I wondered if Tom could speak French.
Tom'u Fransızca öğrenmeye teşvik ettim.I encouraged Tom to study French.
Yanlış park yerinde park ettim.I parked in the wrong parking space.
Tom'a Fransızca öğretmeyi kabul ettim.I've agreed to teach Tom French.
Tom'a Boston'dan telefon ettim.I called Tom up from Boston.
Tom'a Fransızca teşekkür ettim.I thanked Tom in French.
Tom'u Boston'a davet ettim.I invited Tom to Boston.
Tom'un beklemesini tavsiye ettim.I advised Tom to wait.
Geçen ay Boston'u ziyaret ettim.I visited Boston last month.
Ben Boston'da okula devam ettim.I attended school in Boston.
Tom ve Mary'nin düğününde şarkı söylemeyi kabul ettim.I agreed to sing at Tom and Mary's wedding.
Erken ayrılmayı kabul ettim.I agreed to leave early.
Ben Tom'dan nefret ettim.I despised Tom.
Ben acele ettim.I hurried.
Babama telefon ettim.I called my father.
Tom'u Boston'da birkaç kez ziyaret ettim.I have visited Tom a number of times in Boston.
Tom'u olduğu yerde hakkında yalan söylemeye ikna ettim.I convinced Tom to lie about where he'd been.
Tom'u Boston'da defalarca ziyaret ettim.I have visited Tom multiple times in Boston.
Yaşlı bayanın caddeyi geçmesine yardım ettim.I helped the old lady cross the street.
Tom'u araba kullanmaya ikna ettim.I've persuaded Tom to drive.
Tom'un evini saat 2.30'da terk ettim.I left Tom's house at 2:30.
Dün bütün belgeleri tercüme ettim.I translated all the documents yesterday.
Mary'yi davet ettim, ama geleceğini sanmıyorum.I invited Mary, but I don't think she'll come.
Tom'a ne olduğunu hep merak ettim.I always wonder what happened to Tom.
Tom'u tekrar denemeye ikna ettim.I persuaded Tom to try again.
Tom zor durumdaydı, bu yüzdenona yardım ettim.Tom was in a difficult situation, so I helped him.
Tom sıkıntı çekiyordu, bu yüzden ona yardım etmeyi kabul ettim.Tom was having trouble, so I agreed to help him.
Geçen hafta Tom'u hastanede ziyaret ettim.I visited Tom in the hospital last week.
Geç kalmayım diye acele ettim.I hurried so that I wouldn't be late.
Geç kalmamak için acele ettim.I hurried so that I wouldn't be late.
Geçen hafta Tom'u ziyaret ettim.I visited Tom last week.