Her ne kadar, zor olduğu hakkında şikayet etsenizde...Tuy nhiên, nếu các em kêu ca khó khăn ...
Her ne kadar, zor olduğu hakkında şikayet etsenizde...Vaikka te valitatte kuinka vaikeaa se on...
Her ne kadar, zor olduğu hakkında şikayet etsenizde...Καταρχάς, ακόμα και αν παραπονιέστε για το πόσο δύσκολο είναι...
Her ne kadar, zor olduğu hakkında şikayet etsenizde...Обаче, ако дори вие се оплаквате колко ви е трудно ...
Her ne kadar, zor olduğu hakkında şikayet etsenizde...Однако, даже если вы, ребята, жалуетесь на трудности...
Her ne kadar, zor olduğu hakkında şikayet etsenizde...למרות זאת, אפילו כשאתם מתלוננים על כמה קשה זה
Her ne kadar, zor olduğu hakkında şikayet etsenizde.......على العموم ,حتى لو تذمرتم عن مدى صعوبة الأمر
"Hiç aklına geldi mi, daha dayanıklı birşey inşa etsen, 2000 yıl sonra birisinin hoşuna gidebilir.""이런 생각해본 적 있어? 보다 영구적인 자재로 집을 짓는다면 2000년 뒤에도 누군가 그 건물을 좋아해줄 지 몰라."
"Hiç aklına geldi mi, daha dayanıklı birşey inşa etsen, 2000 yıl sonra birisinin hoşuna gidebilir.""Hai mai pensato che se costruisci qualcosa di più duraturo, a qualcuno nei prossimi 2000 anni piacerà?"
"Hiç aklına geldi mi, daha dayanıklı birşey inşa etsen, 2000 yıl sonra birisinin hoşuna gidebilir.""Já te ocorreu que, se tu construísses coisas mais permanentes, daqui a 2000 anos talvez alguém vá gostar?"
"Hiç aklına geldi mi, daha dayanıklı birşey inşa etsen, 2000 yıl sonra birisinin hoşuna gidebilir.""Хрумвало ли ти е някога, че ако строиш нещата по-постоянни, някъде след 2000 години някой ще ги хареса."
"Hiç aklına geldi mi, daha dayanıklı birşey inşa etsen, 2000 yıl sonra birisinin hoşuna gidebilir.""עבר לך פעם בראש שאם תבנה דברים יותר קבועים, מתישהו בעוד 2000 שנה מישהו כנראה יאהב את זה?"
"Hiç aklına geldi mi, daha dayanıklı birşey inşa etsen, 2000 yıl sonra birisinin hoşuna gidebilir.""هل خطر في بالك بناء شيءٍ دائم بحيث يأتي شخص بعد ٢٠٠٠ عاماً ويبدي إعجابه ببنائك."
"Hiç aklına geldi mi, daha dayanıklı birşey inşa etsen, 2000 yıl sonra birisinin hoşuna gidebilir."誰かが気に入るだろうって考えたことある?」と言ったんだ (笑)
Kendi partini rezil etsen daha mı iyi olur?Hoe meer invloed ze hebben, hoe beter.
Kendi partini rezil etsen daha mı iyi olur?Cu toţii suntem comunişti, nu vrei să-ţi faci de râs propriul partid, nu?
Kendi partini rezil etsen daha mı iyi olur?Ha nagy befolyásuk van, annál jobb.
Kendi partini rezil etsen daha mı iyi olur? Yeni bir fıkram var.S'ils ont beaucoup d'influence, tant mieux. <i>J'en ai une nouvelle.</i>
Kendi partini rezil etsen daha mı iyi olur? Yeni bir fıkram var.И если они имеют в партии большой вес - тем лучше. <i>У меня есть свеженький.</i>
Kendi partini rezil etsen daha mı iyi olur?Y si tienen mucha influencia, tanto mejor.
Kendi partini rezil etsen daha mı iyi olur?,אם יש להם השפעה רבה .עוד יותר טוב
Kendi partini rezil etsen daha mı iyi olur?إنه شيوعي مثلنا وأنت لا تريد احراج حزبك ، أليس كذلك؟
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Aquí, por ejemplo, está Vancouver, una ciudad que si no han visitado, deben hacerlo.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Aqui, por exemplo, é Vancouver. Se nunca lá estiveram, deviam ir fazer uma visita
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Chảng hạn như Vancouver, nếu bạn chưa bao giờ tới đó, thì bạn nên đến đấy mà xem.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur. Harika bir şehir.Tu je Vancouver, ak ste tam ešte neboli, mali by ste ísť, je to skvelé mesto.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Här, till exempel, är Vancouver, som om ni inte varit där, borde besöka.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Hier, bijvoorbeeld, is Vancouver, dat je, als je er nog nooit geweest bent, zou moeten bezoeken.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Hier, zum Beispiel, ist Vancouver, falls Sie dort noch nicht waren, sollten sie es besuchen.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Iată, ca examplu, este Vancouver, dacă nu aţi fost acolo, trebuie vizitat.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Itt például Vancouver látható, amelyet, ha nem láttak volna még, feltétlenül meg kell nézniük.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.예를 들어, 여기 벤쿠버가 있죠. 만약 아직 안가보셨다면
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Na przykład Vancouver. Jeśli jeszcze tego nie zrobiliście, powinniście się tam wybrać.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Questa é Vancouver. Se non ci siete ancora stati, dovreste visitarla.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Zde například kanadský Vancouver, a pokud jste tam nebyli, měli byste tam zajet na návštěvu.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Εδώ, για παράδειγμα, είναι το Βανκούβερ, το οποίο, εάν δεν έχετε πάει, επιβάλλεται να το επισκεφτείτε.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Да вземем Ванкувър, в който, ако не сте били трябва да посетите. Прекрасен град
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.Ось, наприклад, Ванкувер; відвідайте його, якщо ви там не бували.
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.הנה לדוגמה, ונקובר, ואם עוד לא הייתם שם,
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.هنا، مثلا، فانكوفر، التي إن كنت لم تذهب إليها،
Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur.ぜひ訪問してみてください 素晴らしい街です
Sence bu toplumda tanrıya dua etsen, tanrıya inandığını söylesen...[Carlin] Sai quando parli di Dio in questa società,quando dici che credi in Dio
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar.Als je je voicemail twee keer per dag checkt, dan levert dat 100 miljoen dollar op per jaar.
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar.Daca fiecare isi verifica mesajele de doua ori pe zi, asta inseamna 100 milioane de dolari pe an.
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar."만약에 여러분이 보이스 메일을 하루에 두 번씩만 확인 한다고 하더라도, " "여기서 발생하는 이익은 연간 천만 달러에 달합니다."
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar.Nếu bạn kiểm tra hộp thư thoại hai lần một ngày nó sẽ mang lại 100 triệu dollar một năm
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar.Si chaque client consulte sa messagerie vocale deux fois par jour, cela fait 100 millions de dollars par an.
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar.Si revisan su correo de voz dos veces al día son como 100 millones de dólares al año.
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar.Wenn man zweimal am Tag die Mailbox abhört, sind das 100 Millionen Dollar im Jahr.
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar.Ако си проверявате пощата два пъти на ден, това са 100 милиона долара на година.
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar.Если проверять голосовую почту дважды в день, получается 100 миллионов долларов в год.
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar.אם אתה בודק את הדואר הקולי שלך פעמיים ביום, זה מאה מיליון דולרים בשנה.
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar.اذا تفحصوا رسائلهم الصوتية مرتين في اليوم, ذلك يعني 100 مليون دولار سنويا.
Sesli mesaj kutunuzu günde iki kere kntrol etseniz, bu yılda 100 milyon dolar yapar.一年で10億ドルになる 我々の通信時間を増やすためだけに やってるんじゃないですか?」
Tarihin daha farklı bir şekilde öğretildiğini hayal etsenize.Bayangkan sejarah diajarkan dengan cara yang berbeda.
Tarihin daha farklı bir şekilde öğretildiğini hayal etsenize.Elképzelem, milyen volna, ha a történelmet másképpen tanítanák.
Tarihin daha farklı bir şekilde öğretildiğini hayal etsenize.Föreställ er hur historia lärs ut annourlunda.
Tarihin daha farklı bir şekilde öğretildiğini hayal etsenize.Forestil jer historie blive undervist anderledes.
Tarihin daha farklı bir şekilde öğretildiğini hayal etsenize.Imaginaţi-vă istoria fiind predată diferit.
Tarihin daha farklı bir şekilde öğretildiğini hayal etsenize.Imaginem a história sendo ensinada de modo diferente.