Otuzlarda Türk Milliyetçiliğinde Irk, Dil ve Etnisite.Otuzlarda Türk Milliyetçiliğinde Irk, Dil ve Etnisite (in Turkish).
Pyu, 13. yüzyılda, Birmen etnisitesini kabul etmişti.By the 13th century, the Pyu had assumed the Burman ethnicity.
Aile kabul etmez ise çocuk babasının etnisitesini alırdı.If the parents did not agree, the child was automatically assigned the ethnicity of the father.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.So identity was primarily defined by ethnicity, and the nation-state reflected that.
Günümüzde Ermeni ve Kürt etnisitesi Türkleri barış içinde bir arada bulunmaktadır.Today, Turks of Armenian and Kurdish ethnicity coexist in peace.
Eski SSCB'de "Yahudilik" kanunen bir millet veya etnisiteydi.In Unione Sovietica, "ebreo" era per legge una nazionalità o etnia.
Bu etnik yaklaşımda, etnisite ve ırk, belirli amaçları gerçekleştirmek için araç olarak görülüyor.In questa teoria, l'etnicità e la razza sono visti come strumenti per raggiungere un preciso scopo finale.
Atalık ve etnisite ile ilgili sorunlar İsrail Başhahamlığı tarafından ele alınır.Problemi che concernono ebrei etnici o ancestrali vengono esaminati dal Gran Rabbinato israeliano.
Bu etnik yaklaşımda, etnisite ve ırk, belirli amaçları gerçekleştirmek için araç olarak görülüyor.في هذا الحساب الخاص بالعرقية، يُنظر إلى الإثنية والعرق على أنهما وسيلة مفيدة لتحقيق غايات معينة.
Westenra Christchurch, Yeni Zelanda'da, Hollandalı ve İrlandalı etnisitesine sahip olarak dünyaya geldi.Hayley nasceu em Christchurch, Nova Zelândia e tem ascendência holandesa e irlandesa.
Yani her iki etnisiteye de ait sayılır.Han anser sig själv tillhöra båda nationer.
Westenra Christchurch, Yeni Zelanda'da, Hollandalı ve İrlandalı etnisitesine sahip olarak dünyaya geldi.Westenra har rötter i Nya Zeeland och på Irland.
Aile kabul etmez ise çocuk babasının etnisitesini alırdı.Pokud se rodiče neshodli, dítě bylo automaticky přiřazeno k etnickému původu otce.
Etnisite ya da etnik grup kavramı, sosyolojide belirsiz bir kavramdır.Fanatismul și fundamentalismul sunt concepte necunoscute în Gambia.
Irk ve etnisite olarak daha az çeşitlidir.Viszonylag keveset ír és szelektíven közöl.
Dêrsim merkezli Kürt aleviliği: Etnisite, dini inanç, kültür ve direniş.Sáros megye – népek, kultúrák, vallások találkozása.
Eski SSCB'de "Yahudilik" kanunen bir millet veya etnisiteydi.A Zsidó-nemzetség, illetve a nemzetségből származott Csáky-család ősi birtoka.
Irk ve etnisite olarak daha az çeşitlidir.Alue on maantieteellisesti ja etnisesti hyvin epäyhtenäinen.
Yani her iki etnisiteye de ait sayılır.Това може да е независимо от етническата им принадлежност.
Pyu, 13. yüzyılda, Birmen etnisitesini kabul etmişti.V 13. stoletju so Pjuji prevzeli burmansko narodnost.
Yani her iki etnisiteye de ait sayılır.Mõlemad kuuluvad eetika ainesse.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.A identidade era sobretudo definida pela etnia. e o estado-nação refletia isso.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Aşa că identitatea era definită, în primul rând, prin etnie şi statul-naţiune reflecta asta.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Die Identität wurde also primär durch Volkszugehörigkeit definiert, und der Nationalstaat spiegelte das wider.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Donc on définissait avant tout l'identité selon l'appartenance ethnique, et l'état nation le reflétait.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Identiteit werd dus vooral bepaald door etniciteit, en de natiestaat was daarvan een afspiegeling.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Identitet var altså primært etnisk defineret, og det afspejlede nationalstaten.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.신분은 민족성에 주로 결정되었고, 민족 국가는 이를 반영했었습니다
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Så identitet definierades främst av etnicitet, och nationalstaten speglade det.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Takže identita byla primárně definována etnikem a to se odrazilo v národních státech.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Vậy nhân dạng được định nghĩa đơn thuần bởi chủng tộc, và liên bang thể hiện điều này.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Zatem tożsamość była określana głównie przez etniczność, a państwo narodowe odzwierciedlało ten stan.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Έτσι η ταυτότητα οριζόταν πρωταρχικά από την εθνικότητα, μέσα από το έθνος κράτος.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.Итак, идентичность, в первую очередь, определялась этнически и национальное государство отражало это.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.כך שהזהות הוגדרה קודם-כל לפי המוצא האתני, ומדינת הלאום שיקפה זאת.
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.الهوية كانت تُعرف في الأصل بالعرق ، والدولة القومية عكست ذلك .
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.国民国家もそれを反映するようになりました グローバリゼーションの時代になり