Ana içeriğe geç
Sözlük

etmesi ile cümle

etmesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Alguien llamado Howard Moskowitz, quien es famoso por reinventar la salsa de espagueti.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Cineva pe nume Howard Moskowitz, care e faimos pentru că a reinventat sosul de spaghete.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Človek po imenu Howard Moskowitz, najbolj znan po tem, da je ponovno izumil omako za špagete.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Een man die Howard Moskowitz heet, en beroemd is voor het heruitvinden van spaghettisaus.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.En man vid namn Howard Moskovitz, som är mest känd för att ha återuppfunnit pastasåsen.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Ez az ember, akit Howard Moskowitznak hívnak a spagetti szósz újra feltalálásáról híres.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Henkilö nimeltä Howard Moskowitz, joka on kuuluisa siitä, että hän keksi uudelleen spagettikastikkeen.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Jemand mit dem Namen Howard Moskowitz, der vor allem dafür berühmt ist, Spaghetti-Sauce neu erfunden zu haben.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.하워드 모스코위츠 씨입니다. 스파게티 소스를 재발견한 분이에요.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Nazywa się Howard Moskowitz. To on powtórnie wynalazł sos pomidorowy.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Někdo jménem Howard Moskowitz, který se proslavil především znovuobjevením špagetové omáčky.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Người này tên là Howard Moskowitz, ông ấy nổi tiếng nhất về việc tái tạo ra nước sốt spaghetti.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Seseorang yang bernama Howard Moskowitz, yang terkenal karena memperbarui saus spaghetti.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Une personne nommée Howard Moskowitz, qui est très connu pour avoir réinventé la sauce spaghetti.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Volá sa Howard Moskowitz, a preslávilo ho znovuobjavenie špagetovej omáčky.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Его зовут Говард Московиц и он наиболее известен тем, что заново изобрёл соус для спагетти.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.Човек, с името Хауард Московиц, който е най-известен с преоткриването на соса за спагети.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.אדם ששמו הווארד מוסקוביץ', שידוע בתור האדם שהמציא מחדש את רוטב הספגטי.
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.رجل إسمه هاورد موسكوويتس والذي إشتهر بإعادة إبتكاره لصلصة الإسباجيتي
Adı Howard Moskowitz olan, spagetti sosunu yeniden icat etmesiyle ünlü biri.パスタソースの改革をした事で有名です ハワードは背が低く、ぽっちゃりしていて
Afgan büyümek 10 dakikanın yarım saatle 1 gün arasında bir şey ifade etmesidir.10 minutos pueden significar cualquier intervalo de tiempo entre media hora y un día entero.
Afgan büyümek 10 dakikanın yarım saatle 1 gün arasında bir şey ifade etmesidir.#GrowingUpAfghan: Wenn 10 Minuten alles zwischen einer halben Stunde und den ganzen Tag bedeuten können.
Afgan büyümek 10 dakikanın yarım saatle 1 gün arasında bir şey ifade etmesidir.Quand 10 minutes peuvent être aussi bien une demi-heure qu'une journée entière
Afgan büyümek 10 dakikanın yarım saatle 1 gün arasında bir şey ifade etmesidir.Когда 10 минут могут спокойно превратиться в полчаса или вообще целый день
Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!Det här hade inte hänt om jag inte hade återvänt för din skull.
Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!Det her skyldes kun, at jeg kom tilbage for din skyld.
Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!Se non fossi venuto a cercare un certo ottuso, questo non sarebbe successo!
Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!¡Si no hubiera vuelto para asegurarme de que no estabas metiendo la pata, esto no estaría pasando!
Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!Αν δεν είχα γυρίσει να βεβαιωθώ τι κάνει ένας ανόητος, αυτό δεν θα γινόταν!
Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!Если бы я не пришёл убедиться, что кое-кто не лодырничает, этого бы не было!
Aile bireyleri, doktorlar, sosyal örgütler ve medya kürtajı kabul etmesi için kızı teşvik etti.Membrii familiei, doctorii, organizațiile sociale și Mass Media au încurajat-o pe fată să avorteze.
Aile bireyleri, doktorlar, sosyal örgütler ve medya kürtajı kabul etmesi için kızı teşvik etti.Rodinní příslušníci, lékaři, sociální organizace a média přesvědčovali dívku, aby těhotenství ukončila.
Aile bireyleri, doktorlar, sosyal örgütler ve medya kürtajı kabul etmesi için kızı teşvik etti.Συγγενείς, γιατροί, κοινωνικές οργανώσεις και τα ΜΜΕ παρότρυναν την κοπέλα να τερματίσει την εγκυμοσύνη.
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...Aber der Schmerz, die Umstände, stets daran zu denken, nicht zu vergessen es bei längeren
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...그러나 여러분이 긴 여행을 갈 때, 주의를 기울여야 하고, 지갑에 그것을 넣어야 하는 그 고통, 그 불편함.
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...אבל הכאב, חוסר הנוחות, לזכור לשים את זה בארנק כשאתם יוצאים לנסיעה ארוכה,
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...ولكن الألم ، وعدم الراحة ، ، مع إيلاء الاهتمام ، و التذكر لوضعها في حقيبتك عندما تذهب في رحلة طويلة ،
Ama acısı, eziyeti, dikkat etmesi, seyahate çıkarken çantaya koymayı unutmamak filan...皆さんが長旅にでるとき 注意を払い バンドバックにそれを入れるのを覚えていても 日々の暮しがあり 問題になります
Ama bu korku, beynimizin "hey, bu sadece müzik" diyerek fark etmesiyle hızla azalır.Dar aceasta teamă dispare repede, deoarece creierul nostru își dă seama, că "este doar muzică".
Ama bu korku, beynimizin "hey, bu sadece müzik" diyerek fark etmesiyle hızla azalır.De ez a félelem gyorsan elmúlik, amint az agy rájön, "Hé, hisz ez csak zene".
Ama bu korku, beynimizin "hey, bu sadece müzik" diyerek fark etmesiyle hızla azalır.신속하게 우리의 뇌를 진정시킵니다. "얘야 이건 그냥 음악이야"라구요.. 그리고 이러한 차이가
Ama bu korku, beynimizin "hey, bu sadece müzik" diyerek fark etmesiyle hızla azalır.Maar deze angst zakt snel als onze hersenen zich realiseert, "hey, het is gewoon muziek".
Ama bu korku, beynimizin "hey, bu sadece müzik" diyerek fark etmesiyle hızla azalır.Mais cette peur s'apaise rapidement quand notre cerveau réalise que ce n'est que de la musique.
Ama bu korku, beynimizin "hey, bu sadece müzik" diyerek fark etmesiyle hızla azalır.Αλλά αυτός ο φόβος υποχωρεί γρήγορα καθώς ο εγκέφαλός μας αντιλαμβάνεται ότι, "σιγά, είναι απλώς μουσική".
Ama bu korku, beynimizin "hey, bu sadece müzik" diyerek fark etmesiyle hızla azalır.נכבה במהירות כשהמוח שלנו מבין "היי, זו רק מוסיקה" וזאת בניגוד
Ama bu korku, beynimizin "hey, bu sadece müzik" diyerek fark etmesiyle hızla azalır.ينحسر بسرعة كما يدرك الدماغ،قائلا:"مهلا، إنها مجرد موسيقى!" وهذه التباين في
Amaç buydu. İstifa etmesini sağlamak.Das war das Ziel, ihn zum Rücktritt zu zwingen.
Amaç buydu. İstifa etmesini sağlamak.O objectivo era esse, tirá-lo do poder, esse era o objectivo.
Amaç buydu. İstifa etmesini sağlamak.Quello era lo scopo, farlo dimettere.
Amaç buydu. İstifa etmesini sağlamak.To bol náš cieľ, aby odstúpil.
Amaç buydu. İstifa etmesini sağlamak..זו היתה המטרה. לגרום לו להתפטר
Amaç buydu. İstifa etmesini sağlamak.ゴーニはアメリカに逃げ
Ama daha çok, onun sizi aramasını, sizi davet etmesini, vs... istersiniz.그 사람이 당신에게 전화해주길, 함께 시간을 보내길 바랍니다.
Ama daha çok, onun sizi aramasını, sizi davet etmesini, vs... istersiniz.אבל אתה רוצה שהיא תתקשר אליך, תזמין אותך לצאת וכן הלאה.
Ama daha çok, onun sizi aramasını, sizi davet etmesini, vs... istersiniz.ولكنكم ترغبون فى أن يتصلن بكم عبر الهاتف و يدعونكم للخروج والخ........
Ama daha çok, onun sizi aramasını, sizi davet etmesini, vs... istersiniz.但你希望佢會打電話畀你,約你去街,等等
Ama daha çok, onun sizi aramasını, sizi davet etmesini, vs... istersiniz.好きだと言ってもらいたいのです
Ama ikinci soruda, beğenmiyoruz diyenlerin yarısı devam etmesini istediklerini söyledi!Ale co do drugiego pytania, połowa tych, którym się nie podobało, chciała projekt kontynuować. (Śmiech)
Ama ikinci soruda, beğenmiyoruz diyenlerin yarısı devam etmesini istediklerini söyledi!Ale na druhú otázku, polovica tých, ktorým sa naša práca nepáčila, odpovedala kladne. (Smiech)
Ama ikinci soruda, beğenmiyoruz diyenlerin yarısı devam etmesini istediklerini söyledi!Dar la a doua întrebare, jumătate din cei care au zis că nu le-au plăcut, vroiau să continuăm. (Râsete)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod