O istifa etmek zorunda kaldı.She was forced to resign.
Onun kabul etmekten başka seçeneği olmayacak.She will have no choice but to accept.
Benim kabul etmekten başka seçeneğim yoktu.I had no choice but to accept.
Bir Amerikan kızılderili rezervini ziyaret etmek istiyorum.I want to visit a Native American reservation.
Sadece yerli Amerikalıları görmek için Amazon ormanını ziyaret etmek istiyorum.I want to visit the Amazon forest just to see Native Americans.
Ben dillerini korumaları için yerli Amerikalılara yardım etmek istiyorum.I want to help Native Americans to preserve their languages.
Onların dillerini yok olmaktan kurtarmak için yerli Amerikalılara yardım etmek istiyorum.I want to help Native Americans to save their languages from extinction.
Hiç kimse ülkemi ziyaret etmek istemedi.Nobody wanted to visit my country.
Hiç kimse benim ülkemi ziyaret etmek istemiyor.Nobody wants to visit my country.
Kimse ülkemden söz etmek istemiyor.Nobody wants to mention my country.
Kimse ülkemden söz etmek istemedi.Nobody wanted to mention my country.
Kimse benim ülkemden nefret etmek istemez.Nobody wants to hate my country.
Hiç kimse ülkemden nefret etmek istemedi.Nobody wanted to hate my country.
Kimse ülkeme hakaret etmek istemez.Nobody wants to insult my country.
Hiç kimse ülkeme hakaret etmek istemedi.Nobody wanted to insult my country.
Onu ikaz etmek zorundayız.We have to warn him.
Ne yaptığına dikkat etmek başarmak için en önemli anahtarlardan biridir.Paying attention to what you are doing is one of the most important keys to success.
Harika işin için sana teşekkür etmek istiyorum.I would like to thank you for your great job.
O Türkiye'den giysiler ithal etmektedir.He imports clothes from Turkey.
Ona yardım etmek için, onun bize ihtiyacı var.He needs us to help him.
Ne çaldıysan iade etmek zorundasın.You have to return what you have stolen.
Ben sadece onun çalışmaları için Tom'u tebrik etmek istiyorum.I would just like to congratulate Tom for his work.
Sadece çalışmanız için hepinize teşekkür etmek istiyorum.I would just like to thank all of you for your work.
Cümlelerimi çevirdiğin için sana teşekkür etmek istiyorum.I would just like to thank you for translating my sentences.
Bazı duyguları tarif etmek zordur.Some feelings are difficult to describe.
Seyahat etmek için yeterince param yok.I don't have enough money to travel.
Erkek kardeşim Liechtenstein'ı ziyaret etmek istiyor.My brother wants to visit Liechtenstein.
Ben buraya sadece yardım etmek için geldim.I have come here just to help.
Sadece yardım etmek istiyorum.I just want to help.
Ben Varşova'yı terk etmek ve geçimimi başka bir yerde sağlamak zorunda kaldım.I had to leave Warsaw and make my living somewhere else.
Bana yardım etmek için ne yapabileceğimi söyle.Tell me what I can do to help.
Tom seninle sohbet etmek istiyor.Tom wants to talk to you.
Tom yardım etmek istiyor.Tom wants to help.
Tom yardım etmek için söz verdi.Tom promised to help.
Tom yarın Mary'ye yardım etmek zorunda olduğunu biliyor.Tom knows he has to help Mary tomorrow.
Tom Boston'dayken Mary'yi ziyaret etmek için şansı yoktu.Tom didn't have a chance to visit Mary when he was in Boston.
Tom yardım etmek için geldi.Tom came to help.
Tom Mary'nin bahçedeki otları temizlemesine yardım etmekten mutlu olacağını söyledi.Tom said that he'd be more than happy to help Mary weed the garden.
Tom hâlâ bir şekilde bunu tamir etmek zorunda.Tom still has to fix this somehow.
Öyle kötü bir baş ağrısı vardı ki toplantıyı iptal etmek zorunda kaldı.He had such a bad headache that he had to cancel the meeting.
Tom yardım etmek için zamanın olup olmadığını bilmek istiyor.Tom wants to know if you have any time to help.
Tom'u bize yardım etmek için nasıl alacaksın?How will you get Tom to help us?
Yardım etmek için gerçekten hazır mısın?Are you really ready to help?
Tom'a teşekkür etmek için aradım.I called to thank Tom.
Tom'a yardım etmek zorunda değildim ama yardım ettim.I didn't have to help Tom, but I did.
Sana yardım etmek zorunda değildim, ama yardım ettim.I didn't have to help you, but I did.
Ben sadece tüm yardımın için sana teşekkür etmek istedim.I just wanted to say thank you for all your help.
Sanırım Tom'a yardım etmek gerekli olabilir.I think it might be necessary to help Tom.
Tom'un evini inşa etmesine yardım etmek istedim.I wanted to help Tom build his house.
Mary'nin ona ne söylemeye çalıştığını Tom'un anlamasına yardım etmek istedim.I wanted to help Tom understand what Mary was trying to tell him.
Tom'un bile hatalı olduğunu itiraf etmek için terbiyesi yoktu.Tom didn't even have the decency to admit he was wrong.
Sana yardım etmek için buradayım.I'm here to help you.
Yardım etmek için buradayız.We're here to help.
İşe yarayan bir yöntem buluncaya kadar denemeye devam etmek zorundayız.We have to keep trying until we find a method that works.
Biz Tom'u doğru şeyi yapmaya teşvik etmek için bir yol bulmak zorundayız.We have to figure out a way to encourage Tom to do the right thing.
Sen terk etmek zorunda kalacaksın.You're going to have to leave.
Siz çocuklar acele etmek zorundasınız.You guys have to hurry.
Bana teşekkür etmek zorunda değilsin.You don't have to thank me.
Bu garajı inşa etmek bir süre aldı.It took a while to build this garage.
Tom istifa etmek istiyor.Tom wants to quit.