Ana içeriğe geç
Sözlük

etmek ile cümle

etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ben bir gün Fransa'yı ziyaret etmek isterim.I would like to visit France someday.
Yardımını istemeyen kişilere yardım etmek zordur.It's difficult to help people who don't want your help.
Çalışmaya devam etmek zorundasın.You have to continue to study.
Dünyayı seyahat etmekten hoşlanıyor gibi görünüyorsun.It seems you enjoy travelling the world.
Yardım etmek için yapabileceğim bir şey varsa, lütfen bana bildirin.If there's anything I can do to help, please let me know.
Bugün geldiğiniz için size teşekkür etmek istiyorum.I'd like to thank you for coming today.
Onunla yaşamaya devam etmek istiyorum.I want to keep on living with him.
Ben, bir gün Boston'ı ziyaret etmek istediğimi düşünüyorum.I think I'd like to visit Boston someday.
Tom dans etmek istiyor.Tom wants to dance.
Onunla sohbet etmek zordur.It is difficult to talk to him.
Tom bu aramayı kabul etmek zorunda.Tom has to take this call.
Tom başarısı için sana teşekkür etmek zorunda.Tom has you to thank for his success.
Bu neredeyse bir kale içine nükleer reaktör inşa etmek kadar saçma.It's almost as absurd as building a nuclear reactor inside a castle.
Tüm yapabileceğin şikâyet etmektir.All you do is complain!
Kenti ziyaret etmek ister misin?Would you like to visit the city?
Çinli bir arkadaşım var ve bana Çince dersleri vermesini rica etmek istiyorum.I have a Chinese friend and I would like to ask him to give me Chinese lessons.
Ona duygularımı itiraf etmek için yeterince kararlı değilim.I'm not determined enough to confess my feelings to her.
Durumu kontrol etmek için bize ulaşın.Contact us to check availability.
Bir arkadaşım beni ofisimde ziyaret etmek için geldi.A friend of mine came to visit me at my office.
Siz dışarıdayken Bay Sato diye biri ziyaret etmek için geldi.A Mr. Sato came to visit while you were out.
Yarın seni evinde ziyaret etmek için geleceğim.I'll come to visit you at your house tomorrow.
Ben yolculuk etmek istiyorum.I wanna travel.
Saatlerce yürüyüşten sonra, dua etmek için bir kilisede durakladılar.After hours of walking, they stopped to pray in a church.
Tom Mary'ye doğru şeyi yapması için yardım etmek istedi.Tom wanted to help Mary do the right thing.
Tatillerini yurt dışına seyahat etmek için kullanan öğrencilerin sayısı artıyor.The number of students who use their holidays to travel abroad is increasing.
O yolculuk etmekten hoşlanır. Ben de.He likes to travel. I do, too.
Ben her şeyi ve herkesi unutmak, kaybolmak ve terk etmek istiyorum.I want to leave, disappear, forget everything and everyone.
Seyahat etmek için en iyi yol nedir?What's the best way to travel?
İstifa etmek zorunda kaldım.I had to resign.
İşbirliğin için sana teşekkür etmek istiyorum.I would like to thank you for your cooperation.
Biz ilk adımı attık, şimdi sadece devam etmek zorundayız.We gave the first step, now we just have to keep going.
Şehri tahliye etmek için 24 saatimiz var.We have 24 hours to evacuate the city.
Tavsiye etmek istediğim çok ilginç bir site buldum.I found out a very interesting site I'd like to recommend.
Uçurumun üstünde duran bir adam boşluğa atlayarak intihar etmek üzereydi.A man standing on the cliff was about to commit suicide by jumping into the void.
Canım dans etmek istemiyor.I don't feel like dancing.
Ziyaret etmek için güzel bir ülke ama orada yaşamazdım.It's a nice country to visit, but I wouldn't live there.
Ben dans etmek istiyorum.I want to dance.
Yatak odasını kontrol etmek için gideceğim.I'll go to check out the bedroom.
Meg çalışmalarına devam etmek zorunda.Meg must continue her studies.
Bay Hoshino'yu memnun etmek zordur.It's hard to please Mr. Hoshino.
Bu benim kararım değil, bu yüzden onu kabul etmek zorundayım.It's not my decision, so we have to accept it.
Küfür etmek ağrıyı hafifletir.Swearing relieves the pain.
Bugün bazı web siteleri SOPA ve PIPA'yı protesto etmek için karartılmıştır.Today, some websites are blacked out to protest against SOPA and PIPA.
Seyahat etmek çok eğlencelidir.Traveling is a lot of fun.
O, Paris'i ziyaret etmek isteyeceğini düşünüyor.He is thinking he would like to visit Paris.
Ben annem ve babam Tom ve Mary'ye teşekkür etmek istiyorum.I would like to thank my parents, Tom and Mary.
O pis kuyuda beş gün geçirdim. O anda tek çözümüm dua etmekti.I spent five days in that filthy well. In that moment, my only solution was praying.
Onu tamir etmek yaklaşık 2,000 yene mal olacaktır.It'll cost about 2,000 yen to fix it.
Benimle flört etmek ister misin?Would you like to go out with me?
Mary'ye yardım etmek zorundayım.I've got to help Mary.
Şeyleri düzine ile sipariş etmek daha ucuzdur.It's cheaper to order things by the dozen.
Tom hatalı olduğunu kabul etmekte zorluk çekiyordu.Tom has trouble admitting that he's wrong.
Bugünlerde seyahat etmek kolaydır.Traveling is easy these days.
Başkan emeklilikleri revize etmek için koalisyon ortaklarını ikna etmeye çalıştı.The Prime Minister tried to convince his coalition partners to overhaul pensions.
Aşkını ilan etmek için video kullan!Use the video to declare your love!
Kendim için biraz üzülmeye başladığımı itiraf etmek zorundayım.I have to admit I was starting to feel a little sorry for myself.
Acele etmek zorundayım. Uçağım bir saat içinde kalkıyor.I have to hurry. My flight leaves in an hour.
Bana veda etmek için elini salladı.She waved goodbye to me.
Artık mücadele etmek istemiyordu.She didn't want to fight no more.
Bay White onlara yardım etmek istedi.Mr. White wanted to help them.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod