Öyleyse seni rahatsız etmek yerine sudoku oynayacağım.I will play Sudoku then instead of continuing to bother you.
Artık düşünmeye devam etmek işe yaramaz.It's useless to keep on thinking any more.
Sadece e postamı kontrol etmek istedim.I just wanted to check my email.
Şaşırmak, merak etmek, anlamaya başlamaktır.To be surprised, to wonder, is to begin to understand.
Benimle dans etmek ister misin?Would you like to dance with me?
Horladığımı kabul etmek zorundayım.I must admit that I snore.
Sana evlenme teklif etmek istemiyorum!I don't want to propose to you!
Yapman gereken tek şey onun tavsiyesini takip etmek.All you have to do is follow his advice.
Sadece ona biraz yardım etmek zorundasın.You have only to give him a little help.
Raporları pazartesi günü teslim etmek zorundasınız.You have to turn in the reports on Monday.
Amacım önerine itiraz etmek değil.I don't mean to object to your proposal.
Tam sana telefon etmek üzereyken senin telgrafın geldi.Your telegram arrived just as I was about to telephone you.
Şikâyet etmekten başka yapacak bir şeyin yok.You've got nothing to complain of.
Seni erkek kardeşinden ayırt etmek zor.It is hard to distinguish you from your brother.
Senin onayınla, işi ona teklif etmek istiyorum.With your approval, I would like to offer him the job.
Hiçbir şey uçakla seyahat etmek kadar hoş değildir.Nothing is so pleasant as traveling by air.
Yolculuk etmek bugünlerde kolaydır.Travelling is easy these days.
Gelecekte ne olacağını tahmin etmek mümkün değil.There is no telling what will happen in the near future.
Bir gün seni ziyaret etmek istiyorum.I would like to call on you one of these days.
Çok üzgünüm ama 27 şubattaki randevumuzu iptal etmek zorundayım.I am very sorry, but I must cancel our appointment for February 27.
Cankurtaran başkalarına yardım etmek hiç hazırdır.The lifeguard is ever ready to help others.
Acele etmek zorunda değilsiniz.You don't have to hurry.
Daha dikkatli ol.Her şeye acele etmek işlerini berbat edecektir.Be more careful. Rushing through things is going to ruin your work.
Sadece sana yardım etmekten memnun olacağım.I'll be only too pleased to help you.
Sigara içmenin zararlı olduğu gerçeğini inkar etmek yok.There is no denying the fact that smoking is harmful.
Bazı değerli eşyalarımı kontrol etmek istiyorum.I'd like to check some of my valuables.
Şirketinizle olan mali sorunlarımızı halletmede yardımınızı istirham etmek istiyoruz.We would like to ask your help in clearing up our financial problems with your company.
O geldikten sonra nerede olduğunu fark etmek biraz zamanını aldı.It took him a moment to realize where he was after he came to.
Ona yardım etmekten memnun olurum.I'll be glad to help him.
Davetini kabul etmekten çok mutlu olacağım.I will be very happy to accept your invitation.
Sana yardım etmekten mutlu olacağım.I will be pleased to help you.
Hatalarını fark etmek onun sadece birkaç dakikasını aldı.It took him only a few minutes to realize his mistakes.
Ben teşekkürlerimi ifade etmek için doğru kelimeleri düşünemiyorum.I can't think of the right words with which to express my thanks.
Minnettarlığımı ifade etmek istiyorum.I'd like to express my gratitude.
Yurt dışında seyahat etmek çok ilginçtir.Traveling abroad is very interesting.
Yabancı bir ülkeyi ziyaret etmek pahalı olmalı.Visiting a foreign country must be expensive.
Yurt dışına seyahat etmek ister misiniz?Would you like to travel abroad?
Yurt dışına seyahat etmek benim en sevdiğim şeylerden biridir.Traveling abroad is one of my favorite things.
Biz çaresizlik duygusu ile baş etmek zorunda kalacağız.We will have to get over the feeling of helplessness.
Ona hemen yardım etmek zorundayız.We must help him immediately.
Cenazeyi ona teslim etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yoktu.We could not but give him up for dead.
Bir demiryolu inşa etmek için sözleşme yaptık.We contracted to build a railway.
Dua etmek için hepimiz diz çöktük.We all knelt down to pray.
Doğruyu yanlıştan ayırt etmek zorundayız.We have to distinguish right from wrong.
Kara gün için tasarruf etmek zorundayız.We have to save for a rainy day.
Gezimizin amacı, yeni bir fabrikayı ziyaret etmektir.The purpose of our trip is to visit a new factory.
Bütün bagajımızı tasnif etmek uzun bir süre aldı.It took quite a while to sort out all our luggage.
Personellerimiz size yardım etmekte istekli.Our staff is eager to help you.
Telafi etmek için asla çok geç değil.It's never too late to make amends.
Bilimci araştırmaya devam etmekte ısrar etti.The scientist insisted on proceeding with the research.
Ailemi ziyaret etmek için birkaç gün izin alabilir miyim?May I take a few days off to visit my family?
Evi inşa etmek onların iki yılını aldı.It took them two years to build the house.
Ev işine yardım etmek zorunda kaldım.I had to help with the housework.
Bana yardım etmek için bir şey yapamaz mısınız?Can't you do something to help me?
Ne olacağını tahmin etmek mümkün değil.There is no telling what will happen.
Aşağıdaki fiyat indirimleri ile ilgili sana nasihat etmek istiyoruz.We wish to advise you of the following price reductions.
Lütfen kendinizi ifade etmekten çekinmeyin.Please feel free to express yourself.
İstasyona vardığımda tren tam hareket etmek üzereydi.When I arrived at the station, the train was just about to leave.
Dünyada İngilizce'nin en yaygın şekilde konuşulan dil olduğunu inkar etmek yok.There is no denying that English is the most widely spoken language in the world.
Yağmurlu sezonun ne zaman biteceğini tahmin etmek mümkün değil.There is no telling when the rainy season will be over.