et ile cümle

et kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Konuşması çok etkileyiciydi. Orada olmalıydın.His speech was very impressive. You should have been there.
Konuşması çok etkileyiciydi. Orada olmalıydınız.His speech was very impressive. You should have been there.
Onun evi Fuji Dağının eteğinde.His house is at the foot of Mt. Fuji.
Ailesi kırk yıl önce anavatanından Brezilya'ya göç etti.His family emigrated from their mother country to Brazil forty years ago.
Şirketi iflas etti ve daha da kötüsü o bir trafik kazası geçirdi.His company went bankrupt, and to make matters worse, he met with a traffic accident.
Onun akademik başarıları etkileyicidir.His academic achievements are impressive.
Onu memnun etmeyi zor buldum.I found it difficult to please him.
Onun planını kabul etmekten başka seçenek yoktur.There is no choice but to agree to his plan.
Onun planı o nehir üzerinde bir köprü inşa etmektir.His plan is to build a bridge over that river.
Onun ne dediğine dikkat etmenize gerek yok.You don't have to pay attention to what he says.
Onun söylediğine dikkat etmelisin.You should pay attention to what he says.
Onun söylediğine dikkat et.Pay attention to what he says.
Konuşması dinleyicileri derinden etkiledi.His speech deeply affected the audience.
Karısı ona piyanoda eşlik etti.His wife accompanied him on the piano.
Onun suçu ölüm cezasını hak etti.His crime deserved the death penalty.
Parmakları klavyenin üzerinde hızla hareket etti.His fingers ran swiftly over the keys.
Öldüğünü duyduğumda derinden etkilendim.I was deeply affected when I heard of his death.
Yaşadığı aşk acısının sonucunda intihar etti.His suicide came as a result of his disappointment in love.
Başarısızlığı istifa etmesine neden oldu.His failure led to his resignation.
Mektubu bir anlam ifade etmiyor.His letter doesn't make any sense.
Onun etrafında bir kalabalık toplanıyordu.A crowd was gathering around him.
Onun adresini not et.Put his address down.
Onu ziyaret etmeye isteksizim.I'm reluctant to visit him.
Onun tavsiyesine dikkat et.Pay attention to his advice.
Herkes onun yeni saç stilini fark etti.Everyone remarked on his new hairstyle.
Onun teklifini kabul ettim.I took him up on his offer.
O, ona nezaketi için teşekkür etti.She thanked him for his kindness.
Onun etkisi tüm ülkeye yayılır.His influence extends all over the country.
Teknik bilgisinin olmayışı terfi etmesine engel oldu.His lack of technical knowledge precluded him from promotion.
Onun büyükbabası huzur içinde vefat etti.His grandfather passed away peacefully.
Onun davranışını taklit etmelisin.You should imitate his behavior.
Onun önerisi bizi tatmin etmekten uzak.His proposal is far from being satisfactory to us.
Onun karamsarlığı etrafındakilerin moralini bozdu.His pessimism depressed those around him.
Mutsuz çocukluğu hayata bakışını etkiledi.His unhappy childhood affected his outlook on life.
Onun cesur mücadelesinin hikayesi bizi derinden etkiledi.The story of his brave struggle affected us deeply.
Onun cesareti ona güvenmem için beni yeterince etkiledi.His courage impressed me enough for me to trust him.
Onun cesaretinden oldukça etkilendim.I was deeply impressed with his courage.
Onun ebeveynleri yardımlarını isteyen herkese yardım etti.His parents helped whoever asked for their help.
Onun tezi bir anlam ifade etmiyor. Öncelikle onun teması belirsiz.His thesis doesn't make sense. To begin with, its theme is obscure.
Onun konuşma şekli beni rencide etti.His way of speaking offended me.
O, daha az yakıt kullanan yeni bir motor icat etti.He devised a new engine to use less gas.
O, daha az yakıt tüketen yeni bir motor icat etti.He devised a new engine to use less gas.
O, bütün gün yürümeye devam etti.He kept walking all the day.
O, proje üzerinde yaptığı kaybı finanse etmek için erkek kardeşinden borç aldı.He borrowed from his brother to finance the loss he made on the project.
Kitabı kütüphaneye iade ettiğini iddia ediyordu.He claimed that he had returned the book to the library.
O'nun doğru olduğunu kabul etti.He acknowledged it to be true.
O, yalnız seyahat etmek için yeterince yaşlıdır.He is old enough to travel alone.
O etkin önlemler alamadı.He could not take effective measures.
O benim dün dışarı gitmeme itiraz etti.He objected to my going out yesterday.
O dün beni mutlu etti.He made me happy yesterday.
Tekrar düşünmem için ısrar etti.He urged me to think again.
O benim evin kırık penceresini tamir etti.He repaired the broken window of my house.
O, sanki ona hakaret etmişiz gibi davrandı.He acted as though we had insulted him.
General rütbesine terfi ettirildi.He was advanced to the rank of general.
Tanrı'nın bizi yarattığına olan inancını ifade etti.He stated his belief that God created us.
Onu ikna etmek için elinden geleni yaptı.He did his best to persuade her.
Doğduğu ülkeyi ziyaret etmek için ara sıra tatillerden faydalandı.He availed himself of the 'off-and-on' holidays to visit his native country.
On yıldır ilk defa memleketini ziyaret etti.He visited his hometown for the first time in ten years.
1950'lerde Sovyetler Birliğine iltica etti.He defected to the Soviet Union in the 1950's.
O, bir hafta önce New York'a hareket etti.He left for New York a week ago.

İlgili Sayfalar