et ile cümle
et kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Amerikalılar çok et yer.Americans eat a lot of meat.
Amerikalıların işlerinde daha az etkileri olsaydı savaştan iyi kaçınılabilirdi.If the Americans had had less influence on affairs, war might well have been avoided.
Amerika, bunun "sınıfsız" bir toplum olduğunu iddia etmeyi sever.America likes to claim that it is a "classless" society.
O, Amerika'nın 1776 yılında bağımsızlığını ilan ettiğini söyledi.He said that America declared its independence in 1776.
Amerikan üniversitelerine başvururken, TOEFL skorunuz yalnızca bir etkendir.When applying to American universities, your TOEFL score is only one factor.
Amerika'da birçok kişinin evlerinin etrafında çitleri var.In America, many people have fences around their homes.
Amerika'dan ziyaret ettiğinizi anlıyorum.I understand you're visiting from America.
Mektubu o kadar arkadaşçaydı ki, o derinden etkilendi ve ağlamaya başladı.So friendly was his letter that she was deeply moved and began to cry.
Afrika Avrupa'ya sığır eti ihraç ediyor.Africa is exporting beef to Europe.
O yaşlı adam elli yıldır kaçak viski imal etmekteydi.The old man had been making white lightning for 50 years.
Dükkânda güzel bir tezgahtar bana hizmet etti.A beautiful salesgirl waited on me in the shop.
Onlar o dükkânda et satarlar.They sell meat at that store.
O dükkânda kameramı tamir ettirdim.I had my camera repaired at that shop.
Şu adama dikkat et.Watch out for that man.
Keşke onun emirlerine itaat etseydim.I wish I had obeyed his directions.
O şirket iflas etti.That company went bankrupt.
Bürodaki insanlar asla kabul etmeyecekler.The people in the office will never agree.
Neden et yemediğini söyler misin lütfen?Please tell me why you don't eat meat.
Onun sana yardım etmesine güvenebilirsin.You may depend on him to help you.
Size yardım etmek benim görevim.It's my duty to help you.
Sizi partiye davet etmek istiyorum.I'd like to invite you to the party.
Kaybı gelecek hafta telafi etmelisin.You must make up the loss next week.
Ev ödevini Perşembeye kadar mutlaka teslim etmelisin.You must hand in your homework by Thursday without fail.
Hiç hava yoluyla seyahat ettiniz mi?Have you ever traveled by air?
Onun hastalığına dikkat etmelisin.You should take her illness into consideration.
Ona yardım etmen gerekli.It is necessary for you to help her.
Ona karşı dikkat et.Be on your guard against her.
Onun tavsiyesini takip etmelisin.You should follow his advice.
Onu sana yardım ettirmelisin.You have to get him to help you.
Onun evden ayrılışını fark ettin mi?Did you notice him leave the house?
Onun evden ayrılışını fark ettiniz mi?Did you notice him leave the house?
Onun yaklaşık iki yıl önce vefat ettiğini bilmiyor muydun?Didn't you know that he passed away about two years ago?
Onun yaklaşık iki yıl önce vefat ettiğini bilmiyor muydunuz?Didn't you know that he passed away about two years ago?
Tokyo Kulesini ziyaret ettin mi?Did you visit the Tokyo Tower?
Yol boyunca adımına dikkat etmelisin.You must watch your step all the way.
Kayıp zamanı telafi etmek için daha sıkı çalışmalısın.You have to work harder to make up for lost time.
Dünyanın hareket ettiğini hissettin mi?Did you feel the earth move?
Kendinize dikkat etmelisiniz.You must take care of yourself.
Diğerlerinin mahremiyetini ihlal etmemelisin.You must not invade the privacy of others.
Bugüne kadar gemi ile yurtdışına seyahat ettin mi?Did you ever travel abroad by ship?
Öğretmenin söylediklerine daha fazla dikkat etmelisin.You should attend more to what your teacher says.
Doğru tahmin ettin.You guessed right.
Doğru tahmin ettiniz.You guessed right.
Masayı kurmaya yardım etmelisin.You must help set the table.
İlkelerine göre hareket etmelisin.You must act according to your principles.
İşinize devam etmelisiniz.You should attend to your business.
Hiç Kyoto'yu ziyaret ettin mi?Have you ever visited Kyoto?
Hiç yabancı bir ülkeyi ziyaret ettin mi?Have you ever visited a foreign country?
Acele etmelisin.You must hurry up.
Gözlerini muayene ettirsen iyi olur.You had better have your eyes examined.
Bize yardım etmek zorunda değilsin.You have no obligation to help us.
Kyoto'yu ne sıklıkta ziyaret ettiniz?How often did you visit Kyoto?
Bir günde dünyanın etrafını dolaşabilir misin?Can you go around the world in a day?
Toplantıya katılacağınızı tartışmasız kabul ettim.I took it for granted that you would attend the meeting.
Dinlendikten sonra çalışmana devam etmelisin.After you have taken a rest, you must carry on your study.
Bölümün sonunda onun anlamını tahmin etmiş olacaksınız.You will have guessed its meaning by the end of the chapter.
O zaman ne gördüğünüzü itiraf etmelisiniz.You must make a clean breast of what you saw at that time.
Anne babanı mutlu etmelisin.You must make your parents happy.
Annene yardım etmelisin.You must help your mother.
Babana yardım etsen iyi olur.You had better help your father.