Tom lafını esirgemez.Tom does not mince words.
Lafını esirgemezsin.You don't pull any punches.
Lafını esirgemezsin, değil mi?You don't pull any punches, do you?
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."(CEV) "For God loved the world so greatly that he gave the only Son."
Tüccar yardımını esirgemedi.The provision was supported by the traders.
Doğanın ilkelerini gözeterek yaşamayı sözünü asla esirgemeden savundu.He was an outspoken advocate of the value of observing nature's principles.
Kimsesiz bir çocuk olarak St. Estes Çocuk Esirgeme Kurumu'na gönderilmiştir.St. Clair is sent to an asylum.
Wayne Kazası'nın Çocuk Esirgeme Kurumu araya girmiş.The Wayne County Child Welfare Protection Agency said no.
Ayrıca biz vatandaşların da, hizmetimizi esirgememesi gerekiyor.And we citizens also have to rise to the occasion.
Övgüler olsun Tanrı'ya, Çünkü duamı geri çevirmedi, Sevgisini benden esirgemedi.Blessed be God, who has not turned away my prayer, nor his loving kindness from me.
Elinden geldikçe, İyiliğe hakkı olanlardan iyiliği esirgeme.Don't withhold good from those to whom it is due, when it is in the power of your hand to do it.
Kötüyü kayırmak da, Suçsuzdan adaleti esirgemek de iyi değildir.To be partial to the faces of the wicked is not good, nor to deprive the innocent of justice.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.There are those who covet greedily all day long; but the righteous give and don't withhold.
Ey Tanrı, iki şey diledim senden: Ben ölmeden bunları esirgeme benden."Two things I have asked of you; don't deny me before I die:
Canını esirgemek isteyen onu yitirecek. Canını yitiren ise onu yaşatacaktır.Whoever seeks to save his life loses it, but whoever loses his life preserves it.
Ben gittikten sonra sürüyü esirgemeyen yırtıcı kurtların aranıza gireceğini biliyorum.For I know that after my departure, vicious wolves will enter in among you, not sparing the flock.
Çünkü Tanrı asıl dalları esirgemediyse, seni de esirgemeyecektir.for if God didn't spare the natural branches, neither will he spare you.
Tanrıyı tanık tutarım ki, Korinte dönmeyişimin nedeni sizi esirgemekti.But I call God for a witness to my soul, that I didn't come to Corinth to spare you.
Sizden sevgimizi esirgemedik, ama siz bizden sevginizi esirgediniz.You are not restricted by us, but you are restricted by your own affections.
Ama senin önünden kaldırdığım Sauldan esirgediğim sevgiyi hiçbir zaman esirgemeyeceğim.But my mercy shall not depart away from him, as I took it from Saul, whom I put away before thee.
Ve eğer beni bağışlamaz ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan olurum."If You do not forgive me and have mercy on me I shall be among those who perish."
Biliniz ki Allah'ın cezalandırması çetindir ve yine Allah'ın bağışlaması ve esirgemesi sınırsızdır.Know that the punishment of God is severe, but that God is also forgiving and kind.
Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen, ben ziyana uğrayanlardan olurum!If You do not forgive me and have mercy on me I shall be among those who perish."
O, gaybın bilgilerini (sizden) esirgemez.He is not chary of making public what is unknown.
Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta Kendisi'dir."Verily, He is Al-Barr (the Most Subtle, Kind, Courteous, and Generous), the Most Merciful."
Koreli bir arkadaşı Smith'ten yardımlarını esirgemedi.A Korean friend also provided Smith with help.
Ünlü şef Sırbistan’ın kültür politikalarını sözünü esirgemeden eleştiriyor.On the contrary, he is a vocal critic of Serbia's cultural policies.
Dürüstlüğe çok önem verir ve sözünü esirgemez.He attaches great importance to honesty and does not spare his word.
Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir. >> […]And ever is Allah Forgiving and Merciful. — Qur'an, Sura 33 (Al-Ahzab), ayat 59[12]
Ne kadınları ne de çocukları esirgemeyeceğim.I shall spare neither women nor children.
Bookchin radikal anti-kapitalist ve toplumsal özyönetimin sözünü esirgemez savunucusu idi.Bookchin war ein radikaler Antikapitalist und Befürworter der Dezentralisierung.
Tüccar yardımını esirgemedi.Er erlernte den Beruf eines Kaufmannsgehilfen.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."Ahora sé que temes a Dios, porque no me has negado ni siquiera a tu hijo único». (v.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu.Asociación Civil Rehabilitación y Apoyo al Niño.
Güzelliği ölüm ile ortadan kalktığı için mi bakışlarını kendinden esirgemektedir?Non vi vergognate che solo presso di voi si vende immoralità?
Bookchin radikal anti-kapitalist ve toplumsal özyönetimin sözünü esirgemez savunucusu idi.Bookchin permaneceu um anti-capitalista radical defensor da descentralização da sociedade.
O, var - kuvvetini esirgemeden Aristotelesçi felsefenin ileriye doğru gelişimini sağlamalı idi.Pergunta a ela se teria coragem de, por seu amor, tomar o mesmo caminho de Felícia.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."Teraz poznałem, że boisz się Boga, bo nie odmówiłeś Mi nawet twego jedynego syna.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."Nu vet jag att du fruktar Gud, nu när du inte har vägrat mig din ende son," (1 Mos.
Tüccar yardımını esirgemedi.Підтримка вітчизняного товаровиробника.
Ailesi yoktur, esirgeme kurumunda büyümüştür.Він ніколи не знав свого батька й виріс у прийомних сім'ях.
Sevdiklerinden sevgiyi ve sefkati esirgemeyen bir tiptir.Hoden Eróta a milování je jen ten, který ke krásnému milování pobízí.
Ailesi yoktur, esirgeme kurumunda büyümüştür.Hänellä ei ole vanhempia ja hän asuu lastenkodissa.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."Nu ved jeg, at du frygter Gud og end ikke vil nægte mig din eneste søn."
Tüccar yardımını esirgemedi.De blev støttet af købstædernes borgerskab.
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."For nå vet jeg at du frykter Gud, siden du ikke har spart din eneste sønn for meg.»
Savaş yıllarında Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kurucuları arasında yer aldı.I krigstider var slaven hoplittens oppasser.
Sevdiklerinden sevgiyi ve sefkati esirgemeyen bir tiptir.Yang disoroti adalah kepribadian dan kepenuhan rahmatnya.
Tüccar yardımını esirgemedi.ディーラーは助力を約束。
Kimsesiz bir çocuk olarak St. Estes Çocuk Esirgeme Kurumu'na gönderilmiştir.この年、子の未斯欣が倭に人質として送られることとなる。
Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."现在我知道你是敬畏神的了,因为你没有将你的儿子,就是你的独生的儿子,留下不给我。
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu.הוועדה המשותפת לבריאות ולילדים.
Tüccar yardımını esirgemedi.Тя е и в помощ на търговците.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu.Domov sociálnych služieb pre deti a dospelých SIBÍRKA, .
Tüccar yardımını esirgemedi.Izučil se je za trgovskega pomočnika.
Turgay Çavuşoğlu Çocuk Esirgeme KurumuPGD Kresnice Župnija Kresnice
Ama senin önünden kaldırdığım Sauldan esirgediğim sevgiyi hiçbir zaman esirgemeyeceğim.Ale moja milosť neuhne od neho, jako som urobil, aby uhla od Saula, ktorého som odstránil zpred tvojej tvári.
Ama senin önünden kaldırdığım Sauldan esirgediğim sevgiyi hiçbir zaman esirgemeyeceğim.Ali milost moja ne odstopi od njega, kakor sem jo odtegnil Savlu, ki sem ga odpravil izpred tebe.
Ama senin önünden kaldırdığım Sauldan esirgediğim sevgiyi hiçbir zaman esirgemeyeceğim.dar harul Meu nu se va depărta dela el, cum l-am depărtat dela Saul, pe care l-am îndepărtat dinaintea ta.
Ama senin önünden kaldırdığım Sauldan esirgediğim sevgiyi hiçbir zaman esirgemeyeceğim.내가 네 앞에서 폐한 사울에게서 내 은총을 빼앗은것 같이 그에게서는 빼앗지 아니하리라