Açık ve esintiliweather conditionLimpo e com Brisasweather condition
Açık ve esintiliweather conditionOnbewolkt met windvlagenweather condition
Açık ve esintiliweather conditionSereno e brezzaweather condition
Açık ve esintiliweather conditionTiszta, szellősweather condition
Açık ve esintiliweather conditionweather condition
Açık ve esintiliweather conditionweather condition
Açık ve esintiliweather conditionweather condition
Açık ve esintiliweather conditionweather condition
Açık ve esintiliweather conditionweather condition
Açık ve esintiliweather conditionweather condition
Açık ve esintiliweather conditionweather condition
Açık ve esintiliweather conditionweather condition
Açık ve esintiliweather conditionБезхмарно і легкий вітерецьweather condition
Açık ve esintiliweather conditionבהיר ורוח קלהweather condition
Ahmed Abou Haiba, gençlerin İslamiyet'ten esinlenerek daha iyi bir hayat sürmelerini istiyor.¼Ahmed Abou Haïba, aki szeretné, ha a fiatalokat megérintené az iszlám, és jobb életet élnének általa.
Ahmed Abou Haiba, gençlerin İslamiyet'ten esinlenerek daha iyi bir hayat sürmelerini istiyor.¼Ahmed Abou Haiba, chce, aby sa mladí ľudia inšpirovali Islamom, a žili tak lepšie.
Ahmed Abou Haiba, gençlerin İslamiyet'ten esinlenerek daha iyi bir hayat sürmelerini istiyor.¼Ahmed Abou Haïba, chce, by młodych ludzi islam inspirował do lepszego życia.
Ahmed Abou Haiba, gençlerin İslamiyet'ten esinlenerek daha iyi bir hayat sürmelerini istiyor.¼Ahmed Abou Haïba는 젊은이들이 이슬람교의 영향을 받아 더 나은 삶을 살아갈 수 있기를 바라고 있습니다.
Ahmed Abou Haiba, gençlerin İslamiyet'ten esinlenerek daha iyi bir hayat sürmelerini istiyor.¼Ahmed Abou Haïba vrea ca tinerii să fie inspirați de Islam să ducă vieți mai bune.
Ahmed Abou Haiba, gençlerin İslamiyet'ten esinlenerek daha iyi bir hayat sürmelerini istiyor.¼בשם אחמד אבו-הייבה, רוצה שצעירים יקבלו השראה מהאיסלם כדי להוביל חיים טובים יותר.
Ahmed Abou Haiba, gençlerin İslamiyet'ten esinlenerek daha iyi bir hayat sürmelerini istiyor.¼يسمى أحمد أبو هيبة، يريد أن يلهم الشباب بالإسلام من أجل حياة أفضل.
Ahmed Abou Haiba, gençlerin İslamiyet'ten esinlenerek daha iyi bir hayat sürmelerini istiyor.¼若い人たちが良い人生を送れるよう イスラム教に感化されてほしいのです その一番の方法とは
Aklıma esinlenmiş olabileceği iki kaynak geliyor. .C'était dans l'air du temps. Plutôt que de citer une seule source, j'en perçois plutôt deux différentes.
Aklıma esinlenmiş olabileceği iki kaynak geliyor. .Když se podívám na tuto budovu, radši než na jeden zdroj bych poukázal na dva různé zdroje.
Aklıma esinlenmiş olabileceği iki kaynak geliyor. .Patrząc na ten budynek wydaje mi się, że zamiast mówić o jednym źródle powinniśmy mówić o 2 różnych źródłach.
Aklıma esinlenmiş olabileceği iki kaynak geliyor. .Когато погледна сградата, ми се ще да покажа не един, а два различни източника на идеи.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Abbiamo lavorato con loro per creare un progetto che traesse ispirazione da quel paesaggio.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Am lucrat cu ei pentru a crea un proiect cu adevărat inspirat de acel peisaj natural.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Chúng tôi làm việc với họ để thực sự tạo ra một bản thiết kế xuất phát từ cảm hứng của sự hoang sơ.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Együtt dolgoztunk velük, hogy valóban olyat teremtsenek, amit az a tájkép ihletett.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Kami bekerja bersama mereka untuk menciptakan desain yang benar-benar terilhami oleh tanaman liar ini.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.저희는 그들과 진정으로 야생의 풍경에서 영감을 얻은 디자인을 만들기 위해 일했습니다.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Nous avons travaillé avec eux pour créer un design qui s'inspirait de ce paysage sauvage.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Pracovali jsme s nimi na tvorbě návrhu, který byl inspirovaný tím zdivočelým zákoutím.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Spolupracovali sme s nimi, aby sme naozaj vytvorili dizajn, ktorý sa inšpiroval tou divočinou.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Suunnittelimme heidän kanssaan mallin, villin niityn inspiroimana.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Trabajamos con ellos para crear realmente un diseño que estuviera inspirado en ese paisaje silvestre.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Trabalhámos com eles para criar um "design" que fosse inspirado na paisagem campestre.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Vi arbejde med dem for at skabe et design der var inspireret af den vilde natur.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Vi arbetade med dem för att riktigt skapa en design som var inspirerad av det vilda landskapet.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.We werkten met hen om een ontwerp te maken dat geïnspireerd was door het wilde landschap.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Współpracowaliśmy z nimi by stworzyć odpowiedni projekt zainspirowany dziczą.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Συνεργαστήκαμε μαζί τους για να δώσουμε στα σχέδια μια έμπνευση από εκείνη την αρχική άγρια βλάστηση.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Ми працювали з ними, щоб справді створити дизайн, натхненний цією дикою природою.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Мы работали над тем, чтобы действительно создать парк, на который нас вдохновила дикая растительность.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.Работихме с тях наистина да създадат дизайн, който да бъде вдъхновен от този див пейзаж.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.עבדנו איתם כדי באמת ליצור עיצוב בהשראת הטבע.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.واشتغلنا معهم لإنشاء تصميم مستلهم من تلك الزهور البرية.
Alanın kendisinden esinlenen bir tasarım oluşturabilmek için hep beraber çalıştık.デザインに取り組みました 公園は3つのセクションに分かれています
Ama çocuklarımızı esindirebilecek bir şey var --Aber es gibt etwas, das unsere Kinder heute wieder inspirieren kann.
Ama çocuklarımızı esindirebilecek bir şey var --Ale jest coś, co może zainspirować nasze dzieci.
Ama çocuklarımızı esindirebilecek bir şey var --Ale je tu něco, co může inspirovat naše dnešní děti.
Ama çocuklarımızı esindirebilecek bir şey var --Dar ceva se întâmplă care poate să ne inspire copii acum.
Ama çocuklarımızı esindirebilecek bir şey var --De azért van, ami inspirálhatja a gyerekeinket.
Ama çocuklarımızı esindirebilecek bir şey var --하지만 중요한 것은 밖에 즉 지금 아이들에게 영감을 주는 것에 있습니다.
Ama çocuklarımızı esindirebilecek bir şey var --Maar nu is er iets om onze kinderen te inspireren.
Ama çocuklarımızı esindirebilecek bir şey var --Mais quelque chose existe pour faire rêver nos enfants aujourd'hui.
Ama çocuklarımızı esindirebilecek bir şey var --Ma ora c'è qualcosa per entusiasmare i nostri ragazzi
Ama çocuklarımızı esindirebilecek bir şey var --Mas algo está lá fora para inspirar as crianças agora.
Ama çocuklarımızı esindirebilecek bir şey var --Mutta jotakin lapsia innostavaa on nyt tekeillä.