% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.Die Blockierzeit bei Stufe %1 sollte geringer sein, als die Ablaufzeit.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.En en nivel %1 el tiempo de bloqueo debería ser menor al de caducidad.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.Estoaika tasolla% 1 tulisi olla pienempi kuin vanhentumisaika.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.Le délai de blocage au niveau %1 doit être inférieur au délai d'expiration.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.Na poziomie% 1 czas blokowania powinien być krótszy od czasu ważności.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.Na ravni% 1 čas blokiranja ni manjši od časa preteka.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.No nível% 1, o tempo de bloqueio deve ser inferior ao tempo de expiração.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.Ο χρόνος εμπλοκής στο επίπεδο% 1 πρέπει να είναι μικρότερος από το χρόνο λήξης.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.Времето за блокиране на ниво% 1 не е по- малко от времето за завършване.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.Время блокировки на уровне% 1 должно быть меньше, чем время окончания.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.Час блокування на рівні% 1 має бути нижчим за час застарівання.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.זמן החסימה בשלב% 1 צריך להיות נמוך יותר מזמן הפקיעה.
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.الـ وقت عند مستوى وقت n
% 1 seviyesinde engellenme zamanı sona erme zamanından daha kısa olmalı.レベル %1 ではブロッキングの期間は有効期限よりも短くなければなりません。
Aklım ermez.Én igazán nem tudom.
Aklım ermez.Habar n-am !
Aklım ermez.- Ich weiß es nicht.
Aklım ermez.Ik kan er niet bij.
Aklım ermez.To mě napadlo.
Aklım ermez. Uzman olan sensin, ben değil.Вие сте специалистът, не аз.
Aklım ermez.- Yo no sé Io que es.
Aklım ermez.Δεν ξέρω.
Aklım ermez.- Но, что? - Я не знаю, что это!
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Ada empat hal yang terlalu sukar bagiku untuk dimengerti
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Có ba việc lấy làm diệu kỳ cho ta, Và bốn điều mà ta chẳng biết được:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Có ba việc lấy_làm diệu_kỳ cho ta , Và bốn điều mà ta chẳng biết được :
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Det er tre ting som er mig for underlige, og fire som jeg ikke skjønner:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Drei sind mir zu wunderbar, und das vierte verstehe ich nicht:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:E három megfoghatatlan elõttem, és e négy dolgot nem tudom:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Há três coisas que são maravilhosas demais para mim, sim, há quatro que não conheço:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Il y a trois choses qui sont au-dessus de ma portée, Même quatre que je ne puis comprendre:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:내가 심히 기이히 여기고도 깨닫지 못하는 것 서넛이 있나니
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Kolme on minusta ylen ihmeellistä, ja neljä on, joita en käsitä:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Te trzy rzeczy są ukryte przedemną, owszem cztery, których nie wiem:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Tieto tri veci sú nevystihnuteľné pre mňa a štyri, ktorých neznám:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Tre cose mi sono difficili, anzi quattro, che io non comprendo
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Trei lucruri sînt mai pesus de puterile mele, şi chiar patru pe cari nu le pot pricepe:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Tres cosas me son misteriosas, y tampoco comprendo la cuarta
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Tre ting äro mig för underbara, ja, fyra finnas, som jag icke kan spåra:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Tre Ting undres jeg over, fire fatter jeg ikke:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Tři tyto věci skryty jsou přede mnou, nýbrž čtyry, kterýchž neznám:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Troje mi je prečudno, in četvero, česar ne umejem:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Veel dingen zijn voor mij onbegrijpelijk, de volgende vier kan ik niet bevatten:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Τα τρια ταυτα ειναι θαυμαστα εις εμε, μαλιστα τεσσαρα δεν εννοω
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Три вещи непостижимы для меня, и четырех я не понимаю:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:Три неща има, които са непостижими за мене, - Дори четири, които не разбирам:
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:שלשה המה נפלאו ממני וארבע לא ידעתים׃
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:ثلاثة عجيبة فوقي واربعة لا اعرفها.
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:我 所 測 不 透 的 奇 妙 有 三 樣 、 連 我 所 不 知 道 的 共 有 四 樣
Aklımın ermediği üç şey, Anlamadığım dört şey var:我 所 測 不 透 的 奇妙 有 三 樣 、 連 我 所 不 知道 的 共 有 四 樣
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Alah, ole, ole, Alah, veľkolepé, bravo," nepochopiteľné, ale je to tak -- záblesk boha.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Alá, olé, olé, Alá, magnífico, bravo" incompreensível, mas lá está — um vislumbre de Deus.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, geweldig, bravo." Onbegrijpelijk, zie: een glimp van God.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, großartig, bravo" Unfassbar, da ist es: ein flüchtiger Blick auf Gott.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, hoàn hảo, hoan hô", không thể hiểu nổi, và nó đây rồi, chính sự hiện thân của Chúa.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, luar biasa, bravo." tak masuk akal, itu dia -- kilasan Tuhan.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, magnific, bravo." de neinteles iata - o farama de Dumnezeire.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, magnifico, bravo," incomprensibile, eccolo -- uno scorcio di Dio.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, magnífico, bravo," incomprensible, ahí está -- una visión de Dios.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi.-Allah, olé, olé, Allah, magnifikt, bravo. Där är det, en skymt av Gud.