ere ile cümle
ere kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IHvem havde, men nyligt entertain'd hævn, Og to't de gå som et lyn, thi, førend jeg
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IKdo je pa na novo entertain'd maščevanje, In to't gredo kot strela, za, jaz ere
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IKdo měl ale nově entertain'd pomstu a to't chodí jako blesk, na, ere I
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IKi volt, de az újonnan entertain'd bosszút, és to't mennek, mint a villám, mert, mire én
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IKto mal ale novo entertain'd pomstu a to't chodí ako blesk, na, ere Aj
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IKto miał, ale nowo entertain'd zemsty i to't idą jak błyskawica, bo, zanim I
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IKuka oli mutta vasta entertain'd kostaa, Ja to't ne menevät niinkuin salama, ja, ere I
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IQue había, pero recién entertain'd venganza, y to't van como un rayo, porque, antes de que yo
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IQue tinha, mas recentemente entertain'd vingança, E to't vão como um relâmpago, pois, antes que eu
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IQui a eu mais nouvellement entertain'd vengeance, et ils vont to't comme l'éclair, car, avant que je
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere ISiapa yang baru entertain'd tetapi balas dendam, Dan to't mereka pergi seperti petir, karena, sebelum aku
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IVem hade men nyligen entertain'd hämnd och to't de gå som en blixt, för, innan jag
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IWer hatte aber neu Rache entertain'd Und to't sie wie ein Blitz gehen, denn ehe ich
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IWie had maar pas entertain'd wraak, En to't ze gaan als een bliksem, want, voordat ik
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IΠοιος ήταν όμως entertain'd πρόσφατα εκδίκηση, και to't περνούν σαν αστραπή? Για, ΕΡΕ I
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IКой има, но наскоро entertain'd отмъщение, to't те като светкавица, защото, преди I
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IКто был, но недавно entertain'd мести, и to't они идут, как молния, ибо, прежде чем я
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere Iאבל מי היה entertain'd החדש נקמה, to't הם הולכים כמו ברק, כי, אני פה
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere Iولكن الذين كانوا entertain'd حديثا الانتقام ، ويذهبون to't مثل البرق ؛ ل، أنا يحرث
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere Iそして彼が落ちたとしてロミオは、オンにして飛んでいた、彼らはティバルトが殺害されたスタウトだった部分に描画できました。
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.A fost o poveste de dragoste sfârşitã brusc.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Äkillisesti päättynyt rakkaustarina.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Có một câu chuyện tình yêu đột ngột kết thúc.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Der var en kærlighedshistorie, der sluttede brat.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Eine Liebesgeschichte, die abrupt endete.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.En kärlekshistoria som fick ett abrupt slut.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Je bila ljubezenska zgodba z nenadnim koncem.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Kdysi dávno se odehrál milostný příběh, který náhle skončil.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.보이 카펠이 자동차 사고로 사망하며
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Una historia de amor que se termina súbitamente.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Una storia d'amore interrotta bruscamente.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Une histoire d'amour qui finit mal.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Volt egyszer egy love story, amely váratlanul véget ért.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Υπήρχε μια ιστορία αγάπης που τελείωσε απότομα.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Една любовна история завършва внезапно.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.История любви внезапно закончилась.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.Її історія кохання закінчилася трагічно.
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.قصة حب انتهت فجأة
Aniden sona eren bir aşk hikayesi vardı.ボーイ カペルが自動車事故で 亡くなります
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.아리스토텔레스는 행복을 "제1의 선(善)이라고 했습니다 궁극적으로 다른 모든 것들이 도달하고자 하는 목표 말입니다
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristote appelait le bonheur "le bien suprême", la finalité de tout.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristotele chiamava la felicità "il bene principale", il fine a cui tutte le altre cose sono rivolte.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristoteles kallade lycka för "det godaste", slutmålet som allt annat är riktat mot.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristóteles llamó a la felicidad "el bien supremo", el fin hacia el cual apuntan todas las otras cosas.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristoteles nazval šťastie "najvyššie dobro", cieľ, ku ktorému všetko smeruje.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristoteles nazýval štěstí něčím, k čemu všechny ostatní věci směřují.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristoteles noemde geluk 'het grote goed', in dienst waarvan al het andere staat.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristotel numea fericirea "bunul cel mai de preț", un scop spre care toate celelalte converg.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristotle gọi hạnh phúc là "thủ lĩnh tốt," một đích đến mà tất cả những thứ khác đều hướng tới.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Arisztotelész a boldogságot "a legfőbb jónak" nevezte, azt a célt, mely felé minden más dolog irányul.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Arystoteles uważał szczęście za główne dobro, cel, do którego prowadzą wszystkie drogi.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Ο Αριστοτέλης αποκάλεσε την ευτυχία "το τελειότερο αγαθό", το σκοπό προς τον οποίο αποσκοπούν όλα τ' άλλα.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Аристотел нарече щатието "основното благо", това към което всички се стремят.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Аристотель назвал счастье "высшим благом" — целью, которой служат все средства.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Аристотель називав щастя "найвищим добром", кінцевим пунктом, до якого прагне все суще.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.אריסטו כינה לאושר "המעלה הראשית," היעד אליו מתכוונים כל הדברים האחרים.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.سمّى أرسطو السعادة بـ"القائد الجيد" ، النهاية التي تسعى نحوها جميع الأشياء الأخرى.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.幸福という到達点のことを 「最高善」と呼びました この見方に依れば 大きな家 素敵な車や
Artık güneşin batmayacak, ayın çekilmeyecek, Çünkü RAB sonsuz ışığın olacak, Sona erecek yas günlerin.다시는 네 해가 지지 아니하며 네 달이 물러가지 아니할 것은 여호와가 네 영영한 빛이 되고 네 슬픔의 날이 마칠 것임이니라
Artık güneşin batmayacak, ayın çekilmeyecek, Çünkü RAB sonsuz ışığın olacak, Sona erecek yas günlerin.לא יבוא עוד שמשך וירחך לא יאסף כי יהוה יהיה לך לאור עולם ושלמו ימי אבלך׃