Üriner kateterizasyon idrar yolu enfeksiyonu riskini artırır.A kontaktlencsék növelik a fertőzés kockázatát.
Mukusun rengine bakılarak enfeksiyonun bakteriyel mi yoksa virüs kaynaklı mı olduğu belirlenemez.A váladék színéből nem lehet következtetni arra, hogy a fertőzést baktérium vagy vírus okozta.
İdrar yolu enfeksiyonları, kadınlarda en sık görülen bakteriyel enfeksiyonlardır.A húgyúti fertőzés a nők körében leggyakrabban előforduló bakteriális fertőzés.
Enfeksiyon kişisel hijyen ve temizlik kuralları ile etkili bir şekilde önlenebilir.A fertőzés hatásos megelőzését segíthetik a személyes higiénia és megfelelő közegészségügyi feltételek.
Enfeksiyona yakalananları tedavi için ivermektin ilacı her altı ila on iki ayda bir verilir.A megfertőzöttek Ivermectin gyógykezelést kapnak hat-tizenkét havonta.
Veba, Yersinia pestis adındaki bakteri tarafından oluşturulan enfeksiyon hastalıklarına verilen genel isimdir.A pestis (más néven dögvész) a Yersinia pestis nevű baktérium által okozott fertőző betegség.
Yara enfeksiyonu nadiren görülür.Láz szinte sohasem jelentkezik.
Enfeksiyon yalnızca birkaç solucandan kaynaklanıyorsa çoğunlukla bir belirti görülmez.Ha a fertőzést csupán néhány féreg okozza, a betegség gyakran tünetmentes.
Komplike olmayan enfeksiyonlara, yalnızca semptomlara dayalı olarak tanı konabilir ve tedavi edilebilir.A szövődménymentes fertőzések a tünetek alapján is diagnosztizálhatók és kezelhetők.
Nüksetme olgusu çok yaygın olup, insanların neredeyse yarısı bir yıl içinde ikinci kez enfeksiyon yaşar.Gyakoriak a visszatérő fertőzések, az emberek csaknem fele egy éven belül újra megfertőződik.
Enfeksiyonun olduğu yer genellikle ağrıya yol açar.Megerőltető izommunka esetén gyakori az ízületi fájdalom.
Pnömoni ölüme yol açan en yaygın hastaneden edinilmiş enfeksiyondur.A tüdőgyulladás a leggyakoribb kórházban szerzett fertőzés, amely halálhoz vezet.
Bu hastalık bir solucan enfeksiyonu türü olup ihmal edilen tropik hastalıklardandır.Az ostorféreg-fertőzést az elhanyagolt trópusi betegségek közé sorolják.
İyileşme evresinden sonra enfeksiyonun tekrarlanması sık görülen bir durumdur.Kezelés után gyakori az újrafertőződés.
Bu enfeksiyonlar daha sonra eve taşınır ve ailenin diğer fertlerine bulaşır.A fertőzést innen továbbviszik az otthonaikba és továbbadják a családtagjaiknak.
Bu enfeksiyona yakalanan çocuklarda zihinsel ve fiziksel gelişim geriliği gözlenebilir.A fertőzött gyermekeknél a szellemi és testi fejlődés visszamaradása figyelhető meg.
Bazı vajinal enfeksiyonlar cinsel yolla aktarılır.A járványos betegségek egy bizonyos része szexuális úton terjed.
Bazı idrar yolu enfeksiyonları bir belirti göstermezler.Ezek nem találtak fertőzésre utaló nyomokat.
Bu popülasyonda en yaygın enfeksiyon sebebi ve yine en yaygın hastaneye başvurma sebebidir.A gerincsérültek között ez a fertőzések, illetve a kórházi ellátás leggyakoribb oka.
Çocuklarda bir idrar yolu enfeksiyonu tanısı koyabilmek için, pozitif bir idrar kültürü gereklidir.Gyermekeknél a húgyúti fertőzés diagnózisának felállításához pozitív vizeleti tenyészetre van szükség.
Bunlar bu yüzden spesifik iltihaplar veya spesifik enfeksiyonlar grubu olarak adlandırılmıştır.Ezt az utóbbi csoportot specifikus nozokomiális fertőzésnek nevezik.
50 yaşın üstündekilerde ise Listeria monocytogenes ile enfeksiyon riski artmaktadır.Ötvenéves kor felett megnő a L. monocytogenes által okozott agyhártyagyulladás kockázata.
İmmünoassayın pozitif çıkması için, enfeksiyonun bulaşmasının ardından altı ila sekiz hafta geçmesi gerekir.A fertőzést követően hat-nyolc hétnek kell eltelnie ahhoz, hogy az immunteszt pozitív legyen.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.A szülés megindítására adott gyógyszer, mely nagyon ritkán infarktust okozhat.
Bakteriyel bir enfeksiyon durumunda ise antibiyotik kullanılır.Ha másodlagos bakteriális fertőzés alakul ki, antibiotikum alkalmazása szükséges.
İdrar yolu enfeksiyonları kadınlarda erkeklerde olduğundan dört kat daha sık görülür.A húgyúti fertőzések négyszer gyakoribbak a nőknél, mint a férfiaknál.
Eğer yeterince pişirilmezse enfeksiyona yol açabilir.Ha a kezelés elmarad, akkor fertőzéshez vezethet.
Nadir durumlarda enfeksiyon, tedaviye gerek kalmadan temizlenir.Ritka eset, hogy a fertőzés kezelés nélkül is elmúlik.
Enfeksiyondan korunmak için ilaçlı göz damlaları da verilir.Emellett a fertőzés megelőzésére antibiotikum adnak.
Bazı mayalar, örneğin Candida albicans insanlarda enfeksiyona yol açar (kandidiyaz).Jotkin tämän ryhmän hiivat, kuten Candida albicans, voivat aiheuttaa ihmiselle tulehduksen.
Antibiyotikler ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemek amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır.Antibiootteja käytetään yleisesti toissijaisten bakteeri-infektioiden ennaltaehkäisyyn.
Divertikülitis divertikülle birlikte enfeksiyon oluşumu anlamındadır.Divertikuliitti on divertikuloosin sairastaneen paksusuolen tulehdus.
Endokardit, kalbin iç zarının enfeksiyon kapmasıdır.Endokardiitti on sydämen sisäkalvon tulehdus.
Bademcik enfeksiyonuna tonsilit denir.Keuhkopussin tulehdustilaa kutsutaan pleuriitiksi.
Hastalar iyice zayıfladıklarından sık sık enfeksiyon hastalıklarına yakalanırlar.Potilaat esimerkiksi kärsivät usein vakavista infektioista ja laihtuvat.
Enfeksiyon iyileştikten sonra, tipik olarak izi kalır.Kun infektio paranee, alueelle jää yleensä arpi.
Travma veya enfeksiyona bağlı olarak gelişebilir.Tilaan voi liittyä arpeutumista tai tulehduksia.
Dogen, sonradan Jack'e Sayid'e enfeksiyon tanısı koyduğunu söyler ve Sayid'e yutturması için bir hap verir.Dogen kieltää asian ja käskee Jackiä antamaan Sayidille pillerin, joka ”parantaisi” Sayidin ”infektion”.
Viral Enfeksiyon kaynaklı vakaların %40-80’İ virüslerle ortaya çıkmaktadır.Tutkimuksissa on havaittu, että perinnölliset tekijät selittävät 40–80 prosenttia ÄO:n vaihtelustalähde?.
Pamukçuk ya da oral kandidiyaz, Candida albicans mantarının ağız mukozasında yaptığı enfeksiyondur.Sammas (lat. oropharyngeal candidiasis) on Candida albicans -hiivasienen aiheuttama suun tulehdus.
Bakıcılar, yavruları balık ağı ile kurtardılar fakat Knut'un kardeşi enfeksiyon sonucu dört gün sonra öldü.Neljän päivän kuluttua Knutin veli kuoli, ja eläintenhoitajat päättivät erottaa Knutin emostaan.
Dünya çapında yaklaşık 80 milyon kişide aktif enfeksiyon bulunmaktadır.Σε παγκόσμιο επίπεδο, περίπου 80 εκατομμύρια άνθρωποι έχουν ενεργό λοίμωξη.
(Akyuvarların, enfeksiyonlar gibi tehditlere karşı savaşarak vücudun korunmasına yardımcı olmaları gerekir.)(Τα λευκά αιμοσφαίρια βοηθούν τον οργανισμό ν' αμυνθεί πολεμώντας απειλές, όπως οι λοιμώξεις.)
Enfeksiyona yakalananları tedavi için ivermektin ilacı her altı ila on iki ayda bir verilir.Για τη θεραπεία των ατόμων που έχουν μολυνθεί χρησιμοποιείται το φάρμακο ιβερμεκτίνη κάθε έξι με δώδεκα μήνες.
Bu enfeksiyon çoğunlukla kirlenmiş su ya da gıda ile bulaşır.Αυτή η λοίμωξη μεταδίδεται συνήθως με το μολυσμένο νερό ή τα τρόφιμα.
1988 ve 2002'de, Avrupada binlerce sığ su foku phocine distemper virüs enfeksiyonu nedeniyle ölmüştür.Το 1988 και το 2002 χιλιάδες φώκιες σκοτώθηκαν στην Ευρώπη από τον ιό phocine distemper.
Anne sütü, hem enfeksiyon sıklığını hem de süresini azaltır.Το γάλα της μητέρας μειώνει και τη συχνότητα των μολύνσεων, και τη διάρκειά τους.
Enfeksiyon kişisel hijyen ve temizlik kuralları ile etkili bir şekilde önlenebilir.Η μόλυνση μπορεί να προληφθεί δραστικά μέσω προσωπικής καθαριότητας και υγιεινής.
Her sene yedi ila on milyon insanın leptospiroz enfeksiyonuna yakalandığı tahmin edilmektedir.Υπολογίζεται ότι επτά με δέκα εκατομμύρια άνθρωποι προσβάλλονται από λεπτοσπείρωση κάθε χρόνο.
Enfeksiyon riski, bağışıklık eksikliği ve nispeten düşük hijyen nedeniyle dolayı çocuklarda daha yüksektir.Ο κίνδυνος μόλυνσης είναι υψηλότερος στα παιδιά λόγω της έλλειψης ανοσίας και τη σχετικά ανεπαρκή υγιεινή.
Kulak enfeksiyonları, vakaların %30'unda baş gösterir.Οι λοιμώξεις των αυτιών λαμβάνουν χώρα στο 30% των περιπτώσεων.
Yanıklara ilişkin en yaygın komplikasyonlar enfeksiyon ile ilgilidir.Οι πιο συνηθισμένες επιπλοκές των εγκαυμάτων σχετίζονται με την μόλυνση.
Bu yaklaşık %40 gibi bir oranla hastane enfeksiyonlarının en yaygın sebebidir.Είναι η πιο κοινή αιτία για ενδονοσοκομειακές λοιμώξεις, οι οποίες ανέρχονται σε ποσοστό περίπου 40%.
Belirtiler, enfeksiyonun seyri sırasında değişkenlik gösterir.Τα συμπτώματα αλλάζουν κατά τη διάρκεια της μόλυνσης.
Yapılan test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.Η εξέταση δεν μπορεί να κάνει διαχωρισμό μεταξύ οξέων και χρόνιων λοιμώξεων.
Bu noktalar enfeksiyonun yayılmasını durdurur.Αυτό εμποδίζει τη μόλυνση από τη διάδοση.
Hepatit C özellikle karaciğeri etkileyen bir enfeksiyondur.Η ηπατίτιδα C είναι μία λοίμωξη που προσβάλλει κυρίως το ήπαρ.
Bu hastalık bir solucan enfeksiyonu türü olup ihmal edilen tropik hastalıklardandır.Ανήκει σε μία ομάδα ασθενειών που είναι γνωστές ως παραμελημένες τροπικές ασθένειες.
Kamçı solucanının yol açtığı bu enfeksiyon dünya genelinde yaklaşık 600 ila 800 milyon insanı etkilemektedir.Η λοίμωξη whipworm πλήττει περίπου 600 με 800 εκατομμύρια ανθρώπους παγκοσμίως.
İdrar yolu enfeksiyonları, kadınlarda en sık görülen bakteriyel enfeksiyonlardır.Οι λοιμώξεις του ουροποιητικού συστήματος είναι οι πιο συχνές βακτηριακές λοιμώξεις στις γυναίκες.